
Rüyalar Kenti, aksiyonla birlikte birçok duyguyu harekete geçiren bir roman. Okuru, pişmanlık, vicdan, mafya, kaybedilen sevgilinin yası üzerinde maceraya götürürken düşünmeye de davet ediyor. Baş kahraman Danny Ryan üzerinden ilerleyen bu macera dolu eser, hem vicdanla hem de bu dünyanın zorbalığıyla yüz yüze getiriyor.
Eser, okuru macera içinde düşündürüyor. Kahramanın, düşmanlarını affetmesi, başına geleceklerin sebebi oluyor. Düşmanımızı affetmek, affetmemek çelişkisiyle romanda ilerliyoruz. Ryan’ın vicdanı ve mafya ile yüz yüze gelmesi eser boyunca sürüyor.
Ryan, eşini kaybettikten sonra küçük oğlu ile birlikte mafyadan kaçarak hayatta kalma çabası vermekte. Mafyadan, uyuşturucudan kaçmak istedikçe, çevresi doğal olarak azalıyor ve daha da fenası FBI ve Moretti mafyası peşine düşüyor.
Eser, Ryan ve yaşamda kalma çabası üzerine aksiyon alırken, aile bağlarını, yasa dışı işlerden uzak kalabilmek için verilen çabayı ve mafyanın parasal güçle nasıl şekillendiğini işliyor. Bir ailede, dostlukta, ebeveyn olmada başarılı olabilmek için gerekli olan maneviyatın ne olması gerektiğini düşündürüyor.
Mafyanın da ailesel sorunlarla (vicdanla) boğuştuğunu görmek, Ryan’ın da aynı paralelde aile, sorumluluk ve kendini suçlama ekseninde olması kitabı bir üst katmana taşıyor. Ryan hem kendini suçlarken hem de annesiyle ilişkisini düzeltme çabasına giriyor olması okura “vicdan” ı yeniden düşündürüyor. Bu vicdan meselesi mafya içinde geçerli. Mafya ve vicdan ne kadar uzak görünse de bu sistemin elemanlarının en yakınlarıyla olan sorunları da kurgunun içinde hayli dikkat çekici.
Kahraman Ryan, yeni bir hayata uyum sağlamaya çalışırken yine hassas okurlar için bir soru getiriyor akıllara. Bu özgürlüğün bedeli var mı? Bedel ödenecekse, geçmişini silemezse, bu özgürlük olur mu? Eserdeki diğer tüm kahramanlar baş kahraman Ryan gibi türlü çelişkiler içinde. Suç işlemekten korkmayan ama inançlarına bağlı olanlar da var, aile bağlarına düşkün şiddet ve suç seven mafya da.
Okurun esere kendini yakın hissedeceği bir bölüm de Ryan’ın annesi ile olan ilişkisinin kurgulandığı bölüm. Burada aynı zamanda anneanne ve torunun yaklaşımını da görmek mümkün. Bu bölüm annenin iç çatışmasını anlamak, oğlunu yönlendirirken nasıl baskıladığını görmek, bugün birçok ailede gördüğümüz bir eylem olarak bize yabancı değil. Bu bakımdan eserin bu bölümü evladın annesine, annenin evlada doğal baskısını değerlendirmek bakımından önemli.
Kahraman geçmişi, aile bağları, mafya ve FBI ile savaşı devam ederken yeni bir kahramanla Diane’le yeni bir serüvene başlıyor. Bu serüven her ikisinin de kendini tanıma serüveni. Hollywood’da yepyeni bir savaşta kim geçmişinden arınacak ve bu sevgiyi yaşatacak? Bir bakıma kahraman Ryan’ın değişimi dönüşümünü, yalnızlığını, ilişkilerdeki kırılmayı ve romandaki tüm karakterlerin kendileriyle yüzleşmelerini izliyoruz.
Eserin son bölümlerinde duygu yoğunluğu daha da artıyor. Aile ilişkileri kahraman üzerinden vurguyla anlatılırken bu kez başka bir yasa giriyor ve yeniden kendini suçluyor. Bu suçluluk belki de kaybettiklerimizin geri gelmeyeceğini kabullendiğimizde daha da şiddetleniyor. Okur, adalet, intikam sadakat, ait olma ya da dışlanma duygularıyla yoğun bir bölümde belki de kendini sorgulayacak.
Kahramanımız Ryan’ın son bölümde bambaşka bir yolculuğa çıktığını görüyoruz. Bu yolculuk onun yeniden başladığını mı yoksa sona geldiğini mi gösteriyor? Bunu meraklı okurlara bırakıyorum.
Aile, sorumluluk, geçmişle ve kendinle yüzleşebilme, ihanet, ait olma insana dair ne kadar çıkmaz ya da olmazsa olmaz dediğimiz hisler, duygular varsa bu kitapta. Çok katmanlı çok kahramanlı ve çok maceralı.
Eksik Parça yayınlarından çıkan bu kitabı okumanızı öneririm.

















