Yalnızlık, Bağlar ve Umut Etmek | Müjde Bayındır Bilgin

Eylül 24, 2026

Yalnızlık, Bağlar ve Umut Etmek | Müjde Bayındır Bilgin

Nurhan Suerdem’in daha öncekiler gibi İletişim Yayınları tarafından yayımlanan üçüncü kitabı Herkes Kendi Kendine okurlarıyla buluştu. Gündelik hayattan insan hikâyelerini duru bir dille anlatan yazar, karmaşada unutulan değerleri de gözler önüne seriyor.

2019 yılında yayımlanan ilk kitabı Maruzatım Var ile 31. Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan Nurhan Suerdem, edebiyat yolculuğuna 2022’de basılan Duyuyor musun? ve nihayet raflarda yerini alan Herkes Kendi Kendine ile devam ediyor.

10 öyküden oluşan Herkes Kendi Kendine, ilk bakışta sade diliyle dikkat çekiyor. Karakterleri ve yaşadıkları olaylar ise hepimize tanıdık gelebilecek türden. Burada fark yaratan nokta ise yazarın gözümüzden kaçan noktaları ince bir gözlemle yakalayıp kaleme dökmesi. Bu da hızlı geçen zamanın içinde fark edemediğimiz ayrıntıları yeniden görmemizi ve unuttuğumuz değerleri hatırlamamızı sağlıyor.

Suerdem’in karakterleri çoğu zaman hayatın içinde bir başına kalmış insanlardan oluşuyor. Ancak bu yalnızlık, bir eksiklik ya da çaresizlik olarak karşımıza çıkmıyor. Karakterler, kendileriyle ve hayatla kurdukları ilişkiyi bu yalnızlıkla beraber yeniden şekillendiriyor. Zaten okuduğumuz bu yalnızlık halleri de bize uzak gelmiyor. Hatta karakterlerin hisleri ve düşünceleri arasında kendimizden bir parça buluyoruz.

Bu öykülerde büyük sorular veya yanıtlar yer almıyor. Toplum içerisinde yanından yürüyüp gittiğimiz insanlar; geçmişten taşıdıkları yükleriyle, kafalarının içindeki düşüncelerle ve sorularla başbaşa. Kendiyle başbaşa kalan bu insanlar, büyük kırılmalar yaşamıyor. Bunun yerine hayatın sıradan akışı içerisinde hepimizin hâkim olduğu insanlık halleriyle yüzleşiyor. Bu içe dönük ve sorgulayıcı hale rağmen öykülerde karamsarlık hâkim değil. Aksine en küçük temasın bile insanı yeniden hayata bağlayabileceği fikri öne çıkıyor. Bir insana ya da hayvana duyulan yakınlık, kurulan sahici bir bağ ya da kalabalıkta geçirilen anlar karakterlerin dünyasında umudu doğurarak beklenenden öte bir etki yaratıyor. Öyküler ilerledikçe de insanın hayata tutunması için her zaman büyük nedenlere ihtiyaç duymadığını görüyoruz. Bazen küçücük bir bağ, insanın devam etmesi için yeterli olabiliyor.

Suerdem’in yapıtında dikkat çeken bir başka unsur da karakterlerin gündelik hayatın içinden, bize oldukça tanıdık hâlleriyle çıkıp gelmesi. Onları yalnızca yaşadıkları olaylarla değil, olayların onlarda bıraktığı izlerle tanıyoruz. Bu nedenle öykülerde asıl ağırlık çoğu zaman yaşananlarda değil, yaşananların ardından karakterlerin içinde kalanlarda. Söylenmeyen sözler, ertelenen duygular, küçük bir karşılaşma ya da kısa bir sessizlik, bir anda hikâyenin merkezine yerleşebiliyor. Yazar da tam bu noktalarda okuru kendi hayatına dönmeye davet ediyor. Çünkü anlatılanların tanıdık gelmesinin nedeni, olağanüstü hayatlara değil; hepimizin bir yerden bildiği duygulara, örneğin umuda yaslanmasında yatıyor.

Öykülerde doğanın ve hayvanların varlığı da bu açıdan önemli bir yer tutuyor. İnsanların birbirleriyle kuramadıkları bazı bağların başka canlılarla kurulduğunu görüyoruz. Bu ilişkiler, karakterlerin yalnızlığını bütünüyle ortadan kaldırmasa da ona başka bir anlam kazandırıyor. Hayatın yalnızca insan ilişkilerinden ibaret olmadığını hatırlatan bu ayrıntılar, kitabın dünyasını da genişletiyor. Böylece yalnızlık, insanın çevresinden bütünüyle kopması değil; kurduğu bağların anlamını yeniden fark ettiği bir duruma dönüşüyor.

Suerdem, hayatın değerini büyük olayların içinde değil, çoğu zaman fark etmeden geçtiğimiz küçük anlarda arıyor. Bu nedenle Herkes Kendi Kendine, yalnızlık üzerine olduğu kadar, insanın bütün zorluklara rağmen hayata tutunma biçimleri üzerine de düşündürüyor. Okura ise kendi hayatında görmezden geldiği ayrıntılara biraz daha dikkatle bakma isteği bırakıyor. Kitabın en güçlü tarafı belki de tam olarak burada ortaya çıkıyor: Değişmek için büyük cümlelere ihtiyaç olmadığını, bazen sıradan görünen bir ânın bile insanın dünyasında uzun süre kalabileceğini vurguluyor.

Yorum yapın