Masthead header

Yenilmek ve kazanmak hakkında soruların romanı: Asal | Serkan Parlak

“Asal, insanı bir gölge gibi takip eden karanlığı yırtmaya çalışanların ortak sesi. Kulağımıza adımızı okudukları gibi, acıdan ve mutluluktan her an uyanabileceğimizi fısıldıyor duymaya hazır olanlara. O; doğuştan, aileden, çocukluktan ve hayatın akışından yüklendiklerimizi değiştirebilme gücümüzü sınayan bir hikâyenin kahramanı. Yenilmek ve kazanmak hakkında bize söyleyeceği çok şey var.” deniyor Nemesis Kitap tarafından yayımlanan Sevil Üçüncüoğlu’nun ilk romanı “Asal”ın arka kapak yazısında. 

Romanda birinci tekil kişi, ben anlatıcı kullanılmış. Olup bitene romanın merkez kişisi Asal, yardımcı kişiler Tuana ve annesi Ahsen’in bakış açıları üzerinden yaklaşıyoruz. Ahsen, çocukluğunda babasından kaynaklanan sorunlar yaşar. Babasının baskısıyla âşık olduğu adamla evlenmekten vazgeçer. Amcasının tacizine uğrar. Yetişkinliğinde başarılı bir akademisyen ve iş kadınıdır. Kocası eve terk eder. Çocukluğunda yaşadıklarına benzer problemleri oğlu Asal’ın yaşamasını istemez -doğum sürecinde yaşadığı sıkıntılardan kaynaklı birtakım problemleri olduğuna inanır- ancak benzer ama farklı bir sürecin yaşanmasına da engel olamaz.  

Asal; toplumsal normlara, ilişki biçimlerine uyum sağlamaya çalışır ancak başaramaz. Suçluluk duygusu yaşar. Çevresindeki insanların önyargılı tutumlarıyla uğraşıp durur. Zihnindeki bitmek bilmeyen sorulara yanıtlar arar. İçine düştüğü çatışmaların ardından uykusuzluk, sanrılar nedeniyle bipolar bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu teşhisiyle kliniğe yatırılır ve psikolojik destek almaya başlar. Terapi sürecinde bireysel yabancılaşma-toplumsal uyum, aşkla bağlanma-özgürlük gibi ikilikler üzerine düşünür. Psikoloğunun önerisi üzerine, Kafka’nın Dönüşüm’ünü okumaya başlar. Asal, bu dönemde birey-toplum ikiliği üzerine fikirler yürütür, sorgulamalar yapar. Asal, bir süre sonra iyileştiği düşünülerek taburcu edilir. Doğa yürüyüşüne çıktığı bir gün, bir köpeğe eziyet eden gruba müdahale eder ve dayak yer, iki gün komada kalır. Çıktığında spor, beslenme ile kendine gelmeye çalışır. Bu dönemde Tuana’nın hissettiklerinden haberdar değildir. 

Sevil Üçüncüoğlu’nun ilk romanı “Asal”ın merkezinde bağlılık ve bağımlılık üzerinden gelişen anne-oğul ilişkisi de var. Bu durumun romanın merkez karakteri Asal’ın annesi dışındaki kadınlarla olan ilişkilerine yansıdığını görüyoruz. Geçirdiği kazadan sonra yardım almaya başlaması, annesinin o sırada kanser tedavisi için yurt dışında olması nedeniyle hissettiği duygular onun hayatında ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.  Yaşadığı bütün çatışmalar ve yaptığı sorgulamalara karşılık bağlılık, sevgi, iletişim ve konforlu bir yaşam isteği de görünür oluyor Asal’ın. Bu durum hayatın anlamına dair sorularına uygun değil aslında. 

Birey olmakla toplumsal normlara uymak arasında gidip gelen bir karakter Asal, ama sonuçta seçimlerini yapıyor. “Asal sayılar, sadece iki pozitif tam sayı böleni olan doğal sayılardır. Sadece kendisine ve 1 sayısına kalansız bölünebilen 1’den büyük tam sayılardır. Öklid’den beri asal sayıların sonsuz olduğu bilinir. Asal sayılar hakkındaki pek çok soru günümüzde hâlâ cevaplanamamaktadır.” deniyor Wikipedia’da. Bu tanım romanda kendine bölünmekten kurtulup başka biriyle bütünleşmek, iki olmak ancak aşk sayesinde mümkün olabilir iletisine kaynak teşkil ediyor. Üçüncüoğlu, Edebiyat Haber’de yayımlanan söyleşisinde Asal’ı şöyle açıklıyor: “Asal ana, temel niteliğinde olan, başlıca anlamına geliyor. İnsanın temeli ne? Öze nasıl döner? Varoluşunu nasıl keşfeder? Bu noktalarda; asal sayıların anlamına dikkat çekmek istiyorum. Asal sayılar, yalnızca kendine ve bire bölünebilir. Asal şuurunu, insanın tekâmül yolculuğuna dayandırırsak (kendini gerçekleştirme/insanın ulaştığı en üst mertebe/ piramidin en üst basamağı) ; gerçek benliğimize ancak kendimize ve bire (yani hakikatimize) bölünebildiğimizde ulaşabiliriz.”

edebiyathaber.net (16 Haziran 2022)

  • Nergiz Nisan Gümüş - 17/06/2022 - 19:52

    Asal aslında aramızda bizimle beraber yaşayan pekçok kişiden biri.Aslında Asal belki de biziz.Çünkü Asal kendi hissettiklerini öyle detaylı ve etraflıca anlatıyor ki bu sanki benim diyebiliyorsunuz.Kadınlar ve erkekler arasında ki ilişkiye romanda başka bir gözle bakıyoruz.Sanki acınası durumda olan Asal’a kadınların yoğun ilgisi var fakat hicbiri bu durumu merhametinden değil,gerçekten sevdiğinden …Kitap ,bipolar tanısı alan bir bireyin neler hissettigini,onun dünyayı nasıl gördüğünü öyle güzel betimliyor ki ,kendi dünyalarında yaşayan özel insanları anlayabilme ve analiz edebilme yetisini bizlere kazandırıyor.Keşke biz ,bizden farklı olanları herzaman anlayabilsek Teşekkürler Sevil Üçüncüoğlucevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r