Öykü içinde öykücükler: “Bu Hikâye Tutar Canan” | Burak Soyer

Temmuz 10, 2026

Öykü içinde öykücükler: “Bu Hikâye Tutar Canan” | Burak Soyer

Sibel Oğuz, ikinci öykü kitabı “Bu Hikâye Tutar Canan”da yakaladığı samimi dili, ayrıntılar arasına eser miktarda serperek bireyin sıkışmış hâlini keskin bir gözlemle resmederken, öykü içinde öykü sunarak okuru metinlerinin arasında dolaştırmayı başarıyor.

Öyküde yazarın ele aldığı konuyu metnin bütüne yayması ya da meseleyi ufacık bir cümleye indirgeyerek anlatması tabiri caizse “an meselesi”dir. Bir bakarsınız bir öykü baştan sona film gibi akıyor, bazen de hikâye içinde küçük serpiştirmelerle yazar bunu bütünleştiriyor. Sibel Oğuz, ilk öykü kitabı “Annem, Zeytin ve Çay”da bu ikisini harmanlayıp, iyi tutturduğu samimi diliyle meramını zerresine kadar anlatmıştı. Oğuz’un yine Eksik Parça Yayınları’ndan çıkan ikinci öykü kitabı “Bu Hikâye Tutar Canan” da sıradan yaşamın içinde fark edemediğimiz, görmezden geldiğimiz detayları, aynı incelikle aktararak kişisel ve toplumsal olana dair çarpıcı gözlemlerini okura yine tüm samimiyetiyle sunuyor.

“Bu Hikâye Tutar Canan”da yer alan öyküler, sıradan insanların hayatlarını merkezine alan, onlara mercekle yaklaşan metinler. Oğuz’un ağırlıklı olarak kişinin kendine ve etrafındakilere yabancılaşmasını konu edinen öyküleri, sekanslarla birleşerek tüme varırken, arada kullandığı metaforik dil, okuru bu öyküler üzerinde düşünmeye sevk ediyor. Tek başına okunabileceği gibi ayrı ayrı okunduğu zamanda dahi birer mana çıkarılabilecek öyküler didaktik değil fakat konuya dair gözleminin değindiği noktaya işaret eden bir anlayışı mevcut.

Toplumsal olanla kişisel olanın arasına sıkışmış bireyin sessiz çığlığını da bu şekilde işleyen Sibel Oğuz, kendi kurduğu dünyanın karakterlerine de bu sıkışmışlık arasında roller vererek bir anlamda hikâyeyi onların sırtına yüklüyor. Bu da dilinin yalınlığını ve içtenliğini daha da ön plana çıkararak öyküleri okura yaklaştırıyor. Akıcı anlatımı, kısa cümleleriyle meseleyi uzatmadan sonuca bağlayan Sibel Oğuz, kişinin kendi dünyasına ilerleyen ama bunu yaparken asla dramatize eden bir yöntem kullanmayan öyküleriyle kendi derdini başkasınınkiyle, başkasınınkini de kendi derdiyle özdeşleştirerek ortak bir payda yaratıyor. Bu dertlerdeki ani ve derin kırılmaları ayrıntılarda saklayan Sibel Oğuz, bastırılmış, halı altına süpürülmüş meseleleri de yine bu detaylarda paylaştırarak gerisini öykünün gidişatına bırakıyor.

Sibel Oğuz, “Bu Hikâye Tutar Canan”da küçük ayrıntılardan yola çıkarak bütünlüklü öyküler anlatırken bu işlevini öykünün içine sığdırdığı öykücüklere tutuşturarak bütünsel bir anlam içeren metinler ortaya koyuyor. Bireyin kıyıda köşede kalmış hali pür mealine yeri geldiğinde tepeden yeri geldiğinde içeriden bakarak anlatan Sibel Oğuz, henüz ikinci kitabında kendi dilini oturtmuş bir yazarın mevcudiyetinin sinyallerini veriyor.  

Yorum yapın