
Dag Solstad‘ın ölümünden sonra yayımlanmasını vasiyet ettiği kitabı “Nihayet! Mutluluk. – Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam”, kendi deyimiyle “İnsanın kendi hayatını yaratmasında hafızanın oynadığı rolü” yaşam öyküsü üzerinden araştırıp örnekleyen bir kitap.
Dag Solstad, 16 Temmuz 1941’de doğmuş. Yaşasaydı 85. yaşını kutlayacaktık. 14 Mart 2025’de vefat etti. Geriye otuzdan fazla kitap bıraktı. Roman, öykü, tiyatro eserlerinin yanı sıra futbol hakkında denemelerden oluşan kitaplar da yayınlamış.
11 yaşındayken babası ölmüş. Babasından geriye iflas eden bakkalın borçları kalmış. Dag Solstad’ın kendisinden dokuz yaş büyük olan ağabeyi denizci olmuş ve annesi ayakkabıcıda satış elemanı olarak geçimini sağlamak zorunda kalmış.
Dag Solstad, “Yazılarıma baktığınızda, komünist olduğumu unutmamanızı umuyorum. Bu benim için çok önemli” demiş. Birçok kez komünist olduğunu ve komünist olarak hatırlanmak istediğini belirtmiş. “Nihayet! Mutluluk”da da çocukken komünist olduğunu anladığını söyleyerek anlatmaya başlıyor. Bu fikre kapıldığında Norveç’in Nazi işgalinden kurtulduğu yıllar. Kim Nazi geçmişine sahip kim değil tartışılıp ona göre nisanlatra tavır alınıyor. Komünist olmak da pek mubah değil, her zamanki gibi. Daha sonra Norveç kamuoyunda İKP’li (İşçilerin Komünist Partisi Marksist-Leninist, Maoist Fraksiyon) üyesi, komünist bir yazar olarak tanınmış Solstad. Partinin edebiyatın işçi kitlelerine hizmet etmesi gerektiği yönündeki taleplerine uygun olarak dört roman yazmış. Daha sonra, savaş öncesi, savaş sırasında ve sonrasında Norveç işçi sınıfı içindeki komünistler ve sosyal demokratlar arasındaki çatışmayı çok sayıda karakter aracılığıyla tasvir eden romanları yayınlanmış. Sonra da partideki yıllarına geri dönüp baktığı ve partideki koşulları mizahi ve ironik bir şekilde ele aldığı iki romanı daha çıkmış. Solstad, bu dönemi “ütopik dönemim” olarak adlandırmış.
Solstad’ın romanlarında geçmişe dönüş önemli bir tema olarak yer alıyor. 2002’de yayınlanan 16.07.41’den başlayarak kendini roman kahramanı olarak ele almaya başlamış.
“Nihayet! Mutluluk”un çok kişisel ve kendini ifşa edici olduğu için yazılmasının son derece zor olduğunu söylemiş. Yazdığına pişman olduğunu da belirtmiş, neyse ki ölümünden sonra yayınlanması fikrinden vazgeçmemiş. Karısı da vasiyetine uyarak ölümünden beş ay sonra kitabı yayınlattı.
Romanın alt başlığı “Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam” Dag Solstad’ın ne yapmak istediğini de net olarak açıklıyor. 81 yaşında çocukluk günlerine, babasının öldüğü yıla dönüp neler yaşandığını anımsamaya çalışıyor. Tabii ne kadar anımsayabilirse!
Başta makale olarak düşünmüş ama yazmaya devam edip 100 sayfalık bir oyluma ulaşınca bir anlatı, bir roman olduğuna karar vermiş yazdığının. Ama özenle “anı” dememeye çalışıyor. Çünkü anlattıklarını ne kadar anı, ne kadar belleğinin geçmişe dair yarattığı öyküler, imgeler olduğuna emin değil. Çünkü 70 yıl öncesini anımsamaya çalışıyor. “İnsanın kendi hayatını yaratmasında hafızanın oynadığı rolü” dert etmesinin nedeni de bu. Geçen yıllar içinde bellek anıları değiştirip farklılaştırıyor, eklemeler, çıkarmalar yapıyor, zaman kayabiliyor, yer, mekan ve kişiler değişebiliyor ve çoğu anı bir daha anımsanmamak üzere unutuluyor.

Solstad, başlangıçta o yaşta komünist olmasının nedeninin ne olduğunu, bu karara nasıl vardığını anlamaya, hatırlamaya çalışıyor. Ama bir türlü bunu bulamıyor. Öte yandan başta babası olmak üzere aile fertleriyle ilgili yeni anılar belirmeye başlıyor. Babasının bakkal dükkanı iflas etmiştir. Hastalanan baba günlerini evde “Perpetuum Mobile” yani dışarıdan enerji almadan sonsuza dek çalışacak ve iş yapacak bir “Ebedi Hareket Makinesi” icat etmeye çalışmaktadır. Bunu başarırsa zengin olacaktır. Evi geçindirmek, iflastan kalan borçları ödemek bir ayakkabıcıda çalışan annesine kalmıştır. Ağabeyi de çok genç yaşta evi terk eder ve denizci olur. Uzun yıllar görüşmezler. Dag Solstad bunun nedenini de sorgular, anımsamaya çalışır. Ama her ailede olduğu gibi onlarda da hiç söylenmeyen sırlar, acı gerçekler vardır.
Romanda Solstad diğer çocuklarla ilişkileri, kurduğu ve kuramadığı arkadaşlıkları ve okul çağındayken uğradığı zorbalığı da anlatıyor. 7-8 okul arkadaşının ona uyguladığı şiddeti kimselere söyleyememiş ama dert edinmiş, içinde yara olarak kalmış. Bunun gelecekteki yaşamına, eserlerine de yansıdığını düşünüyor.
Tür tartışmasının ise gereksiz olduğunu düşünüyorum. “Nihayet! Mutluluk” kurmaca ile anı arasındaki sınırı belirsizleştiren geç dönem otobiyografik bir metin. Okura veda etmek amacıyla yazılmış. Eşi Therese Bjørneboe’ye yönelen aşk bildirimi ise metne başka bir boyut katıyor.
“Nihayet! Mutluluk”u sevdiğimiz bir yazarın, Dag Solstad’ın bütün yazarlığı boyunca etrafında dolandığı baba, kimlik, politik uyanış, yabancılaşma ve yazının imkânsızlığı gibi meselelerini ele aldığı bir veda metni olarak okumak en doğrusu gibi görünüyor. “Nihayet! Mutluluk” aynı zamanda 64 sayfalık, tek oturuşta okunabilecek yapısıyla Dag Solstad’ı tanımak, eserlerini okumaya başlamak isteyen okurlar için de iyi bir başlangıç kitabı.
* “Nihayet! Mutluluk”, Dag Solstad, çev. Banu Gürsaler Syertsen, Yapı Kredi yay. Mayıs 2026.

















