Edebiyatçıların yaşamlarını, yazdıkları mekânları ve son dönemde okudukları kitapları bu defa yakınlarının gözünden mercek altına almaya çalıştık. Yazar Sibel Oğuz’u eşi Nusret Oğuz ile konuştuk.

1) Yazılarını nerede yazar? Yazarken denk geldiğinizde yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?
İnsanın bir işi yapma arzusu çok güçlü olduğunda mekânlar değersizleşir. Hele ki bu yazma arzusuysa, Sibel için her şey önemini yitirir; mekânlar araçsallaşır. Kendine ait bir çalışma odası olmasına rağmen onu mekânla sınırlandırmak pek mümkün değil. Evin kullanılabilir her alanını değerlendirir. Uzun süre sabit kalmayı sevmediğinden olsa gerek, onu her odada yazarken görmek mümkün. Mutfak, okumak ve yazmak için onun özel alanlarından biri. Bunun yanı sıra geceleri okuma ve yazmaya daha çok zaman ayırdığı için uyandığımda onu yatakta okurken ya da yazarken görüyorum. Kısacası ne yapar ne eder, kendine bir alan açar.b Çoğunlukla geceleri yazar; sessizlik ve kendisiyle baş başa kalma hâlinin, yazma eyleminde aradığı huzuru sağladığını pekâlâ görebiliyorum. Sibel’i sadece yazmakla sınırlandırmak ona haksızlık olur. Yürürken, otururken, yemek masasındayken bile zihninde yazacağı şeyleri kurguladığını biliyor ve anlıyorum. O vakit yazma heyecanı, mekân ve zaman kavramlarını devre dışı bırakıyor. Karakterleriyle etkileşim içine girdiğinde ortamdan kopup onların dünyalarına dâhil olabiliyor. “Karakterlere kendilerini tanıtma fırsatı vermezsem, onların sahici dünyalarına giremem.” dediğine çok kez tanık oldum. Bir keresinde mutfakta yazarken ağladığına şahit oldum. Kısacası yazmak onun için bir disiplin ve ciddiyettir.
Benim için olumsuzluklardan biri ise yazma eylemiyle bütünleşirken mutfaktaki yemek çeşidinin giderek azalması.
2) Eşinizle yazı/okuma üzerine neler paylaşırsınız?
Ben yazmadığım için daha çok okuma üzerine konuşmalarımız olur. Akşam yemeklerinde okumakta olduğu kitabı, o gün edebiyata dair yaşadığı her şeyi özetler. Kitaplar, yazarlar ve bazen de Sibel’in yazdıkları hakkında konuşur, paylaşımlarda bulunuruz.
3) Yazdıklarıyla ilgili sizden ne tür fikir/öneri alır?
Yazdığı metinlere bir başkasının gözüyle bakmayı önemser; yazdıklarıyla ilgili benim düşüncelerimi de merak eder. Bir bölümünü okutarak yorumlarımı alır. İlk zamanlarda daha çok vakit ayırıyordum fakat kendi iş yoğunluğum ve eşimin yazma noktasındaki gelişimi, fikir/öneri alışverişimizi azalttı diyebilirim. Ama şunu eklemek isterim ki günün sonunda kaleminin doğrularını dinlemeyi sever.
4) Yazı yazarken vazgeçemediği ritüelleri nelerdir?
Yazı yazarken klasik müzik ve folk müzik kesinlikle vardır. Bu tür müzikleri dinlemenin kendisine esin verdiğini, müziğin tınısının sesinin tınısını beslediğini söyler. Çayını hiç eksik etmez. Yazacağı konu ya da hikâye için mutlaka bir ön hazırlık ve okuma yapar. Okumada çeşitliliğe önem verir. Kendi deyimiyle başucu yazarları onun vazgeçilmezleri arasındadır.
5) Son olarak, elinde en son gördüğünüz kitapları öğrenebilir miyiz?
Sevilen — Toni Morrison
Bahçıvan ve Ölüm — Georgi Gospodinov
Kırmızı Saçlı Kadın — Orhan Pamuk
ve yerli hikâye kitapları…
















