Masthead header

Sahtekar | Murat Erdin

Hayat yalanlar üzerine mi kurulmuştur? Tüm büyük yaşamlarda yalanın veya kurmacanın payı var mıdır? Devletlerin kuruluşunda hangi yalanlar söylenmiştir ve hala söylenmektedir?

Çağdaş İspanyol yazar Javier Cercas (doğumu 1962) Sahtekar adını taşıyan romanında gerçeklerle yalanların iç içe geçtiği bir adamın “gerçek” öyküsünü anlatıyor.

Enric Marco İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazilere karşı savaştığını ve yakalanarak bir süre Flossenbürg toplama kampında kaldığını, ülkesi İspanya’da Franco rejimine karşı mücadele ettiğini söyleyen, düzmece belgelerle toplumu kandıran ve medyanın yardımıyla herkesi yalanlarına ortak eden bir sahtekardır. Javier Cercas onun sahtekar olduğunu herkes gibi öğrendikten sonra uzun uzun bu konuyu yazıp yazmamayı düşünmüş ve her defasında bir sahtekarın tarihsel kaydını gerçek bir hikaye gibi ortaya koymanın mümkün olmayacağını düşünerek yazmaktan vazgeçmiş. Aralarında Vargas Llosa’nın da bulunduğu arkadaş grubuyla bu konuyu konuşurken Llosa’nın yorumu gururunu okşamış: “Enric Marco tam senin karakterin” demiş Llosa, “onu yazmalısın.”

Javier Cercas  İspanya’nın en büyük sahtekarının gerçek hikayesini yazmaya başlamış. Enric Marco’nun tıpkı Don Kişot ve Madam Bovary gibi kurmaca bir hayat yaratıp onu kahramanca yaşayan roman kahramanlarından farksız olduğunu düşünmektedir. Onun hayatında hepimizden bir şeyler vardır, hepimiz rol yapıyoruz, hiçbirimiz kendimiz gibi değiliz, hepimiz Enric Marco’yuz.

Öyle miyiz gerçekten ?

Ahmet Hamdi Tanpınar ve Orhan Pamuk romanlarında toplum içinde maske takmak zorunda kalan sıradan insanları anlatırlar. Özellikle Doğu toplumlarında sıkça görülür bu durum. Özgürlüğün kısıtlandığı bu ülkelerde, insanların özel hayatlarındaki görüşleriyle sosyal alanlardaki görüşleri tamamen farklıdır yahut örtülüdür. Korku duygusu onları başka türlü davranmaya ve konuşmaya iter. Demokrasinin ve ifade özgürlüğünün olmadığı ülkelerde herkes birer sahtekardır.

Peki ya Enric Marco ?

Javier Cercas romanı yazma sürecinde Enric Marco hakkında bir dedektif gibi çalışmış. Ailesini araştırmış. Onunla bir araya gelen gazetecilerle ve belgeselcilerle konuşmuş. Seyahatler yapmış ve onun kaldığını iddia ettiği kampların arşivlerine girmiş. Kitap bir belgesel roman olarak okunabileceği gibi kurmaca ile gerçeğin ustaca sorgulandığı bir deneme kitabı olarak da okunabilir.

Ne Almanya’ya gidişinde, ne de ülkesine dönüşte hiçbir zaman aktif siyasetle uğraşmamıştır. Legal ya da illegal biçimde faşizmle hiç savaşmamıştır. Siyasi bir nedenle hiç tutuklanmamıştır. Hep çoğunluğun yanında kalmış ve Franco rejimiyle uyum içinde olmuş ve diktatörlüğe hiç itiraz etmemiştir. Geniş kalabalıkların sağır edici sessizliği onu hiç rahatsız etmemiştir. Buna rağmen hayatıyla ilgili küçük gerçekler etrafına ördüğü büyük yalanlarla toplumu kandırmayı başarmıştır. Çünkü bilmektedir ki büyük yalanlar küçük gerçeklerle imal edilir.       

Gökhan Aksay’ın özenli çevirisini unutmamak gerekiyor. [1]


[1] Javier Cercas “Sahtekar” Çeviren: Gökhan Aksay. Everest Yayınları. 1.Basım. 2020. İstanbul.

edebiyathaber.net (24 Eylül 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r