Masthead header

Pathos dergisi yayın hayatına başladı

Üç ayda bir yayımlanacak edebiyat, sanat ve felsefe dergisi Pathos’un ilk sayısı raflardaki yerini aldı.

Pathos, tanıtım metninde kendisini “günümüzde pek de dikkate alınmayan, hakir görülen ‘duygu’yu kendisine rehber edinen bir yayın olarak tanımlıyor ve şöyle devam ediyor: “Duyguyu öne çıkarmasının nedeni bunun en insani yanımız olduğuna dair inancıdır ve günümüzde bin parçaya bölünmüş olan öznenin yeniden var olmasına yönelik arzusunu dışa vurmaktadır. Pathos’un sadece bir şiir veya edebiyat yayını olmamasının nedeni sanatlararası ilişkinin yeniden inşa edilmesi amacını gütmesidir; bu şekilde yeniden bütünlüklü bir insan ve dünya algısı yaratabileceğine inanmasıdır.”

Pathos’un No.1 Kış 2019 sayısı, Amerikalı şair ve ressam Kenneth Patchen’ın daha önce Türkçeye çevrilmemiş dört şiiriyle başlıyor. Ardından Türk şiirinin önemli isimleri; Enis Batur, Ebubekir Eroğlu, İrfan Yılız, Cenk Gündoğdu, Ömer Şişman, Liman Mehmetcihat, Fatma Nur Türk, Monica Papi, Turgut Toygar ve Onur Köybaşı ile devam ediyor.

Pathos, ilk sayısının dosya konusu olarak üzerinde daha önce yeterince tartışılmadığını iddia ettiği bir konuyu ele almayı seçmiş: 90’lı yıllar şiiri.

Dosya, 90’lı yıllar şiirinin 80’ler ve 2000’ler şiiriyle olan farklılıklarını, şiir dünyasındaki köklü değişimleri, şiir akımlarının birbirlerinden etkilenmesini ve kopuşunu; Zeki Coşkun, Haydar Ergülen, Orhan Kahyaoğlu, Metin Kaygalak, Hasan Öztoprak, İrfan Yıldız ve Selçuk Küpçük’ün makaleleriyle tartışmaya açıyor. 90’lı yıllar şiirinin açık bir savunusunu yapan sunuş yazısındaysa şu görüşlere yer veriliyor: Bize göre 90’lar Şiiri kaynama noktasıdır. İlk defa bu dönemde birey boyut kazanmış, varoluş sancısıyla ortaya çıkan bir varlık sorunu yaşanmıştır. 90’lar 80’lerden kopmaya çalışan şairlerin hercümercidir bir bakıma. Türk şairi ilk kez bu dönemde kendi bireysel varlığının farkına varmış, kendi çıkışsız tragedyasını yaşar olmuştur. Şiirimiz bu dönemde izlenimci niteliğinin yanına bir de varoluşsal olma niteliğini eklemiştir. Şiirimizin eksikliğini çektiği felsefi bir temele yaslanma çabası ilk kez bu dönemde görülmüştür. 90’lar, şiirimizde temizlik yapılan bir dönemdir ve bu niteliğiyle 2000’lere daha özgür bir alan bırakmıştır. 90’lar Şiirinin hakkını koruma çabasıdır bu dosya.

Sanat bölümünün ilk konukları, uzun yıllar birlikte yaşamış, üretmiş iki “aykırı” sanatçı: Hans Bellmer ve Unica Zürn. Acı, nefret, şiddet, erotizm, melankoli vb. kavramlar üzerine benzer takıntıları olan, yaşadıkları dönemin şöhretli figürleriyle ahbaplık etmiş (Henri Michaux, Antonin Artaud, Marcel Duchamp, Max Ernst, Jean Wahl, Gaston Bachelard,…) müesses nizama saldırmaktan çekinmeyen ikiliyi, bir başka uç beyi takip ediyor: Kazimir Malaviç. Kurucusu olduğu Süprematizm akımı üzerine yazdığı iki makalesi ve tablolarından örneklerle Maleviç, resmin, genel olarak da sanatın imkânlarını, açmazlarını ve ‘sanat çevrelerinin’ tutuculuğunu tartışmaya açıyor.

Öykü bölümünde biri çeviri olmak üzere dört öykü karşımıza çıkıyor. İlk öykü, çağdaş İrlanda edebiyatının önemli temsilcilerinden Nuala Ni Chonchuir’in “Jüpiter’e seyahat” adlı öyküsü. Ardından, Hikmet Temel Akarsu’nun “Siesta mahmurluğu”, Murat Uyurkulak’ın “Serap”, Uğur Deveci’nin “Borç” öyküleri geliyor.

Ünlü Fransız düşünür Alain Badiou’nun “Karşılaşma üzerine” söyleşisi, İtalyan filozof Giorgio Agamben’in Aristoteles’in ‘Nikomakos’a etik’ kitabı üzerinden insan’ın neliğini tartıştığı “İnsan’ın işi” makalesi felsefe bölümünün önemli başlıkları olarak göze çarpıyor. Robert Maggiori’den “Zhuangzi’nin kelebeği” ve Ozan Çılgın’dan “Negatif bilim notları” ilgi çekmesi muhtemel yazılar arasında yer alıyor.

Tanıtım bülteninden:

“PATHOS HAYATIN İÇİNDEN FIŞKIRAN ÖNCÜ BİR ÇIĞLIKTIR!”

“Pathos, konvansiyonel bir yayın değil, aksine yenilikçi, öncü, gündemi takip etmekle yetinmeyip ona müdahale etmeyi arzulayan ve yeni fikirler ileri sürmeye çalışacak olan bir ortak kitap dizisidir. Sanatı, felsefeyi ve edebiyatı hayata üstten bakan disiplinler olarak değil, ama bütün bunları hayatın içinden fışkıran çığlıklar olarak görmektedir.

“Pathos evrensel ölçekte düşünür ve fakat sadece çevirilerle sınırlı kalmayıp buraya eleştirel bakan özgün yazılar yayımlamayı hedefler. Sanat insana yürür ve onunla konuşmaya girişir. Bu bağlamda bunaltıya uzak durmaya, mümkün olduğunca ümitli olmaya çalışacaktır. Pathos’ta usta isimlerin yanı sıra yetenekli genç isimlere de yer verilecektir.”

edebiyathaber.net (17 Ocak 2019)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r