Masthead header

Köy enstitüleri üniversitede

keman-köy enstitüsüİstanbul Üniversitesi’nde faaliyet yürüten Mavi Çınar Edebiyat Topluluğu’nun Köy Enstitüleri ve yarattığı edebiyat üzerine konuştuğu ‘Bozkırdan Gelen Keman Sesi-Köy Enstitülerinden Doğan Edebiyat’ başlıklı söyleşisi 10 Aralık Perşembe günü İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde gerçekleşti.

Mavi Çınar Edebiyat Topluluğu’nun düzenlediği etkinlik ile öğrenciler, bu temel ve önemli toplumsal olguyu enine boyuna tartıştılar.

Konuşmacılar Köy Enstitülü öğretmen ve yazar Yusuf Ziya Bahadınlı ve edebiyat eleştirmeni B.Sadık Albayrak, önemli saptamalar sunarak ‘bozkırdan gelen keman sesi’ni öğrencilere anlattılar.

Köy Enstitüsünde öğrenim gören Yusuf Ziya Bahadınlı, Enstitülere ait ne varsa her şeyin kendi üretimleri olduğuna, hiçbir şeyin hazır olmadığına vurgu yaparak Köy Enstitülerinin ana öğesini anlattı:

‘‘Emek en temel şeyimizdi. Emeğin, emekçinin ne olduğunu öğrendik ve öğretmeye de çalışıyorduk. Köylüyü uyandırmaktı amacımız…’’

68 kuşağını yetiştiren köy enstitülü öğretmenlerdir

B.Sadık Albayrak da emeğin temel öğe olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi:

‘‘Köy enstitüleri toplumsal bir deneydir. Pratiğin içinde bir eğitim söz konusudur. Emeği, olayın içinde ölçer. Eğitimle insanın nasıl değiştirilebileceğini ve yetiştirilmek istenen insan modelinin nasıl yaratılabileceğini göstermiştir.

68 kuşağının yetişmesinde de en büyük pay Köy Enstitüsü öğretmenleridir. Bugün bu öğretmenleri kaybettiğimiz ve yetiştiremediğimiz için bu haldeyiz.’’

Köy enstitüleri aydınlanma savaşıdır

‘‘Köy Enstitüleri bir Aydınlanma savaşımıydı. Orada yetişen yazarlar da bu aydınlanma savaşının romancıları idi. O edebiyat, gerçeğin temeline inen bir edebiyattı. Emeğin değerini ve insan sevgisini işliyordu. Köy Enstitülü yazarların eserleriyle vermeye çalıştığı en önemli şey, insanı ve hayatı sevmekti.

Günümüz edebiyatında buna yer olmadığı gibi hayatı ve insanı sevmeyen, umuda yer vermeyen eserler ortaya çıkarılıyor.’’

İhtiyacımız olan gerçekçi edebiyat

‘‘Köy enstitülerinin yarattığı edebiyat, 50 ve 70 yılları arasında etkili oldu. 70’lerden sonra bu şiiri ve edebiyatı estetik değerden yoksun olduğunu söyleyerek aşağılamaya başladılar. Köyü ve köylüyü küçümsediler, batı eserlerine karşı bir övme başladı. 80’lerden itibaren de maddi olarak ortadan kaldırıldılar. En sonunda hayat ile edebiyatın bağını kopardılar ve bunu despotik bir eğitim sistemiyle kabul ettirdiler. Bugün yeniden ihtiyacımız olan gerçekçi edebiyattır.’’

İletişim

Facebook:/adkedatolye

İnstagram:@mavicinaredebiyat

edebiyathaber.net (14 Aralık 2015)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r