Anadolu’nun ilk bienali olarak anılan Uluslararası Sinop Bienali-Sinopale, 20. yılında 10. edisyonuyla “Karada akıl yürür, denizde sezgi” başlığı altında sanatseverlerle buluşuyor. Denizle kurulan bilgi ve ilişkinin sanat üretiminin merkezine alındığı bienalde balıkçı ağları, kayıklar, su ve göç hikâyeleri sanat üretiminin malzemelerine dönüşüyor.

Bienalin bu yılki küratörlüğünü Deniz Kırkalı, Mariam Natroshvili, Marina Fokidis ve Melih Görgün üstleniyor. Ana sergi, 1923’te hizmete açılan Sinop Askerî Gazino Binası’nda 15 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.
Sinopale’nin bu edisyonunda yaklaşık 25 sanatçı ve inisiyatif, Sinop’taki yerel zanaatkârlar, topluluklar ve gönüllülerle birlikte çalıştı. Bu nedenle sergide başka bir kentte hazırlanarak Sinop’a getirilen işlerden ziyade, kentin kendisiyle temas ederek ortaya çıkan üretimler yer alıyor.
Giorgi Khasaia’nın “Meğer” adlı çalışmasında Sinoplu bir balıkçının yıllarca kullandığı balıkçı ağı yer alırken, Evrim Kavcar’ın “Sea Leads” çalışması Sinop kıyısındaki bir kayık üzerinde şekilleniyor. Angela Bonadies ise kentte geçici bir stüdyo kurarak Sinopluların deniz ve kentle ilişkileri üzerine fotoğraf çalışmaları gerçekleştirdi.
“Karadeniz Agora” Sinop’un gündelik yaşamına ilişkin bir kayıt niteliği taşırken, “Su Elden Ele Suya” çalışmasında deniz ve tatlı su kaplarla elden ele taşınarak bir paylaşım zinciri oluşturuluyor.
Bienalin eş direktörleri Çağatay Şimşek ve Yiğit Bahadır Kaya, Sinopale ile çocukluk dönemlerinde düzenlenen atölyelerde tanıştı. Bugün ise bienalin çalışmalarını gönüllü olarak sürdürüyorlar.
Şimşek, bienalle birlikte yalnızca sanat eserlerinin değil, ekibin de üretim sürecine katılmasını amaçladıklarını belirtirken, Kaya ise Sinopale ile çocuklukta başlayan gönüllü bağın bugün de devam ettiğini ifade ediyor.
Bienalin denizle kurduğu ilişki geçmişe ve farklı toplulukların tarihine de uzanıyor. Anna Dziapshipa’nın “Küçük Buluntular Hal’i” Sinop’un Gürcü, Abhaz ve Çerkes topluluklarının tarihine odaklanırken, Aleksi Soselia Sarıkum Gölü’ndeki “batık köy” efsanesini ele alıyor.
Ayesha Hameed’in çalışması ise Karadeniz’in jeolojik ve insani tarihini deniz tabanı, göç rotaları, hapishane ve köle ticareti gibi farklı katmanlarla birlikte düşünüyor.
Sinopale’nin Viyana İklim Bienali ve Brunnenpassage ile geliştirdiği “Suyun Hatırladıkları” projesi de bienalin programında yer alıyor. Çiğdem Borucu, Susana Ojeda ve Zuzana Ernst’in yürüttüğü proje, suyu bir hafıza taşıyıcısı olarak ele alıyor.
Projenin Sinop’taki ikinci aşamasında 30 Eylül’de Akliman ve Hamsilos’ta dinleme atölyeleri gerçekleştirilecek. 3 Ekim’de düzenlenecek “Collective Walk with Waters” ise Sinop içinden geçerek Şehir Kulübü’ne uzanacak. Süreç boyunca toplanan sesler ve hikâyeler ortak bir arşive dönüştürülecek.


















