Orhan Veli’nin doğduğu ev hâlâ belirsizlik içinde: Kültürel miras piyasanın insafına mı bırakıldı?

Temmuz 21, 2026

Orhan Veli’nin doğduğu ev hâlâ belirsizlik içinde: Kültürel miras piyasanın insafına mı bırakıldı?

Türk şiirinin yönünü değiştiren Orhan Veli Kanık’ın Beykoz’da doğduğu tarihî ahşap ev, Şubat 2026’da 80 milyon TL bedelle satışa çıkarılmıştı. Yapının müzeye dönüştürülmesi için yapılan çağrılara rağmen, aradan geçen yaklaşık beş ayda kamuoyuna açıklanmış bir satın alma, kamulaştırma veya restorasyon kararı bulunmuyor.

Garip hareketinin kurucularından Orhan Veli Kanık’ın 13 Nisan 1914’te dünyaya geldiği Beykoz Yalıköy’deki ahşap köşkün geleceği belirsizliğini koruyor.

Üç katlı tarihî yapı, bakım ve onarım giderlerinin mevcut sahibi tarafından karşılanmasının güçleşmesi üzerine Şubat 2026’da yaklaşık 80 milyon TL bedelle satışa çıkarılmıştı. Satış kararı, edebiyat ve kültür çevrelerinde geniş yankı uyandırmış; Kültür ve Turizm Bakanlığına, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ve Beykoz Belediyesine evin satın alınarak bir Orhan Veli müzesine dönüştürülmesi yönünde çağrılar yapılmıştı.

Ancak Temmuz 2026 itibarıyla ilgili kamu kurumlarının resmî internet sitelerinde, yapının satın alındığına, kamulaştırma sürecinin başlatıldığına ya da koruma ve restorasyon programına alındığına ilişkin açıklanmış bir karar bulunmuyor. Evin yeni bir özel mülk sahibine satıldığına dair doğrulanabilir bir bilgi de kamuoyuna yansımış değil.

Bu nedenle eldeki bilgiler, yapının geleceğine ilişkin sürecin sonuçlandırılmadığını ve kamuoyuna açık biçimde yürütülmediğini gösteriyor.

Bir evden daha fazlası

Yalıköy Mahallesi İshakağa Yokuşu’nda bulunan ev, yalnızca Orhan Veli’nin doğduğu yapı olmasıyla değil, İstanbul’un günümüze ulaşabilen ahşap sivil mimari örneklerinden biri olmasıyla da önem taşıyor.

Orhan Veli’nin ailesi 1930’lu yılların başına kadar bu evde yaşadı. Yapının bugünkü sahibi Osman Özer’in babası Mustafa Hayrettin Özer, evi 1939’da Orhan Veli’nin kız kardeşi Füruzan Yolyapan’dan satın aldı. Özer ailesi, yapıyı onlarca yıl boyunca özel mülk olarak korudu.

Osman Özer, satış kararının temelinde bakım masraflarının bulunduğunu belirtmişti. Yüz yılı aşan ahşap bir yapının korunması, yalnızca gündelik bakım değil, uzmanlık gerektiren ve yüksek maliyetli bir restorasyon sürecini de zorunlu kılıyor. Bu tablo, edebî miras niteliğindeki özel mülklerin korunmasının yalnızca sahiplerinin maddi olanaklarına bırakılamayacağını bir kez daha ortaya koyuyor.

Anılıyor, fakat evi korunabiliyor mu?

Beykoz Belediyesi geçmiş yıllarda Orhan Veli’nin doğduğu evin önünde anma programları düzenledi; yapıya şairin burada doğduğunu belirten bir levha yerleştirildi. Belediye, 2023’te gerçekleştirilen İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali kapsamında da evi etkinlik güzergâhına dâhil etti.

Bununla birlikte bir edebiyatçının yıldönümlerinde anılmasıyla, onun yaşamına tanıklık eden mekânın kalıcı biçimde korunması aynı şey değil. Orhan Veli’nin adı etkinliklerde yaşatılırken, doğduğu evin geleceğinin piyasa koşullarına bırakılması kültürel miras politikalarındaki temel çelişkilerden birini görünür kılıyor.

Neden müze olmalı?

Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte 1941’de yayımlanan Garip kitabıyla Türk şiirinin dilini ve yönünü değiştirdi. Ölçüyü, uyağı ve yerleşik “şairane” söyleyişi sorguladı; gündelik hayatı, sokağı ve sıradan insanı şiirin merkezine taşıdı.

Beykoz’daki evin müzeye dönüştürülmesi, yalnızca şaire ait eşyaların sergileneceği nostaljik bir mekân oluşturmak anlamına gelmeyebilir. Yapı;

  • Orhan Veli ve Garip hareketini anlatan sürekli bir sergiye,
  • şiir okumalarına ve küçük edebiyat buluşmalarına,
  • araştırmacıların yararlanabileceği bir arşive,
  • çocuklar ve gençler için şiir atölyelerine

ev sahipliği yapabilecek yaşayan bir edebiyat merkezine dönüştürülebilir.

İstanbul’da Tevfik Fikret’in Aşiyan’daki evi ile Sait Faik Abasıyanık’ın Burgazada’daki evi, edebiyatçıların yaşadığı mekânların kamusal hafızaya nasıl kazandırılabileceğini gösteren önemli örnekler arasında bulunuyor.

Şimdi yanıt bekleyen sorular

Satışın kamuoyuna duyurulmasının üzerinden yaklaşık beş ay geçti. Buna rağmen sürecin hangi aşamada olduğu bilinmiyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı yapı için bir inceleme yaptı mı? İstanbul Büyükşehir Belediyesi veya Beykoz Belediyesi, mülk sahibiyle satın alma ya da uzun süreli tahsis konusunda görüştü mü? Yapının güncel koruma ve tescil statüsü nedir? Satış sürüyor mu, fiyat değişti mi, herhangi bir alıcıyla anlaşmaya varıldı mı?

Edebiyat Haber olarak bu soruları Kültür ve Turizm Bakanlığına, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ve Beykoz Belediyesine yöneltiyoruz.

Çünkü mesele yalnızca 80 milyon liraya satışa çıkarılmış özel bir taşınmaz değil. Mesele, İstanbul’u gözleri kapalı dinleyen bir şairin doğduğu evin, İstanbul’un gözleri önünde sessizce kaybolup kaybolmayacağıdır.

Yorum yapın