
I.
Altüst’e dair yazmak istiyorum. Altüst: Oluş. Kalış. Duruş. Ve bilumum. Kes(k)inliği beklenmedik biçimde silen o kaçınılmaz ve bir o kadar belirgin hamleyi.
Bi(r)leşik, simetrik, asimetrik. Uzak dursun istenen, gayriihtiyari araya mesafe konan. Yana yöreye içten içe davet edilen. Planları bozguna uğratan. Aklı kayıtsızca baştan alan. Kalp seyrini değiştiren. Hafızayı çalkalayan. Sezgiyi çaptan düşürmeyen. Ruhu-ruhsallığı es geçmeyen. Şer sanılmışken hayır dağıtan.
Kararı yürürlükten kaldıranı. Siste netliği.
II.
ALTüst. altÜST. Sözcüğe beklenmedik anlamlar yükleyerek, edasını sarsarak, belagatini kekeleterek, ayarlarıyla oynayarak onun katmanlarında yepyeni oluşu(mu) görmek istiyorum.
Mümkünse zamansız bir zamanda yörünge bile henüz belirmemişken tersköşe seyir(me)den bahis açmak. Kabına sığmayan bir harf virajı alırken savrulan saç telleri……. Yeni cümle oluş……..
III.
Anlamın ve duygunun dekorasyonunda, salınımında sapmalar hasıl olduğunda bazı cümleler de yeni baştan kuruluveriyor. Öylesi hallerde Hayret sahnede değil.
Yüklendikleri ne varsa herbirinden usulca sıyrılıp kılıf değiştiren hecelerin farklı konumlanışlarına takılan kimseye rastlanmıyor.
Anlamadığına takla attıran düzen mi düzensizlik mi? Duygudan yalıtılmış satıhlarda dokuyu ne belirleyecek? Ya oradan pıtrak pıtrak türeyenlere geçiş üstünlüğü tanıyan kim? Böyle sorular her an boca edilebilir. Kimler tarafından? Bilmiyorum. Ama zihni-kalbi-bedeni altüst birileri olduğuna eminim.
IV.
Hiç değilse bazı kemikleşmiş sözel yapıları gözden geçirsek diye geçiriyorum içimden. Kendi dağarcığımızdan yükselip, kimbilir neler yüklenip üstümüze üstümüze geldiklerinde……… En azından böylesi kritik dönemeçlerde. Anlam tasfiyesi geri dönülemez biçimde gerçekleştiğinde……..
Neredeyse cüsseleştiklerinde mesela…… Kaçacak yer bulunur mu? Köşelerine sıkıştığımızda nasıl bir etki atmosferinde ağırlanacağız? Nasıl başa çıkacağız?: Tersyüz eden hamlelerle; cildinden sıyrılan, yeni veçhelerine beklentilerden çok daha hızlı kavuşan ne çok simetriyle…..
Bunları sorsak mesela. Silkelensek bir.
V.
Altüst’ü sorgusuz sualsiz tekrar edilmekten fenalık geçirmiş felaketlere doğru teklifsizce çekiştirmek isteyenlerin yazıp durdukları bolca okundu. Onu bir de ille yıkım’a doğru sürüklemeden ferah genişliklerde gönüllerince ağırlayıp keyifle ve huşu içinde tavaf etmek isteyenler var oysa.
Kim mi onlar? Kim’liklerine dair tuhaftır ama bugüne dek pek kafa yoran çıkmamış. Onların doğasına yak(ın)laşmak için kimsenin öyle uzun uzun yollar aşması, gittikleri yerlerden alelacele dönüp gelmesi gerekmediğini söyleyene rastlanmamış.
Altüst oluş hiç durmadan kendine yeni yeni yerler beğeniyor. Peşinde olduğu: Sürekli açı değişimi.
VI.
Savrulmadan konumundan sapan uzuvları okuyoruz aslında. Gözümüzün önündeler. Ayaklar başa. Baş ayaklara.
Altüst’ün yıkmalara değil yapmalara meylettirebileceğine uyanmak için darmaduman olma şartı konmamıştı. Ne sistemler değişmişti de kılı kıpırdayan tek kula rastlanmamıştı. Altüst’ün binbir kılıkta hangi yöne estiğinin, esnediğinin farkına bile varılmamıştı.
Sahipsiz, isimsiz, çağından sürülmüş. Bir öneri niyetiyle ortalığa serilmiş halde beliriyor altüst. Kendisini gönüllü biçimde, üstelik uluorta parçalayıp, tozlaştırıp malzemeye dönüştürdüğüne şaşılmasın.
Bir özne bir adım öne çıktığında neyi ayırt ettiğinin farkına bile varmadan ona bulanarak deneye atılmak istemiş olabilir pekâlâ. Neden şaşılsın ki bu beşere. Alışkanlıkları değiştirme arzusu ondaki esrime potansiyelini beklenmedik ölçüde artırmış olamaz mı?
Deneyle birlikte neşe sağanağı. Eylemlilikte ölçülemez artış. Bilinmez nasıl; yepyeni bir dirim kazanmış. Devinime kılık değiştirtmiş. Sıralı düzene çomak sokmuş. Tarih tohumlarına şüphe bulaştırmış.
VII.
Altüst müphem’e, müphemliğe davetiye çıkarıyor. Apansız yaratılmış bir boşluk bahşediyor. Ki bizzat kendisi zemini yaratılmakta olanın.
Bünyenin meydan okumasıyla elele işe koyulduklarını gördüğüm an başlamış olmalıyım yazmaya. Ne zaman duracağı kestirilemez ki bu başıboş eklemlerin. Yüzeylere öylesine gelişigüzel en oynak yerlerinden salıverilmişler. Danslarına sözcük denmiş.
Altüstlüğe teşne varoluşta iskelet anahtarlıklar gibi salınıyoruz diye yazdırılıvermiş kaleme. Kılı kıpırdamaz gezegenlerin gözünden kaçmış olmalıyız.
Rüzgârda mandallanmış çarşafların tatlı salınışı. Gökleri oyuna getirişlerini izliyoruz. Evet, haklısınız diyoruz: Altüst oluş düpedüz bilinç sekmesidir.


















