Masthead header

“Ortak Roman”ın beşinci bölümü yayında!

Sizi, sitemiz yazarlarından Hasan Saraç ile birlikte “Ortak Roman” yazmaya çağırıyoruz!

Bizzat katkıda bulunabileceğiniz “Ortak Roman” adlı projemizin beşinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz:

  • Bölümlerini pdf formatında okuyabileceğiniz romanın, kurgusunu geliştirip akışına yön verecek yorum ve önerilerde bulunma şansına sahip olacaksınız.
  • Yayınlanan her bölümün ardından, bir sonraki bölüme yönelik 100 kelimeyi aşmayan önerilerinizi yazarla paylaşabileceksiniz.
  • Değerli katkılarınızla şekillenerek ilerleyen bölümleri her hafta pazartesi ve perşembe günleri yayınlanacak olan psikolojik gerilim türündeki romanın 2012 sonunda tamamlanmasını hedefliyoruz.
  • Projenin belirlenen sürede tamamlanabilmesi için, önerilerinizi her bir bölümün yayınlanmasını izleyen 3 gün içerisinde yorum bölümüne iletmenizi önemle rica ediyoruz.
  • Yazar, okurlarla ayrı ayrı yazışacaktır. Bu nedenle lütfen e-posta adreslerinizi doğru olarak bildirin ve bu adreslerin sadece Hasan Saraç tarafından görülebileceğinden emin olun.
  • Projenin bitiminde İstanbul ve Ankara’da düzenlenecek birer toplantıda, sürece katkıda bulunmuş olan siz değerli okurlarımızla buluşacak, yazarımız ve Edebiyat Haber ekibi ile birlikte projeyi tartışacak, sorularınızı yanıtlayacağız.
  • Oluşumuna katkıda bulunduğunuz eserin basılması halinde ise, kitabın teşekkür bölümünde isimleriniz anılacak ve Edebiyat Haber yönetimi tarafından gönderilecek imzalı birer kitaba sahip olacaksınız.

Önceki bölümleri okumak için buraya tıklayabilirsiniz>>>

6. bölümün biçimlenmesine katkıda bulunmak için yorum ve önerilerinizi aşağıdaki “yorum” bölümüne yazmanızı rica ediyoruz.

edebiyathaber.net (22 Kasım 2012)

  • Tuba Baltacılar - 26/11/2012 - 12:49

    5.bölümü heyecanla okudum,Pr. Moretti ile Adoni arasında gelişecek olayların devam etmesi temennim. Ek olarak, birden fazla ülke ile bağlantılı konuların işlenmesinin romana farklı bir değer ve bakış açısı katabileceği düşüncesindeyim.

    Güzel bölümler için teşekkürler.cevaplakapat

  • Gizem Sakallı - 26/11/2012 - 13:11

    Kesinlikle çok heyecanla okuduğum bir bölümdü, en heyecanlısı diyebilirim. Bence diğer bölüm sırf ikisi arasındaki konuşmalardan ve gizemlerden oluşssun. Olaylar daha çok karışırsa daha da merak uyandırır. Tabiki sonrasında tüm olaylar aslında birbiriyle bağlantılı çıkmalı. Alakasız gibi görünen mesela,evdeki kızıl saçlı kadının gizemi ne,ona hatırlattığı ne, Erol’un annesi kimdi babası turk muydu? Onlara ne oldu?, aslında diğer bölümde google’dan birşeyleri arattırmasını ve şaşırtıcı bilgiler almasını isterim. Herşeyin karmaşıklaşması güzel ama sadece soru şeklinde kalmamalı. Mesela 6.bölümde sırf konuşmaların sonunda Erol hakkında birşey öğrenmeliyiz ve orda kalmalı.cevaplakapat

  • Hale Nur Durmuş - 26/11/2012 - 17:42

    Bağ evinin kapısında Adoni’yi karşılayan kızıl saçlı kadın rüyasında gördüğü kadını anımsattı. Profesör Moreti’nin kendisini büyüten kadından bahsederken “Nur içinde yatsın..” demesi biraz kafamı karıştırdı, huzur içinde yatsın demesi onun kültürüne göre daha uygun olurdu diye düşünüyorum ama yazarın bir bildiği vardır herhalde..
    Profesörün iyi mi yoksa kötü biri mi olduğu yönünde şüphelerim var, nedeninden pek emin değilim..
    Aklıma takılan bir şey var, önceki bölümlerde cep telefonunun duvara fırlatılıp kırılmış olduğunu öğrenmiştik, karakterimiz sim kartını yeni bir telefonda kullanmayı ve içinde ne olduğunu görmeyi düşünmeli.. Mesajlar, arama geçmişleri, içinde pek çok şey olabilir..
    Adoni’nin ailesi hakkında profesörden bir ipucu alabiliriz belki. Ortada çok soru var, olayların karmaşık olması iyi fakat biraz ilerleme kaydedilmeli, sonraki bölümde en azından bir iki veri elde etmeliyiz. İnsan yüzdüğü suyun içinde hiçbir şey göremeden yüzeye çıkmaya çabalarsa durum hiç iyi olmaz..cevaplakapat

  • Elif Çağlar-Muslu - 26/11/2012 - 19:26

    Harika bir fikir “Ortak Roman”! Merakla okuyacağım. Tüm yazarların ve saygı değer Hasan Saraç’ın kalemine, yüreğine sağlık. Şimdiden kutlarım herkesi.cevaplakapat

  • Feride Güllü - 26/11/2012 - 19:38

    5.bölümü çok sevdim. özellikle annesinin adını öğrendikten sonraki tavrı ve psikolojik olarak rahatsız olması hoş bir ayrıntı olmuş. her bölümü okurken sanki daha önceki bölümleri okumamış gibi hissediyorum. yani başlı başına bir hikaye, öykü gibi geliyor. inanın bu çok güzel bir şey. inşallah devamı da böyle olur. genelde roman, dizi ve filmlerde yabancı/yerli fark etmiyor profesör hep kötü biri olarak çıkıyor karşımıza. tam tersi olmalı. Erol’u şu an nasıl canlandırıyorsunuz hiç bilmiyorum o yüzden onun hakkında yorum yapamıyorum. Hani Erol önemli bir insan desek, Profesör onu korumaya çalışıyor, Erol’un peşinde adamlar var gibisinden bir kurgu olabilrdi aslında. Erol’un düşünce gücü olabilirdi düşünce gücü sayesinde bazı şeyleri başarabilme kabiliyeti olabilirdi. Senaryoyu nasıl yazıyorsunuz yada nasıl devam ettiriyorsunuz bilemiyorum o yüzden ben ve diğer arkadaşlar sadece yorum yapıyoruz. Ama benim beklentim bu yönde, daha güzel bir kurgu varsa o çok daha hoşuma giderdi sanırım.

    Ek olarak şöyle bir şey söylebilirim 6.bölüm için. Erol bir ara ciddi anlamda kafayı taksın geçmişi hakkında araştırma yapsın Google’dan vs. başka yerden. Okudukları, kendi ile ilgili olan şeyleri okuduğu halde hatırlamasın. Sadece babasının öldüğünü anı,günü hatırlasın. Buda dikkat çekecektir eminim.cevaplakapat

  • rosetta - 26/11/2012 - 20:10

    Biz – kendim için söylüyorum – acemi yazarlar!
    biraz aceleci davranarak daldan dala atlıyor ve hemen
    her konu açığa çıksın istiyoruz – ama sayın Hasan Saraç
    hiç telaş etmeden yavaş yavaş konunun gelişmesini
    sağlıyor …. Ama yine de en kısa zamanda hafızasının
    çalışmaya baslayıp bizi artık bu meraktan kurtarmasını
    bekliyoruz … Dr. Moretti’ nin yardımcısı sanki
    hafızasının yerine gelmesine yardım edecek !…cevaplakapat

  • Ece Korkmaz - 26/11/2012 - 22:19

    Kaleminize sağlık. Öyle net yazıyorsunuz ki insanın yorum yapmaktan çok okuyası geliyor. Yine de yorum yazıyoruz tabii.
    Şarap kısa süreliğine sakinleşmesini sağlar. Sorularına aldığı cevaplarla tekrar kafası karışmaya başlar. Hatta bir baygınlık geçirir, o akşam orada kalmak zorunda kalır.
    O gece beklenen olay olacaktır :)cevaplakapat

  • Nesrin Naz Güngör - 26/11/2012 - 23:42

    Hımm,yazarken okumayı çok istediğiniz bir kitabın pat diye sonunu yazan işgüzarlara benzettim kendimi doğrusu. Aslında Hasan Bey yazsa biz de güzel güzel okusak iyi olurdu ama neyse :)

    ” Adoni evet gazetecidir söyleşi için gitmiştir profesöre ama amacı aslında farklıdır.Söz konusu olan bir aile sırrıdır aslında Adoni’nin daha yeni öğrendiği. O kadar etkilemiştir ki yaşadığı(bugünlerde pek moda bir hastalık)travma sonrası stressin ardından zihni kurtuluşu unutmakta bulmuştur son öğrendiklerini.(Ama lütfen gerilim yaratmak adına çoklu kişilik gibi çok sıradan bir sonuca gitmesin kurgu. Ama yazar sizsiniz ben sadece iyi bir okur olarak yorumda bulunmak istedim)
    Galiba sorulması gereken soru bu travmaya neyin sebep olduğu? Adoni, aslında Andreana ile hiç karşılaşmadı ama annesini tanıyor bu yüzden yüzü tanıdık geldi.Bir yetim Adoni,kendisine söylenen İtalyan olan annesinin o daha çok küçükken İstanbul’da ölümünün ardından kendisine tek akrabası olan Andreana’nın annesinin sahip çıktığı.Ama bu şefkatli bir sahip çıkma değil adeta bir görev gibi tüm maddi ihtiyaçların karşılandığı ama sevginin olmadığı bir sahip çıkma…cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 27/11/2012 - 00:10

    Erol Adoni sonunda Profesör ile karşılaştı. Adoni Profesör’e gönderdiği mesajda annesinden bahsetmiş. Bu sanırım otel odasındaki kasada bulunan mektup değil. Profesör’e e-posta yoluyla ulaşmış olabilir. Tabi o da açılmayan bilgisayarında kaldı.
    Adoni Profesör ile söyleşi yaparken kendini iyi hissetmemişti. Adoni söyleşiye devam ederken, hayatından kesitler hatırlayabilir. Kapıda Adoni’yi karşılayan bayan içki servisini yaparken Adoni geçmişe dair başına gelen travmatik bir olayı hatırlayabilir. (Bu bayanı gördüğünde içinde bir sızı hissetmişti.) Bunun sonucu olarak da “dissosiyatif amnezi” geçirdiğini tahmin ettiğimiz Adoni bulunduğu stresli durum neticesinde baygınlık geçirir ve neden orada olduğunu ve kim olduğunu hatırlar duruma gelebilir.cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 27/11/2012 - 00:11

    Erol Adoni eğer gerçekten “dissosiyatif amnezi” geçiriyorsa, belki de taşıdığı birden fazla kişilik vardır ve baygınlık sonucu kendine geldiğinde bu kişiliklerden biri ortaya çıkar. Her şey baştan başlar, o kimdir? Niye oradadır? Başında bekleyen ve endişeli gözlerle ona bakan bu kişiler kimdir?
    Bir de olayda Adoni’nin annesi var. Belki de geçmişte yaşadığı olaylar annesi ile ilgilidir ve bu olaylardan kesitler hatırlayabilir. Söyleşi esnasında Profesör annesinden bahsettiği gibi Adoni’nin babasından da bahsedebilir. Adoni’nin kafasındaki soru işaretleri giderek artar.cevaplakapat

  • rosetta - 27/11/2012 - 07:02

    Şarabından birkaç yudum aldıktan sonra daha fazla
    beklememin bir anlamı yok diye düşündü –
    Dr. Moretti’ den bilgisayarını birkaç dakika
    kullanma müsaadesi istedi – kendininki yanında olmadığı için …
    Hemen adını yazıp beklemeye başladı –
    ama Google da boyle bir ismin hiçbir kaydı yoktu !
    – zaten hafızasına oyun oynayanlar – adını da değiştirmiş
    olmalıydı –cevaplakapat

  • CAN YILDIRIM - 27/11/2012 - 10:43

    Bu sohbet, Erol’un Moretti’den çok kendisini tanımaya çalışmasıyla geçecek gibi gözüküyor. Moretti gibi ünlü bir psikolog, sorduğu sorulara tedirgin ve kaçamak cevaplar veren Erol’dan şüphelenecektir. Sonrasında artık diyalog Moretti’nin Erol’u sorularla bunaltacağı ve karşısındaki adamın kimliğinden şüphe edeceği bir hale dönüşecek gibi geliyor. Erol bir bahane bulup konuşmayı erken tamamlayamazsa Moretti onu köşeye sıkıştırıp belki de yaratacağı psikolojik baskıyla Erol’un zaten şaşmış olan aklını daha da karıştırabilir. Sonuç olarak sohbetin Erol’un Moretti’ye sorular yöneltip röportaj yapmasından çok, Moretti’nin Erol’la akıl oyunları oynadığı bir sohbet olacağını düşünüyorum.
    Bu arada hizmetçi kadını düşününce belki de akıl oyunlarının çoktan başladığını, Erol’un Moretti’nin bir çalışmasındaki denek olduğunu ve hafızasıyla bir şekilde oynandığını, o anda gördüğü kişilerden olan bu hizmetçinin de bir şekilde rüyasına girdiğini düşünebiliriz. Çünkü rüyalarımızda sadece daha önce gördüğümüz insanları görebiliriz, beyin rüya için yeni bir yüz yaratamaz. Bu şekilde düşünürsek, deneyinin başarısını ölçmek için Erol’u bir gazeteci gibi baştan programlayan doktorun, Erol’un geçmişini kurcalayarak neler hatırlayıp hatırlamadığını test ettiğini de görebiliriz. Bu diyalog gerçekten harika olacak, hikayenin gidişi için onlarca yoldan en doğrusunu Hasan Bey en iyi şekilde kurgulayacaktır.cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 27/11/2012 - 13:36

    Zihni yorgunluktan solmuştu. Oysa kafası bomboştu. Kederli bir aklı vardı. Zihni acıya düşkündü. Zihni acıyla düşündü. “Hayatın hep bir çıkar yolu vardır.”
    Belkide asıl unutulması gereken bugündü. Bugünle beraber dünü, ondan önceki günü… Aslında dün, gelecek olan günün yerinde oturan bir şarlatandı, unutulması gereken bir şey… Özgürlükte böyledir. “Aslında kimse özgür değildir, yaşamak için bile yemeğe ihtiyaç varken.” diyordu bir kitabında Profesör. Gerçekten öyle mi? Öyle olmasa bir bilim insanının kitapları başka diyarlarda yasaklanır mı?
    “Erol” dedi Profesör hayranlıkla Erol’a bakarken. “Sanırım çok etkilendiniz kütüphanemden, istersen ‘özel’ bölümüme götüreyim. Orada ender bulunan kitaplarım var. Birçoğu da el yazmasıdır. Çok tanıdığımın olması ite bazen bir işe yarıyor.” Gülümsedi Erol sisli yüzünün gerisinden. “Bende de baş ağrısı yapıyor o ‘çok tanıdıklar’.” derken. Profesörle evin bodrum katına doğru inerken “Aslında kimseyi indirmem hatta Andreana bile inmez. Kendim temizlerim mabedimi. Bazen orada günlerimi tüketirim.” Erol her kelimeyi kendi içinde tekrar edip, cümleleri tekrar kurmasa Profesörün dediklerinden hiçbir şey anlamayacaktı. Bu zihin oyunlarıyla meşgul olurken, başında tarifi imkansız bir acı hissetti. Sanki İsrail ordusu Erol’un başını Filistin sanmışta, bombalıyorlardı. Ve Erol’un zorla iyileştirdiği bir kaç cümlede ölen sayısız masum çocuk gibi karanlığın dipsiz kuyusunda can çekişiyordu. Profesör “Ah Erol, söylemeyi unuttum, özrümü maruz gör, burası sana biraz fazla alçak sanırım, bodrum kat olduğu için böyle inşa etmişler, başında bir şey yok değil mi?” Başındaki elini çekip baktı ve yüzünü ölü bir fare görmüş gibi buruşturdu. Eli koyu kırmızı renge bürünmüştü. Profesör “Andreana’yı çağırdı. Andreana pansuman yaparken, Erol Andreana’yı izliyordu. Ve bu sefer beyninin kıvrımları sanki birbirine dolaşıyordu. Aynı zamanda kalbi de sancılanıyordu. Bu acı… Unutulmaması gereken bir acı olmalı bu… Profesör “Özür mahiyetinde istediğiniz bir kitabımı alabilirsiniz kütüphanemden.” dedi. Erol birden kendine geldi. “Olur mu öyle şey, onlar sizin için kıymetlidir.” dedi. “Hadi canım, sizin başınız o kitaplardan daha kıymetlidir. O kitap bir baş oluşturamaz ama sizin başınız bu kütüphaneyi baştan kurabilir.” Erol ilk defa gerçek manada gülümsüyordu. “Teveccühünüz ama ben bir basit gazeteciyim.” dedi. Sonra kütüphaneye doğru yol aldılar. —–Devamı aşağıdadır.—–cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 27/11/2012 - 13:56

    —–Kaldığı yerden devam—–

    İçerisi rutubet kokuyordu. Tavandaki ampul fazla aydınlatmıyordu ama okuma masasının orada bir masa lambası göze çarpıyordu. İçerisi tamamen ahşaptı. Masanın ardında duran koltuk barok tarzını yansıtıyor, buna uygun kitaplık ilk bakışta göze çarpıyordu. Yerde Isparta halısı duruyordu ve Erol’un yüreğinde bir sızı oluşturdu. Ona fazla bakmamaya karar verdi Erol. Ve Profesörün izniyle direk kitaplara doğru gitti. Sırayla bakmaya başladı. Eliyle değil gözüyle inceliyordu kitapları çünkü bir şey olur diye korkuyordu. Yere yakın bir yerde bir kitap çarptı gözüne. Kitap ciltlenmişti. Mat yeşil renkli cildin üstünde bir şey yazmıyordu. Eline aldı kitabı ve incelemeye başladı. Kitabın girişi ilginçti. Dünyayı değiştirmeye çalışan aileler ve meçhul sonları. Ne yazar ismi yazıyordu nede bir yayınevi bilgisi. Sanki biri derlemiş kitabı. Sayfaları karıştırmaya başladı. İçerisinden çıkan toz öbekleri Erol’u hapşırttı. Sonra arkasına baktı Profesör yoktu içeride. Ve kitabı okumaya devam etti. Kitap birçok aileyi konu ediniyordu. Tarihte önemli işlere girişmişti bu aileler ve çoğuda sonunda yok olmuştu, ardından hiç bir iz bırakmadan. İçinde bir bulantı hissetti. Yalnızlık midesini bulandırıyordu. Kendi ailesi geldi aklına. Sadece isimlerini biliyordu. Annesi *annesi Türk mü İtalyan mı hatırlayamadım o yüzden bir isim koymadım* ***Adoniydi ve babası *** Adoniydi. Dededi kimdi? Teyzesi var mıydı? Kuzenleri kimlerdi? Hiçbir bilgi yoktu beyninde ve nüfus dairelerinde. Ve hiçte araştırmak istememişti. Şimdi buna rastlarsa ne yapacaktı? Ve korkusu sanki korkunun kokusunu almış gibi hemen bitiverdi burnunun dibinde. Kitapta Adoni soyunu gördü. Okumalı mıydı? Tabii ki okumalıydı.
    “Adoni ailesi asırlardır dünyayı değiştirmeye çalışan bir aileydi. Ta ki 20. yy’a kadar. 1960’lardan sonra bu ailenin herhangi bir bireyi ortaya çıkmadı. Sanırım totaliter güçler bu emeline ulaştı. Adam Adoni bu ailenin en eski bilinenidir. 960 ile 1000 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Kriptolardaki yazan bilgilere göre Adam Adoni bireyin özgürlük savaşında güçsüz kaldığını bu yüzden devletin olmaması gerektiğini savunmuştur. Bizans İmparatorluğu bu kişiyi yok etmeye çalışmıştır. Ama Adam ardında 11 çocuk bırakarak kayıplara karışmıştır. Bu 11 çocuğun arasından babasının izinden giden 4 çocuk çıkmıştır. Bunlar Justen Adoni, Henry Adoni, Abbas Adoni ve Fatımî Adoni’dir.” Erol çok şaşırıyordu. O kadar dalmıştı ki Profesörün üç kez seslenmesini duymamıştı. En sonunda Profesör Erol’un omzuna dokunmuştu. Erol irkilerek arkasını döndü. Bu irkilmeye şaşıran Profesör, “Sonunda buldun demek o kitabı ve aileni…” dedi. Erol’un şaşkınlığı bir kat daha arttı.

    ****Burada kesmek istedim, aslında daha fazla yazacaktım ama bir bölüm için bu çok fazla. Eğer bu konu üzerinden devam edecekseniz devamını yazabilirim.****cevaplakapat

  • Aysun Aksel - 27/11/2012 - 22:17

    Roman bu bölümle okuru icine almaya basladi..cok sevdim 5.bölümü..meraklandim..Erol`un kimligi..gecmisi..annesi..babasi..ne kadar cok soru isareti var merakla bir sonraki bölümü bekleten..Tesekkürler.cevaplakapat

  • bezgin - 27/11/2012 - 23:12

    (erol içkiyi fazla kaçırmış,yaşı ilerlemiş,alaylı-okullu arası bir gazetecidir.kimliğini araştırmasa da olur,bir önemi de yoktur zaten,verilen görevi usulen yerine getirip dönecektir,bu işi daha iyi yapabilecek bir çok genç varken tecrübi ilişkileri neticesinde işi kapmıştır,konuyu tâkip eden gençler de bakakalmıştır..italyan prof. ise kim olursa olsun görüşmeye razıdır….)

    erol navigatör yardımıyla randevu saatinde doğru yere ulaşır,yaşlı prof. ve eşi, erol’u kabul ederler. Ev, kurutulmuş beyaz ve diğer renklerde güller ile düzenlenmiş vazolarla doludur,Erol otel koltuğunda uyuklarken gördüğü rüyayı anımsar……Tanıdık bir eski ev kokusu,fırından henüz çıktığı belli olan mayalı hamur işi kokusu ve prof.gül ağacı piposundan yayılan aromatik koku kâh harmanlanarak kâh tek tek burun deliklerine çarpıyor,kahvaltıda içtiği espressonun hâlâ hakim olduğu son koku kırıntılarını bastırıyordu….cevaplakapat

  • Guven Demir - 27/11/2012 - 23:49

    “Ben kimim,Tanrim,ben kimim?”bu sozleri sesli soylemisti,kendisi farkinda degil ve Moreti’nin de duydugunu algilamamisti.Moretti normal olmayan bir durumla karsikarsiya kaldigini anladi;Adoni’nin geldigi andan itibaren ki, tavir-mimik-sozlerini dusundu ama hemen harekete gecmedi;”cam acayim temiz hava iyi gelir bize”diyerek,cama yoneldi;buyuk kanatli camlari acti,oda’ya dag ve deniz havasi hucum etti,Moretti’nin sirti Adoni’ye donuktu;bunu bilerek yapiyor ve konugunu zor duruma sokmak istemiyordu ama iceriye acilmis pencere camlarindan Adoni’yi goz hapsinde tutuyordu.Adoni ise bu surede oturdugu koltukda ter ve hezeyanlar icindeydi.Oda’ya dolan temiz hava,Adoni’nin basini dondurdu,kendini bir bosluk sarmalinin icinde buldu,dusmemek,kayip yok olmamak icin son bir gayretle ve avazi ciktigi kadar;”anneeeee!!!”diye bagirarak kendinden gecer.cevaplakapat

  • Guven Demir - 28/11/2012 - 01:01

    Ilk bolumlerde Adoni’nin hafizasinda bir Amerika(camasir yikama salonu)sahnesi vardi.O sahnede yasadigi bir duygu; KIRLENMISLIK !Hafizasinda kalan tek ama en guclu duygu bu.Simdiye kadar bu en somut veriye iliskin hicbirsey yazmamis olmak,bence bir eksiklik(eger bir yasanmislik varsa).O kirlenmislik duygusu’nun ekonomik,sosyal,siyasal veya kulturel ve belki de cinsellik mi olup-olmadigi konusunda ne benim ne de diger yorumcu arkadaslarin bir fikri olusmadi en azindan ben gormedim;olmussa bagislayin beni!Herseyin basi o kirlenmislik duygusu yaratan olay(lar) mi?Eger oyleyse Hasan bey, bu konuda bazi ip uclarini roman’in akisi icinde bizimle paylasir misiniz?Ayrica,benim temennim,prof.un Erol’a yardim etmesi yonunde;zaten yorum bolumunde Erol’u bayiltip Moretti’nin ellerine teslim ettim.Ama bu yardimin tamamen klasik sagaltim yontemleriylede olmasini arzu etmiyorum.Henuz bir fikrim yok ama dusunecegim.Herkese kolay gelsin,basarilar.cevaplakapat

  • sebahat kurtöz - 28/11/2012 - 11:54

    Bir film izler gibiydi kahramanı kendisi olan senaryonun devamını bilmiyordu.Başınıda hatırlamadığı bir film.Sadece an vardı şuan…
    Ne kadar zorlasada hafızasını hatırlayamıyordu dünü,öncesini.Otelde ki kızdan ve profosörden edindiği bilgilerde çağrıştırmıyordu hiçbir anıyı.Annesin italyandı peki babası Türk olduğuna göre neden soyadı….Peki karısı,çocukları var mıydı? Biran önce burdan çıkmalı daha önce cesaret edemediği araştırmayı yapmalıydı internetten.Başına ne gelmiş olabilrdi vücudunda her hangi bir darbede yoktu.Kocaman bir hiçliğin ortasındaydı çıkışı aklının derinliklerinde olan…cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 28/11/2012 - 12:22

    Erol Adoni’yi tahlil etmek istiyorum biraz…

    Erol Adoni’nin vücut yapısını zaten ilk bölümde biliyoruz. Ama ruhsal durumunu, iç bunalımlarını, karakterini, neleri sevip neleri sevmediğini, iyi biri mi yoksa kötü biri mi? Hiç birini bilmiyoruz. Zaten yazarımız Hasan Bey’de neredeyse her bölümde google’da araştırma yapma düşüncesini yineliyor. Kimse şu ana kadar öyle bir şey yapmadığı okuduğum ve hatırladığım yorumlara göre. Ben biraz uğraşayım dedim.

    İlk olarak Erol Adoni saplantılı biri. Hafızasını bir çeşit travmada kaybetmiş birinin beyni düzgün işleyemez zaten. Beyin nöronları bozuk olan biri elbetteki saplantılı olmalı. Ne tür saplantı? Mesela sürekli espresso içiyor. Sonra bir tütün ürünü tüketebilir. Bu puro olmamalı çünkü karakterimiz genç sayılabilecek biri. Çok yaşlı değil. Puroyu Profesör içebilir. Erol pipo içebilir. Ayrıca uyumayı seven biri olabilir. Ve tembellikten ziyade kendine vakit ayırmayı sevmeli. Beyni farklı işlediği için matematikte dahi olabilir. Mesela bir araba giderken tam kırmızı ışık yansın ve ışıkla arada 90 m olsun. Ve Erol hızı tekerleğin dönüş hızıyla hesaplayıp, kaç metre sonra durması gerektiğini tahmin etsin. Yada bir mermi üstüne gelirken ne kadar açıyla eğilirse kurtulacağını bilsin. Çoğu zaman sesli düşünsün ama kendi bunun farkında olmasın.

    Ayrıca Erol’un iyi birisi olmasına gerek yok. Kötü ama okuyucu tarafından sevilsin.

    Şimdilik bu kadar olsun benden.cevaplakapat

  • rosetta - 28/11/2012 - 16:50

    İçkisinden birkaç yudum aldıktan sonra biraz
    kendine gelir gibi oldu – ama hala bir ruyada gibi
    hareket ediyor , sanki ağır çekim bir film karesi
    görüntüsü veriyordu …Dr. Moretti ile hangi konuda
    konuşma yapması gerektiğini hatırlayamadı –
    ve , biraz da çekinerek – fakat sanki çok tabii bir
    tarzda bunu Dr. Moretti’ ye sormak gafletinde bulundu !
    Veee, karşısındakinin kahkahalarla gülmeye başlaması
    moralinin yerle bir olmasına yetti ! Hemen toparlanıp
    gitmeyi düşündü – ama bu mümkün müydü ? …..cevaplakapat

  • HÜLYA ARICI - 28/11/2012 - 23:20

    Etrafı ağaçlıklı, sonbaharın en güzel zamanını yaşayan yollardan geçerken kendisini daha iyi hissetmeye başlamıştı.
    Profesör ile karşılaşınca ne olacağını artık düşünmek istemiyordu… akışına bırakmıştı…
    Bir ara arkadan bir aracın geldiğini görür gibi olmuştu ama ağaçlık yoldan geçerken aracı bir daha görmemişti.. bir sanrı olduğunu düşündü.
    Az sonra profesörün evine varmıştı. Ahşap dubleks bir ev duruyordu karşısında. Kapıyı çok hoş alımlı bir bayan açtı. Kendini tanıttı. Ben Andreana Prof. Moretti’nin eşiyim hoş geldiniz vaktinde geldiniz dedi. Ses tonu, yüzünün tanıdıklığı Erol’u fazlasıyla etkilemişti. Bulunduğu oda duvardan duvara kitaplık kaplıydı. Odada iki tane geniş kanepe, kitaplığın önünde eskitilmiş boyalı uzunca ahşap bir masa vardı. Masanın yarısı kitaplarla doluydu.. diğer yarısında ise bardak, tabak duruyordu. Orta sehpada da vanilya kokulu kurabiyeler vardı. Şömine yanıyordu. Evin içinde hoş bir sıcaklık vardı.. birden kaslarının gevşediğini hissetti. Andreana tekrar içeri girerek profesörün hemen geleceğini söyledi. Erol raftaki kitapları inceliyordu… aralarında bir kitap dikkatini çekti.. siyah kalın kitabın sırtında MESNEVİ yazıyordu.. şaşırdı.. tam elini uzatıp kitabı alacak iken Prof. Moretti içeriye girdi..güler yüzlü ve tok sesliydi. Prof. Moretti Erol ile çok yakından ilgilendi. Sohbet ilerledikçe Erol’da tuhaflık hisseden Prof. Moretti peş peşe sorularla Erol’u konuşturuyordu. Erol başına gelenleri anlatmakta bir sakınca görmedi. Durumu anlayan Profesör Erol’un yaşadığı bir travmanın onda geçici hafıza kaybına uğramasına neden olduğunu ve gece aldığı alkolünde durumu tetiklediğini anlattı.

    Diğer arkadaşların yorumlarını da tek tek okudum… Can YILDIRIM’ın yorumu hikayeyi doğru yönde yönlendiriyor gibi geldi bana…

    Kitaplıktaki Mesnevi kitabı da Erol’un dikkatini çekmiştir ancak o arkası dönük iken kitap oradan kaldırılmıştır. Daha sonra kitap yine karşımıza çıkabilir.. içinde gizli bölme vardır ve sır evraklar barındırmaktadır…Hülya ARICI 28.11.2012cevaplakapat

  • LALE BOLLUKCU ÖZKER - 28/11/2012 - 23:49

    Fabio , annesi silvia , andreana:kızıl saçlı yanık tenli 40 yaş

    “Bana gönderdiğin mesajda annenin İtalyan olduğundan bahsetmiştin,öyle değil mi?Yanılmıyorsam adı da Silvia idi galiba.” Bruno’nun söylediği bu cümle hala beyninin içinde dönüp dolaşıyordu. Hafızasını zorlasa da hiçbir şey hatırlayamıyordu.

    FABİO artık yerinde duramaz olmuştu her tarafa emir yağdırıyordu.
    ” Acil bulun Andreana nın telefonunu ulaşın ona.”

    Annesini kendisi hatırlayamıyorken Bruno mesajdaki yazılanları unutmamıştı.

    Yazdığı en son kitabıyla ilgili konuşurlarken ara ara gözünün önüne anlamlandıramadığı bazı görüntüler geliyordu.
    Otele gidince mutlaka bilgisayarını açmaya çalışacaktı orada bir şeyler bulacağını biliyordu.
    1234 iki defa denedi ve inanılmaz bir şekjilde pc açıldı.
    Kayıtlı dosyalardan birinde rakamlar vardı 1 noluyu açtığında kendi resmiyle karşılaştı.ve…………cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r