Masthead header

Johannes Gutenberg, basım tekniğiyle mi, Türklere karşı propaganda yazılarıyla mı ünlenmiştir? | Onur Bilge Kula

Johannes Gutenberg bütün dünyada basım tekniğini bulan kişi olarak tanıtılır. Alman basınında (Matthias Heine, Spiegel, 3. 2. 2021) yer alan ‘Gutenberg, Türklere Karşı Propaganda Yazıları Basmakla İşe Başladı’ adlı yazıda, bu bilginin doğru olmadığı, basım tekniğinin daha önce Asya’da geliştirildiği belirtilmektedir. Yazı ilgimi çekti ve üzerinde biraz düşündüm.

Andığım yazıya göre, Gutenberg, basım tekniğini bulduğu için değil, ‘Türklere karşı propaganda yazıları’ bastığı için ünlenmiştir. Dolayısıyla, Gutenberg’in ünlenmesini sağlayan başlıca neden, Türklerdir; çünkü 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren egemenlik alanını genişleten Osmanlı/Türk İmparatorluğu’nun Avrupa’da başlıca ‘tehlike’ olarak görülmesidir. Haçlı Seferi’nden (1096) başlayarak Almanca yazılı belgelerde Türk imgesini araştırmış bir bilimci olarak şunu söyleyebilirim: Bu öne-sürüm, gerçeği yansıtmaktadır. 

Gutenberg’in bastığı Türk karşıtı propaganda yazıları, ilk sayısı yine aynı amaçla 1502’den itibaren ‘yeni haber‘ (Almanca: newe Zeitungen) adıyla basılan ve Almanya’da çağdaş gazete kavramının öncüsü olarak görülen propaganda yazılarının öncüsüdür. Bu dönemde Türk kavramı ile yapılan ve sözlüklere giren ‘Türk Savaşı’, ‘Türk seferi’, ‘Türk tehlikesi’, ‘Türk korkusu’, ‘Türk sıkıntısı’, ‘Türk vergisi’, ‘Türk çanı’, ‘Türk vaazı’, ‘Türk konuşması’, ‘Türk yazısı’, ‘Türk kitabı’, ‘Türk şarkısı/şiiri’, ‘Türk takvimi’ gibi sayısız kavram, Alman kültür tarihinde ve Almanların belleğinde kalıcılaşmıştır. Bu adlarla basılan Türk karşıtı propaganda yazıları ve kitaplar, Batı/Avrupa Hıristiyanlarının kimliklerinin benzeşmesine, Türk adının ise, bunun karşıt oluşturucusu durumuna getirilmesine ortam hazırlamıştır. Bugün de Türklere karşı önyargıların arka alanında bu anlatımların izleri belirlenebilir.

Ortaçağ Avrupa’sında Türk yayıncılığı

Özellikle Batı Hıristiyanlığının savunma kalkanı işlevi gören Rodos, Belgrat ve Budin’in Osmanlılarca ele geçirilmesi ve I. Viyana Kuşatması, Almanca konuşulan ülkelerde ‘Türk yayıncılığı” anlatımının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Konuya ilişkin daha fazla ayrıntı için ‘Batı Edebiyatında Oryantalizm II‘ adlı kitabıma bakılabilir.  

Bu tehlikeyi önlemek için, başta Almanca konuşulan ülkelerdeki halk olmak üzere, Türklere karşı Hıristiyanların birliğini sağlamak için, bir iki sayfadan oluşan propaganda yazıları ya da bildirileri basılmış ve bunlar pazar yerleri, kiliseler ve meydanlarda sesli olarak okunmuştur. Arşivimde yer alan 1566 tarihli ‘Yeni Haber’ gazetesi, Viyana’daki Ulusal Kütüphanesi’ndeki binlerce örnekten biridir. Ortaçağda son derece olumsuz Türk imgesinin oluşması, yaygınlaştırılması ve kalıcılaştırılmasına katkı yapan bu propaganda yazılarını basan kişi Johannes Gutenberg’tir.  

Johannes Gutenberg’in asıl adı Johannes Gensfleisch’tır ve 1394-1400 arasında Mainz kentinde doğduğu ve 1468’de öldüğü varsayılmaktadır. Basımda kullanılan harfleri devingeleştirmek suretiyle, kitap basımında gerçekleştirdiği devrimle, basım tarihinde kalıcılaşan Johannes, Gutenberg adını, yirmili yaşlarında ailesinin Gutenberg’de bulunan çiftliğinden esinlenerek almıştır. Bu niteliğinden ötürü, kültür tarihçilerince ‘bin yılın adamı’ ya da ‘dolayımlar tarihinde devrim yapan kişi’ olarak adlandırılır.

Varlıklı bir esnaf ailenin çocuğu olan Gutenberg, ailesiyle birlikte iki kez deneyimlediği uzun sürgün dönemini Strassburg kentinde geçirmiştir. Büyük bir olasılıkla yüksek öğrenim de gören bu ‘dolayım (medya) devrimcisi’, kuyumculuk yaparak, ince mekanik bilgisi edinmiştir. Bu kapsamda dökümcülük becerisi de geliştirmiştir. 1440’ların sonunda Mainz’a dönerek, Johannes Fust adlı bir tüccardan aldığı borç ile basımevi kurmuştur. Basımevinde bastığı kitapların yanı sıra, o dönemde Avrupa’yı tehdit eden Türklere karşı propaganda bildirilerini ve Papalığın Türklere karşı Haçlı Seferi çağrılarını basmak suretiyle, basım işlerini yaygınlaştırmıştır.

Gutenberg, ilk kitlesel kitap basan basımcıdır

Gutenberg’in başarısı, çeşitli teknik yenilikleri bütüncül bir yapıya kavuşturması ve ‘ilk kez kitlesel kitap basım’ işlerinde üretkenleştirmesidir. Böylece, estetik ve nitelikli basım tekniğine öncülük etmesidir.

Geliştirdiği ‘döküm aygıtı’, çığır açıcı buluşları arasında sayılır. Bu aygıt, metal harflerin üretiminin yetkinleştirilmesini, istenildiği gibi bütünleştirilmesini ve renk niteliğinin yükseltilmesini olanaklılaştırmıştır. Bütün yenilikçi çalışmalar, dünyayı köklü biçimde değiştiren bir ‘dolayımlar (medya) devrimi’ne yol açmıştır.

İncilin Almancaya çevrilmesi ve basımı, Alman kültür tarihindeki en büyük devrimdir.

Kitap, propaganda bildirileri ve kitle haberleşme araçlarının basımı, verilmek istenilen iletilerin geniş halk yığınlarına ulaşmasını sağlamıştır. Böylece, Gutenberg’in doğduğu Mainz kenti, önemli bir kültür merkezi niteliği kazanmıştır. Bu basım etkenlikleri Rönesans ve Hümanizm gibi düşünsel akımların güçlenmesine ortam hazırlamıştır. Hegel’in deyişiyle, Alman kültür tarihinde en büyük devrim olan Luther’in Almanca İncil çevirisinin binlerce basılması, Reformasyona yol açmıştır. Katolikliğin yanı sıra, Protestanlığın güçlenmesini sağlayan Reformasyon, Ortodoks Hıristiyanlığın eleştirel sorgulanmasına ve giderek çoğulculuk ve tolerans bilincinin artmasına ortam hazırlamıştır.

Gutenberg, bütün bu atılımları nedeniyle, birçok kültür tarihçisi tarafından ‘bin yılın adamı’ olarak nitelendirilmiştir. Fakat bin yılın adamı, borcunu ödeyemediği için, basımevini ve işliğini, borç para aldığı Johannes Fust’a bırakmak zorunda kalmıştır. Bilginin salt ülkesi Almanya’da değil, bütün dünyada yayılmasına öncülük eden bu basımcını yaşamına ilişkin çok az şey bilinmesi şaşırtıcıdır. Osmanlı’da ilk basımevini kuran ve kitap basan İbrahim Müteferrika’nın özgeçmişinin birçok yönüyle Johannes Gutenberg’in yaşam öyküsüne benzemesi ilginç bir rastlantıdır.    

Onur Bilge Kula – edebiyathaber.net (23 Şubat 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r