Yazarın Odası: Demet Yılmazkuday | Meltem Dağcı

Mart 12, 2026

Yazarın Odası: Demet Yılmazkuday | Meltem Dağcı

Edebiyatçıların yaşamlarını, yazdıkları mekânları, son zamanlarda okuduğu kitapları bu defa yakınlarının gözünden mercek altına almaya çalıştık.Yazar Demet Yılmazkuday’ı eşi Hakan Yılmazkuday ile konuştuk.

1)Yazılarını nerede yazar? Yazarken denk geldiğinizde o an yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?

Yazılarını genelde çalışma odasında yazar. Ama ilk yazmaya başladığı zamanlarda mekân çok daha değişkendi. Oradan oraya taşınır, bazen mutfak masasında, bazen salonda, bazen de gecenin çok geç saatlerinde yazdığı olurdu. Yazma pratiği arttıkça ve yazmayı adeta bir “iş” haline getirdikçe saatleri de daha düzenli bir hale geldi; artık çoğunlukla ofisinde, daha normal saatlerde çalışıyor. Disiplin geldikçe yazı da sanki yerini buldu diyebilirim. Yine ilk zamanlarla kıyaslayarak söyleyebilirim: Demet’in yaratıcı sürecin içinde olduğunu anlamak hiç zor değildi. Evde dizüstü bilgisayarıyla dolaşır, düşünerek yürür, bazen bir cümleyi tekrar tekrar mırıldanırdı. O yaratıcı moddayken dış dünyayla bağı neredeyse gözle görülür biçimde azalırdı. Aile içinde buna takılırdık; hafif “zombie” hali derdik. Bazen ona bir şey sorduğumuzda birkaç saniye sonra dünyaya geri dönerdi. Zamanla —muhtemelen disiplin geliştikçe— ofisine çekilmeyi öğrendi. Artık o moddan daha “insan” bir versiyonla dönüyor diyebilirim.

2) Arkadaşınızla yazı/okuma üzerine neler paylaşırsınız?

Demet farklı türlerde okur; merakı geniştir. Bizim edebî olarak kesiştiğimiz alanlar çok geniş değil açıkçası. Ama ortaklaştığımız türlerde birbirimize kitap öneririz. Bazen aynı kitabı farklı yerlerinden yakalayıp konuştuğumuz olur; bazen de birimiz çok etkilenir, diğeri daha mesafeli kalır. Uzun, teorik edebiyat tartışmalarımız yok ama kısa, samimi ve yoğun fikir alışverişlerimiz vardır diyebilirim. Okuma bizim için çoğu zaman daha bireysel bir uğraş; herkes kendi dünyasında okur, sonra istersek o dünyaları birbirimize açarız.

3)Yazdıklarıyla ilgili sizden ne tür fikir/ öneri alır?

Benimle yazdıklarını çok sık paylaşmaz. Daha çok çocuğumuzla paylaşır. Çocuğumuz sanatla, özellikle yazıyla ilgilendiği için onun edebî gözüne güvenir. Hatta daha fikir aşamasındayken heyecanla gidip anlatır; birlikte fikrin etrafında dolaşırlar, karakterleri, duyguyu, tonu konuşurlar.

Tabii kuşak farkı ve edebî zevklerindeki ayrılık nedeniyle çoğu zaman aynı fikirde olmazlar. Ama o tartışmalar ikisini de besler; bazen fikir değişir, bazen sadece keskinleşir. Ben bu sohbetlere pek dahil edilmem. Nadiren çağrıldığımda da fikirlerim büyük bir coşkuyla karşılanmaz, onu söyleyebilirim.

4)Yazı yazarken vazgeçemediği ritüelleri nelerdir?

Belirgin ritüelleri yok. Ama içinde bulunduğu hâl bize hemen yaratıcı süreçte olduğunu gösterir. Normalde evde oldukça hareketlidir; hatta zaman zaman yaramaz bir çocuk gibidir. Yazı sürecindeyken biraz içine döner, dış dünyayla teması azalır, dikkati içeriye yönelir. Ama onu heyecanlandıran bir gelişme olduğunda —yeni bir fikir, tamamlanmış bir öykü, çözülen bir düğüm— bizimle paylaşmaya geldiğinde enerjisi birkaç Demet gücündedir. Heyecanı bulaşıcıdır; biz de o enerjiyi hissederiz.

5)Son olarak, elinde en son gördüğünüz kitapları öğrenebilir miyiz?

Son dönemde daha çok e-kitap okuduğu ya da sesli kitap dinlediği için elinde fiziksel kitap pek görmedim. Ama bir süre önce Irmak Zileli’nin Şimdi Buradaydı adlı kitabını okuduğunu biliyorum. Son zamanlarda özellikle Kuzey Avrupalı yazarların polisiyelerine merak sardı; epeyce dinledi. En son bitirdiği roman (e-kitap olarak) José Saramago’nun Körlük’üydü. Şu anda da yine aynı yazarın Görmek adlı romanına devam ediyor. Demet çoğu zaman kendini bir türe ya da bir yazara kaptırır. Bir yazarın ya da bir türün dünyasına girince bir süre orada kalmayı seviyor diyebilirim.

Yorum yapın