
Söyleşi: Şenay Eroğlu Aksoy
Sosyal medya kullanımıyla, örgütlenmenin, birlikte hareket etmenin kolaylaştığı bir dönemde Ankara’da faaliyet gösteren irili ufaklı okur grupları iyiden iyiye artmış durumda. Onlu sayılardan başlayıp yüzleri bulan üye sayılarına bakıldığında nasıl örgütlendikleri, okuma takvimleri, grup içi karar alma süreçleri merak konusu… Edebiyatın kalbinde duran bir yazar olarak Ankara’daki okur gruplarına biraz daha yakından bakarken kitaplar ve yazarlarla kurdukları bağı görünür kılmak amacıyla bir dizi söyleşi yapmaya karar verdim. Geçen hafta başladığımız söyleşi dizisine Ankara Okuyor’dan Arzu Demirel’le devam ediyoruz.
Şimdiden katılan, sorulara içtenlikle yanıt veren gruplara teşekkür ediyorum
1-Ankara Okuyor, ne zaman, nasıl kuruldu? Çevrimiçi buluşmalar dışında toplanmak için gerçek bir mekânınız var mı?
Sosyal medyaya 2010 yılında facebook ile başladım. Orada da kitap sayfalarına üye oldum. Okuduğum kitapların paylaşımını yaptım. Ortak kitap okuyup yorum yazardık. Oralarda birçok yerden okur tanışıklığım oldu. Herman Hesse’ nin Siddhartha’ sını okuduğumda, birileriyle hakkında konuşma ihtiyacı duydum. Facebook ve Instagram paylaşımlarıyla bu isteğimi söyledim. Bu çağrılarla, 2018 Mayıs’ ta Ankara Okuyor kuruldu.
Ankara Okuyor, temeli 2018’ de atılmış bir proje. İlerleyişi benim iş disiplinim yönünde. Onu bir hobi olarak görmüyorum. Sorumluluk duyduğum devamlılığını sağlamak için neler olması gerektiğine kafa yorduğum bir yer. TRT İç Yapımlar Dairesi Başkanlığı’ nda çalışıyorum. Televizyon Yapımcısı olduğum için fikir üretmek ve o fikri her seferinde yeniliklerle destekleyerek ilerletmek işimin gereği.
Yüz yüze, ayda iki defa toplanıyoruz. Birinde Ankara Okuyor olarak, diğerinde Ankara Öykü Atölyesi olarak.
Ankara Okuyor’ da yazar, çevirmen söyleşimizi yaptığımız büyük salonda, yılda sekiz defa toplanıyoruz. Ekimden – Mayıs’a kadar toplantılarımız devam ediyor. Haziran – Eylül arası dört ay tatile giriyoruz.

Ankara Öykü Atölyesi’ nde, küçük salonda toplanıyoruz. Bir öykü kitabından üç öykü seçiyoruz. Öykü yazım ödevi veriyoruz. Yazmak zorunlu değil. Öykü analizi ağırlıklıyız. Yazmaya heveslendirme yolundayız. Ankara Öykü Atölyesinde de yazar söyleşisi yapıyoruz. Oradaki okumalarımıza bizim edebiyat yolculuğumuzu destekleyecek farklı disiplinden okumalar ekliyoruz. Mitoloji, psikoloji, felsefe v.s.
Adnan Ötüken Kütüphanesi’ nde toplanıyoruz. Çevrim içi buluşmalarımız Ankara Okuyor olarak yok. Pandemide üyelerimizden online da toplanalım teklifi gelince okuma, sinema, yazı, psikoloji, sanat tarihi okumalarımız oldu. Bunlardan Denge Sinema, Denge Öykü, Öze Yolculuk, Birlikte Okuyoruz devam ediyor. Öze Yolculuk’ ta her ay bölüm bölüm Kurtlarla Koşan Kadınlar’ ı okuduk. Denge Sinema’ da ayda iki defa toplanıyoruz. Hepsi de gönüllü sunumlarla devam ediyor. Sunumu yapacak üyemiz filmi de seçiyor. Bizdeki bütün oluşumlar, üyelerin istekleri doğrultusunda, ihtiyaca yönelik yapılmıştır.
2- Sizi bir araya getiren temel motivasyon neydi? Grubunuzun hep gözettiği bir çalışma biçimi ya da manifestosu var mı?
Başlangıçta amacımız “ Tek başımıza işin içinden çıkamayacağımız zor kitapları birlikte okuyup anlamak” tı. Şimdi etkinliklerle devam eden farklı bir işleyişimiz var.
Butik bir okuma grubuyuz. Başka illere yayılma isteğimiz yok. Belirli kaliteyi, yıllar içinde değişim gerektiren konularda aktivasyon sağlayarak devam ettirme niyetindeyiz. Okuma grubumuz belirli bir sinerjiyle, aidiyet duygusuyla hareket ediyor.
3-Grup üyelikleri konusunda özel şartlarınız var mı, varsa bunlar nelerdir?
İnstagram paylaşımımızla misafir kabul ediyoruz. Üyelik için WhatsAppa üye olmak gerekiyor. Onun için referans ağırlıklı ilerliyoruz. Katılım yapacağını taahhüt etmesi gerekiyor. Elden geldiğince devam etmesi önceliğimiz. Yurtdışında olup Ankara’ ya geldiğinde devam eden üyelerimiz var.

4-Okuma takvimi, okunacak kitaplar, sunumlar, yazar buluşmaları… Tüm bunları nasıl planlıyorsunuz? Tüm grup üyeleri karar süreçlerinde yer alıyor mu?
Kitap seçiminde belirli bir kuralımız yok. Yazar söyleşisi yapma isteği de grup üyelerinden geldi. Birkaç yıldır yazar, çevirmen söyleşisi ağırlıklı ilerliyoruz. Onlarda okunacak kitaba yazar ve çevirmen karar veriyor. Okuma gruplarıyla ortak etkinlik yapıyoruz. İlk kurulduğumuz zaman kendi seçtiğimiz kitapların kült, çoğunlukla yabancı, kısmen yerli, zor anlaşılır kitaplar olmasına özen gösteriyorduk. Yıllar içinde bunun uygulamada ulaşılır bir hedef olmadığına karar verdik. Üyelerimizin her birinin özel okumaları, bağlı olduğu başka kitap grupları olduğundan ay içinde okuyup konuşabileceğimiz minvalde olmasına özen gösteriyoruz. Sunum yapacak üyemizi seçiyoruz. Daha önce sunum yapmamışlara öncelik tanıyoruz. Onu da görevlendirme olarak yapıyoruz. Sunum yapmak ister misin, diye soruyoruz. Başlık belirliyoruz. Sunum yapacak kişi bizim okur zevkimizi bildiğinden ona göre kitap seçimiyle geliyor. Latin Amerika Edebiyatı, Distopya Edebiyatı vs. başlıklarımızdan birkaçı.
5-Sosyal medya hesabınızdaki takipçi sayısı ve grubunuzun üye sayısı arasında nasıl bir oran var? Takipçi sayısını artırmak sizinler için bir hedef mi? Yanıtınız evetse neden?
Belirli bir mekânda toplanıyoruz. Oraya sığabilecek ve üyelerimizin fikirlerini rahatlıkla beyan edebileceği sayıda katılımcı bizim ana kriterimiz. Takipçi sayımızı görünürlük açısından önemsiyorum. Takipçilerden söyleşilerimize katılım oluyor.
6-Yazarlara ulaşmanın kolaylaştığı bir ortamda, kitaplardan çok yazma ritüellerinin, yazarların gündelik hallerinin daha görünür kılındığı kanısındayım. Kitap kapakları, imzalı sayfalar, popüler yazarlarla çekilmiş afili fotoğraf kareleri akıp geçiyor önümüzden. Tüm bunların içinde yazarı bir kenarda tutarak, kitapları, iyi edebiyatı görünür kılmak nasıl mümkün olur sizce?
Okuma grubumuza yazar davet ettiğimiz için hem söyleşi hem misafir ağırlamak hem canlı yayın psikolojisi bir arada oluyor. Hem yazarın hem bizim memnuniyetimiz için çaba gösteriyoruz. Bir yıl yazarı beklediğimiz ve eserini de detaylı okuduğumuz için eseri yazarıyla anlama çabasında oluyoruz. Aramızda, ben de dâhil yazma hevesinde olan arkadaşlarımız olduğundan yazma eylemi bizim için önemli. Rutinlerini, eserin filizlendiği zamanı, devamındaki süreçleri soruyoruz. Bize gelen yazarlar, okuma grubumuzun sunum yaparak okudukları kitaplar, iyi edebiyat olduğundan, iyi eserleri görünür kılmayı, eylemsel olarak yapıyoruz. Ankara Okuyor’ a katılım, etkinliklerimiz ve okuduğumuz kitaplar ilgi çektiği için oluyor.

Sosyal ağ ile ilerlediğimizden iyi edebiyatın peşindeyiz. Bir şekilde grup olarak bu kesişimi iyi bir şekilde yaşıyoruz.
Ankara Okuyor’un varlığı benim okurluğumu da yıllar içinde değiştirdi. Kitap okumanın tek başına yapılan bir eylem olduğuna inanırdım. Yabancı edebiyat okuruydum. Sadece Yaşar Kemal’in birçok serisini ilkokulda okumuştum. Üniversite ve kurum kütüphanelerinden beslenirdim. Kitap alınması gerektiğini inanmazdım. Yıllar içinde güzel bir kütüphanem oldu. Yerli yazarlara da ilgim arttı.
7-Çok okunan/ çok takipçisi olan yazarlar ya da büyük yayınevleri, çalışma dinamiklerinizi nasıl etkiliyor?
Okuma grubumuzun yolculuğu bir yıl önceden ne yaptığımıza, nasıl bir sosyal ağ kurduğumuza göre değişiklik gösteriyor. Bir yıl önceden diğer yılı kuruyoruz. Bunları hazırlarken söyleşinin grubumuza katkısını, yazarın eserlerini dikkate alıyoruz. Üyelerin önerdiği yazarlar oluyor. Onlarla da irtibata geçiyoruz.


















