KIBATEK Edebiyat Akademisi’nde Nurullah Ataç Üzerine Kapsamlı Bir Tartışma

Mart 9, 2026

KIBATEK Edebiyat Akademisi’nde Nurullah Ataç Üzerine Kapsamlı Bir Tartışma

7 Mart Cumartesi günü, KIBATEK Edebiyat Akademisi bünyesinde düzenlenen etkinlikte şair ve eleştirmen Milat Bülent Kılıç, “Nurullah Ataç’ı Yeniden Konumlandırmak” başlıklı konuşmasıyla Türk edebiyatında eleştiri geleneğinin tarihsel gelişimini ve Nurullah Ataç’ın bu gelenek içindeki yerini ele aldı. Yoğun ilgi gören etkinlikte edebiyat meraklıları salonu doldururken, konuşma yalnızca Ataç’ın eleştirmen kimliğini değil, Türkçe eleştirinin düşünsel arka planını da yeniden tartışmaya açtı.

Konuşmasına Türk edebiyatında eleştirinin çoğu zaman metinleri değerlendiren ikincil bir alan gibi görülmesine dikkat çekerek başlayan Kılıç, eleştirinin aslında yazın dünyasının düşünsel gelişimini belirleyen kurucu bir faaliyet olduğunu vurguladı. Ona göre eleştiri, yalnızca eserleri yorumlayan bir disiplin değil, aynı zamanda edebiyatın kendi bilincini kurmasını sağlayan bir düşünme alanıdır. Bu bağlamda, önemli tiyatro tarihçilerinden Metin And’ın yazın hayatına eleştiriyle başlamasının da eleştirinin Türk edebiyatındaki kurucu rolünü gösterdiğini ifade etti.

Kılıç konuşmasında Türk edebiyatındaki eleştiri geleneğinin farklı düşünsel damarlar üzerinden geliştiğini belirtti. Bu noktada Asım Bezirci’nin sosyalist gerçekçi perspektifle geliştirdiği eleştiri anlayışının edebiyatı toplumsal bağlamı içinde değerlendirdiğini; buna karşılık Hüseyin Cöntürk’ün daha kuramsal ve analitik bir yaklaşım ortaya koyduğunu dile getirdi. Bezirci’nin toplumsal gerçekçi çizgisi ile Cöntürk’ün analitik eleştiri yaklaşımı arasındaki gerilimin, Türkçe eleştirinin zenginliğini ve çok katmanlı yapısını görünür kıldığını belirten Kılıç, bu tartışma alanının merkezinde Nurullah Ataç’ın bulunduğunu söyledi.

Konuşmanın önemli bölümlerinden biri de Ataç’ın eleştiri tarihindeki konumunun yeniden değerlendirilmesine ayrıldı. Kılıç, Ataç’ın çoğu zaman yalnızca polemikçi bir denemeci ya da dil tartışmalarının yazarı olarak anıldığını, oysa onun modern Türkçe eleştirinin oluşumunda kurucu bir rol oynadığını vurguladı. Ataç’ın yazılarıyla edebiyat alanında canlı bir tartışma kültürü yarattığını, genç kuşak yazarları destekleyerek yeni edebi yönelimlerin görünür olmasına katkıda bulunduğunu belirtti.

Kılıç’ın konuşması aynı zamanda yazarın Günlerin Geri Getirdiği: Nurullah Ataç’ı Yeniden Konumlandırmak adlı kitabının düşünsel arka planını da yansıttı. Bu çalışma, Ataç’ın edebiyat tarihindeki yerini yeniden değerlendirmeyi ve onu dar bir yorum çerçevesinin dışına çıkararak daha geniş bir düşünsel bağlam içinde ele almayı amaçlıyor. Kitapta Ataç’ın yalnızca eleştirmenliği değil, aynı zamanda edebiyatın üretim koşulları, eleştiri kurumunun oluşumu ve edebiyat alanındaki düşünsel mücadeleler içindeki konumu da tartışılıyor.

Kitapta yer alan değerlendirmelerden biri de Metin And’ın eleştiri anlayışı üzerinden Türk edebiyatındaki eleştiri geleneğinin dönüşümünü ele alıyor. Kılıç’a göre Metin And, özellikle 1950’li yıllarda eleştiriyi daha sistemli ve kuramsal bir zemine taşıma çabasıyla dikkat çeken isimlerden biridir. Bu yaklaşım, Ataç’ın öznel eleştiri pratiği ile daha nesnel ve kuramsal eleştiri anlayışı arasında bir geçiş sürecini de görünür kılar.

Öte yandan etkinlikte, Ataç’a farklı çevrelerden yöneltilen eleştiriler ve yaklaşımlar da tartışıldı. Kılıç, Ataç’ın yaşamı boyunca hem hayranlık hem de sert eleştirilerle karşılaştığını hatırlatarak, onun kimi çevrelerce Cumhuriyet aydını ve hümanist bir düşünür olarak görülürken, bazı çevreler tarafından ise elitist ya da jakoben olmakla suçlandığını ifade etti. Buna karşın Ataç’ın yazarlık pratiğinin, özellikle edebiyatın özgürleşmesi ve eleştiri kültürünün gelişmesi açısından ilerici bir rol oynadığını savundu.

Konuşmanın sonunda Ataç’ın Türk edebiyatındaki yerinin yalnızca bir yazar ya da denemeci olarak değil, eleştiri geleneğini kuran ve edebiyat alanında düşünsel tartışmaların zeminini oluşturan bir figür olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Etkinlik, katılımcıların soruları ve yapılan değerlendirmelerle sona erdi. KIBATEK Edebiyat Akademisi’nde gerçekleştirilen bu buluşma, Nurullah Ataç’ın eleştirmen kimliğini yeniden düşünmeye ve Türk edebiyatındaki eleştiri geleneğini farklı yönleriyle ele almaya imkân sunan verimli bir edebiyat ortamı oluşturdu.

Yorum yapın