Edebiyatçıların yaşamlarını, yazdıkları mekânları, son zamanlarda okuduğu kitapları bu defa yakınlarının gözünden mercek altına almaya çalıştık. Yazar Müge Murat’ı, arkadaşı İlkben Kalyoncu Erol ile konuştuk.

1)Yazılarını nerede yazar? Yazarken denk geldiğinizde o an yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?
Salondaki masayı çalışma masası haline getirir ve orada yazar. Kitapları, masa lambası, duvar notları, renkli kalemleriyle çalışır. Yazarken ya da yazmak için okurken denk gelmek mümkün olmaz, kendini kapatır, sessizleşir. Hatta telefonu dinlenme modundadır, sürekli meşgul çalar. İnsanın arkadaşının telefonunun sürekli meşgul çalması çok sinir bozucu aslında ama ben artık biliyorum ki kendini kapatmış. Çok ketum bir yazma süreci geçirdi. Detaylarını kimseyle paylaşmadı. Sadece şunları hatırlıyorum; ölüm üzerine okuyorum, ebeveynlik üzerine okuyorum gibi temalı okumalar yaptığını söylüyordu. Ben de onu rahatsız etmemek için hiç detay sormadım. Ancak bittikten sonra sadece ilk bölümünü bana gönderdi, şaşırmadım desem yalan olur. Ama sonrasında, yayınevi gönderimi ve takip süreçlerinde “Böyle Olsun İstemedim” hakkında çok konuştuk. Okuduğum ilk bölüm bile, bu kitabın basılacağına inanmam için yeterliydi. Yayınevinden cevap geldiğinde ve lansmanındaki heyecanımızı unutamam.
2) Arkadaşınızla yazı/okuma üzerine neler paylaşırsınız?
Biz Müge’yle uzun yürüyüşler yaparız. Bu yürüyüşlerde çok şey paylaşırız. Okuduğumuz kitaplar, gittiğimiz oyunlar hakkında konuşuruz. Ama siz sorunca fark ettim hiç yazdıklarını paylaşmaz. Kitap dışında da mutlaka yazıyordur ama söylemez. Kitabını anlatırken yazmak yer altı hareketidir der, Müge için gerçekten öyle. Bunu en iyi bilenlerdenim. Ben bir kitap kulübüne üyeyim, 2025 Haziran ayında Irmak Zileli misafirimizdi ve moderasyonu Müge’nin yapmasını istedik. Kitabı meselesi etrafında psikolojik ve sosyolojik olarak katman katman açarak bize farklı bir bakış açısı sunmuştu.
3)Yazdıklarıyla ilgili sizden ne tür fikir/ öneri alır?
Bu kitabı yazarken kendini kapattığı için öneri ya da fikir almadı. Ama ben Müge’yi iyi tanıdığım için biliyorum ki konuştuklarımızdan, yaşadıklarımızdan mutlaka beslenmiştir.
4)Yazı yazarken vazgeçemediği ritüelleri nelerdir?
Yalnızlık, derin bir yalnızlık. Tıpkı anlattığı gibi yazmak onun için yer altı hareketi. Yazdığı konuyla ilgili kitapları, defteri, post itler, duvar kâğıtları. Masası sürekli hareketlidir.
5)Son olarak, elinde en son gördüğünüz kitapları öğrenebilir miyiz?
Annem Öldü mü, Dip Akıntıları ve Ayşegül Uzun’dan Sessiz’i son gördüğüm kitaplar.















