
Charlotte Perkins Gilman, Susan Glaspell, Mary E. Wilkins Freeman, Willa Cather yazarların öykülerinden oluşan Sarı Duvarın Ardında Vis Kitap tarafından Ecenur Değirmenci çevirisiyle yayımlandı.
Tanıtım bülteninden:
Sarı Duvarın Ardında, Amerikan feminist edebiyatından seçilmiş öykülerle düzenin dilini sorgularken bastırılanın nasıl geri döndüğünü gözler önüne seriyor.
Seçkide yer alan öyküler, kadınların ev içi yaşamla sınırlandırılan dünyasına keskin bir mercek tutuyor. Susmanın buyurulduğu, itaatin normalleştirildiği ve adaletin çoğu kez dışarıda bırakıldığı bu düzende anlatılar hem düzenin işleyişini hem de onun mağdur ettiği hayatları gözler önüne seriyor. Karakterlerin psikolojisi üzerinden akan bu satırlar okuru içsel yıkımın izlerini sürmeye davet ediyor. Seçki, kimi zaman bir tek odanın içinden bütün bir tahakküm düzenini görünür kılan bir psikolojik gerilimle, kimi zaman da “önemsiz” sayılan ayrıntıların adalet duygusunu nasıl yeniden kurabildiğini gösteren keskin bir gözlemle ilerliyor.
Kitabın açılış öyküsü Charlotte Perkins Gilman’ın Sarı Duvar Kâğıdı, dışarıdan “dinlenme” ve “iyileşme” telkinleriyle örülü bir ev içi hikâyesi gibi görünürken; kadın bedeninin ve zihninin tıp ve toplumsal normlar tarafından nasıl denetim altına alındığını adım adım açığa çıkarıyor. Bu öyküde yazmak, susturulmaya karşı bir itaatsizlik biçimine dönüşüyor; bilinç, duvar kâğıdının deseninde kendi tutsaklığını okuyor.
Susan Glaspell’in Sessiz Jüri’si ise bir cinayet davasının çevresinde kurulan anlatısıyla adaletin nasıl şekillendiğini tersyüz ediyor. Bu eserde, erkek aklının önemsiz gördüğü mutfak, dikiş, ev işleri gibi ayrıntıların iki kadının elinde sessiz ama güçlü bir yargıya dönüşerek, erkek egemen hukuk düzeninin kör noktalarını görünür kıldığına tanık oluyoruz.
Freeman, Bir New England Rahibesi’nde büyük olaylardan çok küçük ayrıntıların belirlediği bir hayatın içinden bir kadının özerkliğini ve seçme hakkını tartışmaya açıyor. Louisa Ellis’in yıllar içinde ilmek ilmek kurduğu titiz düzen, okuru toplumsal normların kıyısında mutluluk ile özgürlük arasında keskin bir tercihle baş başa bırakıyor.
Willa Cather’ın Paul Vakası ise “uyum” buyruğunun ve sınıf duvarlarının karşısına, güzelliğin ve arzunun diliyle çıkan bir karakter portresi sunuyor. Bu portre içinde tiyatro ışıkları, müzik ve şehrin ışıltısı Paul için bir zevk olmaktan öte nefes alınacak tek iklimdir; bu iklimi bulmak için kaçmak zorunda kalan Paul’ün bedeli ise öykü boyunca artan bir gerilimle derinleşiyor.
Sarı Duvarın Ardında: Portreler ve Çığlıklar, bu klasik metinleri yalnızca dönemlerinin tanığı olarak değil; bugün de geçerliliğini koruyan bir baskı, direniş ve dayanışma haritası olarak okurun ellerine bırakıyor.


















