KIBATEK Edebiyat Akademisi’nde “Yaşar Kemal’le Marmara Denizi’nin Dünü Bugünü” etkinliği düzenlendi

Mayıs 11, 2026

KIBATEK Edebiyat Akademisi’nde “Yaşar Kemal’le Marmara Denizi’nin Dünü Bugünü” etkinliği düzenlendi

9 Mayıs Cumartesi günü KIBATEK Edebiyat Akademisi’nde düzenlenen “Yaşar Kemal’le Marmara Denizi’nin Dünü Bugünü” başlıklı konferans, alışagelmiş bir edebiyat etkinliğinin ötesine geçerek, günümüzün en can alıcı sorunlarından biri olan Marmara Denizi için yükselen vicdani bir çağrıya dönüştü. Türkiye’de ekoeleştiri, ekokratizm ve çevreci eleştiri çalışmalarının öncülerinden Ufuk Özdağ, Yaşar Kemal’in “Denizler Kurudu” röportaj kitabı ile “Deniz Küstü” romanı üzerinden, bugün müsilajla boğuşan Marmara’nın trajedisini anlattı.

Hacettepe Üniversitesi bünyesinde kurduğu Toprak Etiği Araştırma Enstitüsü’nün yaklaşımıyla konuşan Özdağ, Yaşar Kemal’in büyük bir romancı olmanın ötesinde, aynı zamanda Türkiye’nin en erken çevre düşünürlerinden biri olduğunu vurguladı. Ona göre Yaşar Kemal, daha 1970’lerde Marmara Denizi’nde yaklaşan felaketi görmüş; yunus balıklarının yağ uğruna katledilmesini, doğanın geri dönüşsüz çöküşünün habercisi olarak kayda geçirmişti.

Bugün Marmara’nın yüzeyini kaplayan müsilajın, yalnızca bilimsel ya da teknik bir çevre sorunu olmadığını belirten Özdağ, bunun yıllardır süren doğa talanının sonucu olduğunu söyledi. Yaşar Kemal’in metinlerinde dile gelen deniz çığlığının bugün somut bir gerçekliğe dönüştüğünü ifade eden Özdağ’ın şu sözleri salonda derin bir sessizlik yarattı: “Yaşar Kemal aslında Marmara’nın ölümünü elli yıl önce görmüştü.”

Konferansın en çarpıcı bölümlerinden biri ise Yaşar Kemal’in yalnızca yazan değil, harekete çağıran bir yazar oluşuna ilişkin değerlendirmelerdi. Özdağ, Yaşar Kemal’in denizcilerin ağzından dile getirdiği şu düşünceyi hatırlattı: “İstanbul’un bütün denizcileri toplanıp, on bin denizci bütün malzemelerimizi alıp Taksim’e yürümeli ve bütün deniz malzemelerimizi Atatürk Anıtı’nın önüne bırakmalıyız.”  Bu sözlerin yalnızca edebi bir metafor değil, açık bir çevre direnişi çağrısı olduğunu belirten Özdağ, Yaşar Kemal’in toplumun vicdanını harekete geçirmek istediğini söyledi. Denizcilerin ağlarını, küreklerini ve teknelerini Taksim Meydanı’na bırakmasının, “denizin ölümünü bütün ülkeye göstermek” anlamına geldiğini ifade eden Özdağ, “Yaşar Kemal yalnızca felaketi anlatmadı; insanlara direnme cesareti ve umut da aşıladı” dedi.

Konferansta sık sık “Deniz Küstü” romanına da dönüldü. Romandaki deniz imgesinin bugün Marmara’da yaşanan ekolojik çöküşle ürpertici bir biçimde örtüştüğünü söyleyen Özdağ, sadece İzmit Körfezi bölgesinde atığını Marmara denizine döken 4000 dolayında fabrikanın bulunduğunu bunların yarattığı felaketin üstesinden geçici çözümlerle gelinemeyeceğini, “Deniz gerçekten küstü” ifadesiyle yaşanan yıkımın boyutuna dikkat çekti.

Bütün bu olumsuzluklara karşın, Yaşar Kemal’in o günlerde de umut aşıladığını, doğanın kendisini yenileyebilme gücüne dikkat çekerek vurgulayan Özdağ, Yaşar Kemal’in düşüncesinden hareketle Marmara Denizi’nin hâlâ kurtarılabileceğini anlattı. Bunun için yalnızca yüzeysel önlemler değil, bütünlüklü bir ekolojik restorasyon gerektiğini söyleyen Özdağ, Marmara’nın bütünüyle koruma altına alınmasının tarihsel bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

KIBATEK Edebiyat Akademisi’ndeki konferans, Yaşar Kemal’in yarım asır önce yükselttiği doğa çığlığının bugün hâlâ ne kadar güncel olduğunu bir kez daha gösterdi. Çünkü o, yalnızca denizin yasını tutan bir yazar değil; denizi yeniden hayata çağıran bir umut sesi olmaya devam ediyor.

Yorum yapın