Mizubayashi’den gölgede kalanlara övgü | Hülya Avtan

Nisan 3, 2026

Mizubayashi’den gölgede kalanlara övgü | Hülya Avtan

“Gölgelere, geri gelsinler diye, hayata dönsünler diye, konuşsunlar diye.” Akira Mizubayashi’nin Yapı Kredi Yayınları’nın yayımladığı dördüncü romanı “Unutulmaz Süit” bu seslenişle başlıyor. Bu gölgeler savaşın karanlığında kalanlar. Çünkü Mizubayashi’nin romanlarında savaş yıkmakla kalmıyor, hafızayı, aşkı ve sesi de parçalıyor. Fakat hep geriye kalan bir şey var, o da müzik. Onun metinlerinin büyüsü biraz da buradan geliyor. Tarumar edilmiş geçmişin kıyısında müziğin hafızayı ve insanı nasıl ayakta tuttuğunu hatırlatırken, dağılanları tekrar bir araya getirmeyi seviyor.
Bir üçlemenin son halkası “Unutulmaz Süit”, “Can Kırığı” ve “Kupa Kraliçesi”nin müzikal devamı niteliğinde. “Can Kırığı”nda keman, “Kupa Kraliçesi”nde viyola ön plana çıkmıştı. “Unutulmaz Süit”te ise çello karşımızda. Kitaplarının büyük beğeni toplamasının en büyük iki nedeni muhtemelen, evrensel bir temanın, savaş zamanında müzik ve aşkın ustaca işlenmesi ve son derece berrak yazarlık dili arasında kurduğu ilişkide yatıyor. Bu dil, yazarın “ilk” dili olmasa da, kusursuz bir ödünç alma olarak kendine özgü bir yetkinlik kazanıyor.

Yazının devamı için >>>

Yorum yapın