Masthead header

Sevil Köybaşı: “Ben değil biz dilini kullandığımız, sevgide, saygıda, hoşgörüde cimri davranmadığımız bir dünyanın olduğu rüyada bulmak isterdim kendimi…”

Söyleşi: Mehmet Özçataloğlu

Sevil Köybaşı ile Beta Kids tarafından yayımlanan “Gezegenlere Yolculuk” adlı kitabı üzerine konuştuk.

Kitabın yazılma öyküsünü, neden gezegenlerin seçildiğini merak ediyorum açıkçası. Sizi bu konuya yönlendiren etken nedir?

Evren oldukça zengin,  ilgi çekici, şaşırtıcı olaylarla dolu. Yıldızlar, ay, gezegenler, makineler, gece-gündüz, bitkiler hayvanlar hatta dinozorlar…Çocukların da tüm bu olaylara ve olgulara karşı oldukça ilgili ve meraklı olduklarını düşünüyorum. Merak onları her zaman keşfetmeye ve dolayısıyla öğrenmeye yöneltir. Bu kitabı yazarken Safiye ve Portakal ile birlikte hem eğlenmelerini hem de öğrenmelerini istedim. Yine öğretmen kimliğimden sıyrılamadım yani. Bu nedenle de çocukların merak ettikleri listesinde en başlarda yer alan gezegenleri seçtim. Tabii ki benim de uzaya meraklı olmamın katkısı büyük.

Bir resimli kitap için çok fazla yazı ve bilgi içeriyor kitap. Ancak burada anlatılanları da çocukları sıkmadan aktarmak için doğru bir teknik olduğunu düşünüyorum. Bu konuda neler söylersiniz? İçeriği oluştururken aklınızda bu biçim mi vardı?

Aslında daha az resimli bir kitap düşünmüştüm hikayeyi oluştururken. Biraz daha büyük yaşa hitap eden ve gezegenler ile ilgili bilgiler içeren bir kitaptı aklımdaki. Yazdıkça o kadar güzel ve eğlenceli  ilerledi ki kurgu, yaş sınırı kendiliğinden kalktı. Daha çok öğrensinler ama öğrenirken de sıkılmasınlar, görsel bir şölen yaşasınlar istedim. Sevgili Orhan Ata içime çok sinen, muhteşem çizimleriyle tam da bunu yaptı. Sonuçta da geri dönüşleri çok güzel olan eğlenceli bir kitap çıktı ortaya.

“Birbirimizden çok farklı olsak da hepimiz burada birlikte mutlu mesut yaşıyoruz” diyor Plüton. Bir başka sayfada da Safiye, kedisi Portakal’dan “kardeşim” diye söz ediyor. Farklı türlerin, düşüncelerin bir arada yaşayabilmesi önemli. Özlemini duyduğumuz yaşam da diyebilirim. Bu satırlar rastlantısal olarak girmedi sanırım kurguya…

Ne güzel söylediniz. “Özlemini duyduğumuz yaşam.” Bizim gibi olmayana, farklı olana hoşgörüsüzlük,  aynı düşünmeyeni  kabullenememe toplumumuzun en büyük problemlerinden biri. Zira bu maalesef çok küçük yaşlarda “Akran zorbalığı” olarak karşımıza çıkıyor. Yedi yaşında hoşgörüsüz olan birey ileriki yaşamında da kendisinden farklı olanlara karşı tahammülsüz oluyor. Hem de etrafındaki her şeye karşı bir tahammülsüzlük bu. Bazen sınıftaki bir arkadaş bazen sokakta bir kedi. “Kitaplar mesaj kaygısı içermemeli” desek bile, bu kitapta özellikle de bu konuda mesajlar vermek istedim çocuklarımıza. 

Kitapta Güneş var, diğer gezegenler var ama Ay yok. Dünya’nın uydusu olarak bir kenardan el sallasaydı bize eksik kalmazdı diye düşünüyorum. Nerede Ay Dede?

Ay Dede için farklı bir kitap yazacağım😊 Aslında kurguya dahil etmek istedim Ay’ı. Hatta hikayemi epey demlenmeye bıraktım Dünya’nın uydusunu da dahil edebilmek için. Ancak tekrar geri döndüğümde Ay’ı kurguya dahil etmenin, konuyu dağıtmanın çocukların kafasını karıştıracağından, onları sıkmasından çekindim diyelim.

Safiye’nin kocaman bir kentin kocaman apartmanlarının küçücük dairelerinden birinde başlayan hikâyesinde gezegenler arası bir yolculuğa çıkıyoruz bir anda. Sonra bir bakıyoruz ki hepsi bir rüyaymış. Safiye’nin rüyası. Dünya öyle bir hâl aldı ki, düşlerimizi gerçekleştirmek çok olanaklı değil ne yazık ki. O halde şunu sorayım. Sevil Köybaşı, kendisini nasıl bir rüyada bulmak ister?

Pandemi, eşitsizlik, eğitimdeki büyük sorunlar, yaşanamayan çocukluklar derken her şey öyle zorlaştı ki özellikle de çocuklar için.

İşte bu yüzden Sevil Köybaşı, büyük şairimiz Nazım’ın da dediği gibi çocukların şeker yiyebildiği, eşit şartlarda yaşadığı, mutlu olduğu, “Ben değil biz” dilini kullandığımız, sevgide, saygıda, hoşgörüde cimri davranmadığımız  bir dünyanın olduğu rüyada bulmak isterdi kendini…

Bu güzel gezegeni paylaşan canlılar olarak hepimizin birbirimize ihtiyacı var çünkü. 

Ne demişti Plüton: 

“Sen öyle dönersin, ben böyle.

Bir bütünü oluştururuz farklı farklı dönsek de”

edebiyathaber.net (19 Temmuz 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r