Kafekültür Yayıncılık’ın periyodik dergisi Pakildas’ın yeni sayısı yayımlandı

Nisan 6, 2026

Kafekültür Yayıncılık’ın periyodik dergisi Pakildas’ın yeni sayısı yayımlandı

Kafekültür Yayıncılık’ın periyodik dergisi Pakildas’ın yeni sayısı yayımlandı.

Tanıtım bülteninden:

Kafekültür Yayıncılık’ın periyodik dergisi Pakildas, ikinci sayısıyla yalnızca bir devam sayısı değil; editoryal çizgisini belirginleştiren, tematik derinliğini genişleten ve güncel tartışmaları merkezine alan bir eşik metni olarak okurun karşısına çıkıyor. 2026 Kış sayısı, içerik çeşitliliği kadar kurduğu düşünsel omurga ile de dikkat çekiyor.

Derginin Genel Yayın Yönetmeni Sefer Örçen, bu sayının editör yazısında süreci açık ve net bir biçimde konumlandırıyor: ilk sayının heyecanı ve kaçınılmaz teknik aksaklıkları geride bırakılmış; ikinci sayı ise bilinçli bir yönelimle, “bilim, kültür ve sanatın özümlendiği” bir üretim alanına dönüştürülmüş durumda. Bu vurgu, derginin yalnızca içerik sunan değil, aynı zamanda bir düşünce pratiği kuran yayın olma iddiasını güçlendiriyor.

Örçen’in metninde öne çıkan bir diğer kritik unsur, dosya konularının seçimi. Pakildas 2, doğrudan çağın kriz başlıklarına odaklanıyor: iklim değişikliği, çevre-insan ilişkisi, zihin ve bilinç tartışmaları, teknoloji ve dijital varoluş. Bu tercih, dergiyi retrospektif bir kültür dergisi olmaktan çıkarıp, aktif bir düşünce platformuna yerleştiriyor.

Bu çerçevede içerik listesi de editoryal yönelimi doğrular nitelikte. Mustafa Karabıyıkoğlu’nun “Küresel Isınma ve Antroposen” başlıklı çalışması, insanın artık doğanın bir parçası değil, doğayı dönüştüren bir güç olarak konumlandığı yeni jeolojik çağ tartışmasını bilimsel temelde ele alıyor. Güldemin Darbaş çevre etiği üzerinden insanın doğadaki yerini yeniden sorgularken, İbrahim Gedik enerji kavramını evrensel bir düzlemde çift kutuplu bir yapı olarak ele alıyor.

Derginin bilimsel hattı yalnızca çevreyle sınırlı değil. Tevfik Fikret Tekin’in nadir metaller ve nadir toprak elementleri üzerine yazısı, günümüz teknolojisinin görünmeyen altyapısını ifşa ederken; Sefer Örçen’in bilinç kuramlarına odaklanan metni çağdaş felsefenin en tartışmalı alanlarından birine giriş yapıyor. Bu noktada Pakildas 2, bilimsel bilgi ile felsefi yorum arasında bir geçiş alanı kurmayı başarıyor.

Toplumsal düzlemde ise Yaşar Bilge’nin yaşlıya yönelen şiddeti ele alan yazısı ve Ümit Şenel’in “netizen” kavramı üzerinden teknoloji ve yurttaşlık ilişkisini sorgulayan metni, derginin güncel sosyolojik kırılmaları yakından takip ettiğini gösteriyor.

Edebiyat ve sanat hattında ise derginin tonu belirgin biçimde yoğunlaşıyor. Timur Sönmez’in Sylvia Plath ve Nilgün Marmara üzerinden kurduğu “gizdökümcü şiir” analizi, bireysel trajedinin poetik dile nasıl dönüştüğünü incelerken; Zeki Z. Kırmızı’nın Lacan yazısı psikanalitik düşüncenin edebiyatla kurduğu karmaşık ilişkiyi açıyor. Mehmet Sakınç ve Şahin Kahraman’ın metinleri ise anlatı düzleminde daha yerel ve deneyimsel bir damar oluşturuyor.

Derginin dikkat çekici kırılma noktalarından biri de Halil Gökhan’ın “Yapay Zekâ ile Konuşma” başlıklı metni. Bu yazı, yalnızca teknolojik bir fenomeni değil; insan-makine ilişkisini, bilinç ve dil üzerinden yeniden düşünmeye davet eden bir metin olarak konumlanıyor. Bu tercih, Pakildas’ın yalnızca geçmiş ve bugünle değil, doğrudan gelecekle de temas kurma niyetini açık biçimde ortaya koyuyor.

Sayıya eşlik eden söyleşi ise ayrı bir katman açıyor. Sefer Örçen’in Prof. Dr. Ata Yakup Kaptan ile gerçekleştirdiği söyleşi, akademik bilgi ile görsel üretimi bir araya getirerek derginin disiplinlerarası karakterini güçlendiriyor. Editörün de belirttiği gibi, bu söyleşi serisi derginin süreklilik arz eden omurgalarından biri olmaya aday.

Bülten metninde vurgulanan bir diğer önemli nokta ise derginin konumlandırılması: Pakildas, akademik disiplini sanatsal sezgiyle buluşturmayı hedefleyen, yılda dört kez yayımlanan hakemli bir dergi olarak tasarlanmış durumda. Bu, Türkiye’de giderek daralan nitelikli yayın alanı içinde ciddi bir pozisyon alma çabası anlamına geliyor.

Editör yazısının en kritik ve gerçekçi tespiti ise okuma alışkanlıklarına dair. Örçen, açık biçimde Türkiye’de okuma kültürünün gerilediğini ve bu koşullarda bir dergi çıkarmanın yalnızca yayıncılık değil, aynı zamanda bir direnç pratiği olduğunu ifade ediyor. Bu yaklaşım, Pakildas’ı yalnızca içerik üreten bir mecra olmaktan çıkarıp, kültürel bir müdahale alanına dönüştürüyor.

Sonuç olarak Pakildas 2, tematik çeşitliliğiyle değil, kurduğu düşünsel bütünlükle öne çıkıyor. Antroposen’den yapay zekâya, çevre etiğinden psikanalize uzanan geniş yelpaze; rastlantısal bir içerik toplamı değil, bilinçli bir editoryal kurguya işaret ediyor. Bu sayı, derginin yönünü netleştirdiği ve okurla daha güçlü bir bağ kurmayı hedeflediği bir eşik olarak değerlendirilebilir.

Pakildas’ın ikinci sayısı, yalnızca okunacak bir dergi değil; tartışılacak, referans verilecek ve muhtemelen ilerleyen sayılar için bir ölçüt oluşturacak bir yayın olarak konumlanıyor.

Yorum yapın