Zeytin Dalı’nda Müge İplikçi’nin yeni konuğu Kaya Genç

Ocak 21, 2026

Zeytin Dalı’nda Müge İplikçi’nin yeni konuğu Kaya Genç

Zeytin Dalı’nın bu bölümünde Müge İplikçi, yazar ve eleştirmen Kaya Genç ile 17 yılda yazdığı otobiyografik romanı “Şehir” üzerine kapsamlı bir söyleşi gerçekleştiriyor. Söyleşide Kaya Genç’in 2004–2005 yıllarında Amsterdam’da geçen deneyimlerinden doğan romanın yazım süreci, erkeklik, kırılganlık, korku ve körlük temaları, birinci tekil anlatının riskleri, hafıza ile edebiyat arasındaki ilişki, yazarlığın bir meslek mi yoksa bir hakikat arayışı mı olduğu tartışılıyor. “Şehir”, yalnızca bir “kent romanı” değil; aynı zamanda erkeklik, göç, Avrupa, Türkiye, kimlik, cinsellik ve politik körlük üzerine derin bir edebi hafıza metni olarak ele alınıyor.

Zeytin Dalı’nda bu hafta Müge İplikçi’nin konuğu Kaya Genç oldu. Kaya Genç yeni kitabı “Şehir”in temasını, kitaptaki karakterleri ve kitabın yazım sürecini İplikçi’ye anlattı. Genç, kitabın kapak tasarımını Okay Karadayılar’ın üstlendiğini belirtti.

Genç, romancılığın eskiden yapay görüldüğü, kurmaca ve gerçek hayatla bağlantısız düşünüldüğü bir dönemde yetiştiğini belirtti. Ancak Tezer Özlü, Oğuz Atay, Leyla Erbil, Sevim Burak ve Annie Ernaux gibi yazarları okuduktan sonra kendi yaşadığı sıkıntı, hayal kırıklığı ve körlüğün de edebiyatın malzemesi olabileceği fikrine ulaştığını belirtti.

Genç, kitabın otobiyografik bir nitelik taşıdığını söyledi ve ekledi:

“Kitabın baş kahramanı Evren kendi deneyimlerimle yarattığım bir karakter. Çevremde aşk, cinsellik, siyaset gibi birçok konuda tarihsel diyebileceğim olaylar yaşanıyordu ama ben onları göremiyordum. Evren de aslında kime ilgi duyduğunu, ne yapmak istediğini hissedip onun adını koyamayan ve de kendi korkuları içinde kendine duvar ören bir karakter.”

Kitap tanıtım bülteni

Ağustos 2004. Atatürk Havalimanı.

Yirmi üç yaşında bir Amsterdam yolcusu.

İngiliz Edebiyatı alanında yüksek lisans yapma kisvesi altında, başka bir ortamda romancı olma hayalleri kuran bir genç. Aynı evde kaldığı karizmatik felsefeci Tomasz ve onun Hollandalı eksantrik kız arkadaşı Sharon. Yaşadığı yerin iki sokak ötesinde işlenen ve Avrupa siyasetini sarsan Theo van Gogh cinayeti. Göçmenlik ve demokrasi sorunlarını tutkuyla tartışan Amsterdamlıları izlerken ve onların aralarına katılırken, 750 yıllık bu kanal şehrinin her sokağını keşfetmek, müze evlerde, sahaflarda, Kırmızı Işık semtinde dolanmak, hayaller kurmak. Farklı kültürlerden gelmenin aykırılıklarına alışmaya çalışırken kendini sorgulamak ve yeni ilişkilerin büyüsüne kapılmak. Yazmanın, kendi sesini bulmanın, nihayet özgür olduğunu hissetmenin baş döndürücülüğü.

Şehir, 2000’lerin ilk on yılının tam orta noktasında, yirmili yaşlarında üç insanın paylaştıkları dört mevsimi anlatıyor. Amsterdam’da atılan her adımın, girilen her sokağın, binilen her trenin, yenilen her yemeğin, konuşulan her konunun mucizevi bir biçimde yeniden canlandığı beş bölümlük bir büyüme ve olgunlaşma hikâyesi.

Yorum yapın