
Immanuel Kant’ın felsefesi, modern düşüncenin en yoğun, en teknik ve en kalıcı yapı taşlarını oluşturuyor hiç şüphesiz. Ancak Kant’ın etkisinin büyüklüğü kadar, metinlerinin kavramsal zorluğu da okuru sürekli olarak bir eşikte tutuyor. Howard Caygill’in Ayrıntı Yayınları Felsefe Dizisi’nden Kant Sözlüğü ismiyle yayımlanan kitabı, tam da bu eşiği görünür kılmayı amaçlayan, Kant felsefesini açıklamak yerine haritalandıran özgün bir başvuru eseri olarak buluşuyor bizlerle.
Bristol, Sussex ve Oxford Üniversitelerinde felsefe eğitimi almış, çağdaş düşünceye önemli katkılarda bulunmuş İngiliz bir filozof ve kültür tarihçisi olan Howard Caygıll, saygın akademik kurumlarda uzun yıllar ders vermiş, felsefi üretkenliği ve özgün yaklaşımıyla modern düşüncenin önde gelen isimlerinden. Howard Caygıll Kant Sözlüğü isimli kitabına Nietzsche’nin izinde düşüncelerini geliştirmiş, gerçeküstücü düşüncenin geliştiricilerinden Georges Bataille’in şu alıntısı ile giriş yapıyor: “Bir sözlük sözcüklere anlam vermeyi bırakıp görev verdiğinde başlar” Kitabın odağa neyi yerleştirdiği ile ilgili bize önemli ip uçları veren bir alıntı bu.
Tarihsel ve Filolojik Derinlik
Kant Sözlüğü, Kant’ı “basitleştiren” bir rehber olarak buluşmuyor bizimle; aksine Kant düşüncesinin kavramsal yoğunluğunu, iç gerilimlerini ve tarihsel hareketliliğini koruyarak okura sunuluyor. Bu yönüyle Kant Sözlüğü, yalnızca bir açıklama kitabı değil, Kant felsefesinin nasıl okunması gerektiğine dair metodolojik bir öneriler bütünü.
“Kant felsefesinin etkisi, gözün alamayacağı kadar derin ve yaygındır; böyle olmaya da devam edecektir. Felsefi soruşturma, ister “analitik” ister “kıta” geleneği içinde yürütülmüş olsun, Kant’ın miras bıraktığı sözcüksel ve kavramsal kaynaklar olmaksızın düşünülemez. Felsefenin yanı sıra beşeri bilimler, sosyal bilimler ve doğa bilimlerinde de Kantçı kavram ve argüman yapıları epey yaygın bir şekilde bulunmaktadır. Edebi veya sosyal eleştiri alanında çalışan herkes Kantçı geleneğe katkıda bulunmuş olur ya da çalışmalarının epistemolojik sonuçları üzerine düşünen herkes kendini Kant tarafından belirlenmiş değişkenleri uygularken bulur.”
Howard Caygıll öncelikle Kant Felsefesi’nin ne olduğunu açıklıyor ve kitabın içeriğini bu konu üzerine temellendiriyor. Caygill’in çalışması klasik anlamda alfabetik bir sözlük olmakla birlikte, içerik bakımından didaktik bir tanımlar dizisi olmaktan bilinçli biçimde uzak duruyor. Burada yola çıkarak kitabın aşamaları şu şekilde oluşuyor: Kant’ın metinlerinde kavramın ilk ortaya çıkışını, farklı eserlerdeki anlam kaymalarını, kavramın tarihsel-felsefi kökenleri (Aristoteles, Leibniz, Wolff, Hume vb.) ve Kant sonrası felsefedeki etkileri. Howard Caygıll, Kant’ta dair kavramlara bizi götürecek bu yeni güzergahta Kant düşüncesini donmuş bir sistem değil, sürekli gerilimler ve yeniden konumlanmalarla ilerleyen bir düşünsel süreç olarak kavramamıza imkân sağlıyor.
“Bu sözlük Kant felsefesinin sözcük dağarcığının bağlantısal ve tartışmalı yönlerini haritalandırmaya çalışmaktadır. Eisler’in yaklaşımıyla, bir kavramı sanki Kant felsefesi’nin sabit ve aksiyomatik bir parçası gibi sunmak yerine, bu sözlükte sözlük maddeleri, Kant’ın felsefe yapma tarzının tartışmalı ve araştırmacı karakterini vurgulayacaktır. Bu amaçla, bir madde, terimin cevap olacağı sorunun tarihini gözden geçirecek ve Kant’ın refleksiyonu sırasında terimin anlamını tanımlamaya başladığı yolu gösterecektir.”
Bu açıklamadan yola çıkarak Caygill’in bir felsefeci olarak onu çağdaşlarından ayıran ve Kant’a bakış açısına dair en ayırt edici yönlerinden birinin, Kant’ın kullandığı kavramların Almanca özgün anlam katmanlarını titizlikle izlemesi olduğunu söyleyebilirim.
- Anschauung (sezgi),
- Verstand (anlama yetisi),
- Vernunft (akıl),
- Urteilskraft (yargı yetisi),
- Erfahrung (deneyim)
gibi temel terimler, yalnızca Türkçe ya da İngilizce karşılıklarıyla değil, 18. yüzyıl Alman felsefi dilindeki işlevleriyle ele alınıyor. Caygill tam anlamıyla tüm detaylarıyla felsefenin kılcal damarlarına giriyor.
Bu durum, özellikle Kant’ın eleştirel felsefesinin dilsel olarak ne kadar bilinçli bir inşa olduğunu açığa çıkarıyor; ki Caygill, Kant’ın kelimeleri seçerken yürüttüğü kavramsal mücadelenin izlerini titizlikle sürmüş oluyor böylece, kitaptaki her ayrıntı sözcükler bazında bir temele dayanıyor.
Eleştirel Felsefenin İç Gerilimleri
Kant Sözlüğü’nün gerilimli tarafı ise başlı başına bir konu başlığı olarak çıkıyor karşımıza. Kant sistemini pürüzsüz ve kapalı bir bütün olarak sunmuyor Howard Caygıll. Aksine, Kant felsefesinin içindeki çatlaklara, belirsizliklere ve kararsızlıklara özel bir dikkat gösteriyor.
Örneğin:
- Özgürlük ile nedensellik arasındaki gerilim,
- Fenomen ile numen arasındaki asimetrik ilişki,
- Ahlak yasası ile özerklik arasındaki paradoksal bağ,
- Estetik yargı ile teleoloji arasındaki geçiş alanı
gibi sorunlar, tanım vermek yerine problem alanları olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, Kant’ı “çözüm üretmiş bir filozof” olmaktan çok, soruları günümüzde de hâlâ işleyen bir düşünür olarak okumaya teşvik ediyor bizleri.
Kant Sonrası Düşünce
Howard Caygıll’in sözlüğü yalnızca Kant’a dönük bir yapı üzerine inşa edilmemiş; aynı zamanda Kant sonrası felsefeyle de yoğun bir diyalog içinde. Bu yüzden Hegel, Schelling, Schopenhauer, Heidegger, Deleuze ve Derrida gibi isimlerin Kant kavramlarını nasıl dönüştürdüğüne sık sık göndermeler yapılıyor. Bu yönüyle kitap Kant’ı tarihsel olarak “tamamlanmış” bir figür olmaktan çıkarıyor ve modern/çağdaş felsefenin hâlâ Kant’la düşünmeye devam ettiğini gösteriyor. Özellikle transandantal (Deneyüstücülük: 19’uncu yüzyıl başlarından itibaren Amerika Birleşik Devletleri’nin New England bölgesinde edebiyat, din, kültür ve felsefe alanında ortaya çıkan yeni fikirler toplamı.) kavramının farklı dönemlerde kazandığı anlamlar, Caygill’in bu tarihsel süreklilik anlayışının güçlü örneklerinden birini oluşturuyor.
Tüm bu bilgilerden yola çıkarak toparlayacak olursak Kant Sözlüğü, giriş düzeyinde bir Kant rehberi değil. Bununla beraber Kant felsefesini sadeleştirme iddiasında olmayan; tam tersine onun karmaşıklığını ciddiyetle koruyan nadir çalışmalardan biri. Kitap, Kant’ı açıklamak yerine, Kant’ın düşünme biçimini okura yeniden deneyimletiyor. Kant metinlerini doğrudan okuyan öğrenciler ve araştırmacılar, Kant kavramlarını tez ya da makale düzeyinde çalışanlar, felsefi kavramların tarihsel dönüşümüyle ilgilenenler, eleştirel felsefenin dilsel ve metodolojik boyutunu anlamak isteyen okurlar için özellikle değerli bir kitap
















