
Edebiyat Aşkına, edebiyatın yalnızca metinlerden ibaret olmadığını; onun arka planını, ruhunu ve insanla kurduğu derin bağı görünür kılan özel bir çalışma. Nuriye Akman, kitap boyunca aşk, yalnızlık, hastalık, sürgün, kadınlık ve erkeklik halleri, ebeveyn ilişkileri, toplumsal meseleler gibi edebiyatın temel izleklerini konu başlıkları hâlinde ele alıyor. Her başlık altında o temayı besleyen yazarları ve eserlerini anarak okura hem düşünsel hem de duygusal bir zemin sunuyor.
Kitap şu başlıklar etrafında şekillenmiş:
Kurgu babaların öz babaları, Ana ve nene bahtı, Kurgusal anneler, Edebiyatın arabaları, Kokulu hikayeler, Kurtlar ve köpekler, Çok bilmiş kediler, Kitaplarda koşan atlar, Kitapların kitapları, Savaş gören kalemler, Kör yazarlar, Kan kusanlar, Ayakta- yatakta, küvette-at sırtında, Edebiyatın hizmetçileri, Hikayelere ray döşeyenler, Kurgusal ölümler, Ben doğurdum ben öldürürüm, Evlat Acısı, Anne yazarlar, Kapılar… Açık mı kalsın kapalı mı, Edebiyatın delileri, Kumarbazlar, Kulaklar, Burunlar, Gözler yalancıdır, Ağzılar ne söyler ne söylemez, Adlarını çoğaltan yazarlar, Yazarların renkleri, Çölde hayat var, Edebiyatın ihtiyarları.
Bu konulara göre yazarlar tekrar tekrar karşımıza çıkıyor:
A: Adalet Ağaoğlu, Ahmet Haşim, Alain Corbin, Aldous Huxley, Alexandre Dumas, Amos Oz, Annie Ernaux, Anne Sexton, Andre Gide, Antoine de Saint-Exupéry, Apuleius, Arthur Koestler, Attila İlhan, Alice Munro, Ali Ural
B: Balzac, Baudelaire, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Behçet Kemal Çağlar, Bilge Karasu, Borges, Bronte Kardeşler, Bulgakov
C: Calvino, Carlo Collodi, Cahit Uçuk, Cemal Süreya, Cemil Meriç, Cervantes, Cevdet Kudret, Chuang Tzu, Coetzee
D: Dante, Defoe, Dede Korkut Hikâyeleri, Dino Buzzati, Doris Lessing, Dostoyevski
E: Ece Ayhan, Edgar Allan Poe, Edip Cansever, Edmond Rostand, Elias Canetti, Elif Şafak, Emile Zola, Emine Işınsu, Erasmus, Ezra Pound
F: Falih Rıfkı Atay, Flaubert, Franz Kafka, Friedrich Nietzsche
G: Gaston Bachelard, George Eliot, George Orwell, Giovanni Papini, Gogol, Günter Grass, Guy de Maupassant, Gılgamış
H: Halide Edip Adıvar, Halide Nusret Zorlutuna, Halit Ziya Uşaklıgil, Herman Melville, Hoffmann, Homer (Odysseus), Huxley
İ: İnci Aral, Isaac Asimov, Italo Calvino
J: Jack London, James Joyce, Jane Austen, Jean Genet, Jean-Jacques Rousseau, John Milton, Joseph Conrad
K: Kazancakis, Kenzaburo Oe, Kobo Abe, Kral Midas
L: Latife Tekin, Laurence Sterne, Le Clézio, Lucretius, Lewis Carroll
M: Magda Szabó, Margaret Atwood, Margaret Drabble, Marcel Proust, Marguerite Yourcenar, Mehmet Akif Ersoy, Mevlana Rumi, Metin Eloğlu, Montaigne, Molier, Murathan Mungan, Mustafa Kutlu, Muhsin Ünlü
N: Nazım Hikmet, Nazlı Eray, Necati Sepetçioğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Neil Gaiman, Nuri Pakdil
O: Octave Mirbeau, Orhan Kemal, Orhan Pamuk, Orhan Veli, Oğuz Atay
P: Patrick Süskind, Paul Auster, Pearl Buck, Peride Celal, Plath (Sylvia)
R: Ray Bradbury, Rebeca West, Recaizade Mahmut Ekrem, Reşat Nuri Güntekin, Romain Gary
S: Sabahattin Ali, Sait Faik Abasıyanık, Salinger, Saramago, Sartre, Sevim Burak, Sevgi Soysal, Shakespeare, Susan Sontag, Stefan Zweig, Stendhal
T: Tanizaki Junichiro, Tezer Özlü, Thomas Mann, Toni Morrison, Turgut Uyar, Truman Capote, Turgenyev, T.S. Eliot
U: Ursula Le Guin
V: Vergilius, Victor Hugo, Virginia Woolf, Voltaire
W: W.B. Yeats
Y: Yaşar Kemal, Yahya Kemal Beyatlı, Yasunari Kawabata, Yusuf Atılgan
Yazarların deneyimledikleri kırılmaların, hayal kırıklıklarının ya da büyük sevdaların satırlara nasıl dönüştüğü gösteriliyor. Bu yaklaşım, okurun bir romanı ya da şiiri okurken artık yalnızca metne değil, metnin arkasındaki yaşanmışlığa da kulak vermesini sağlıyor. Okur, bazı eserlerde hissedilen derin atmosferin tesadüf olmadığını; yazarın yaşamındaki izlerin bilinçli ya da bilinçsiz şekilde metne sızdığını fark ediyor. Bu bakış açısı, edebiyatı daha katmanlı ve anlamlı bir deneyime dönüştürüyor.
Kitabın en güçlü yanlarından biri de okuru yönlendirme biçimi. Buyurgan bir “şunu mutlaka oku” dili yerine, ilgi alanlarına göre keşfetmeye teşvik eden samimi bir anlatım tercih edilmiş. Özellikle okuma alışkanlığı kazanmak isteyen gençler ve nereden başlayacağını bilemeyen taze okurlar için bu yaklaşım son derece kıymetli. Okura, önce kendine yakın temalardan yola çıkmanın okuma sevgisini güçlendireceği hatırlatılıyor.
Bu kitabı okuyana kadar kendimi iyi bir okur olarak tanımlardım. Fark ettim ki çoğunlukla yalnızca romanları okumuş, yazarları ise kitapların arka kapaklarındaki tanıtım yazılarıyla tanımışım. Oysa yazarların yaşamları, açık ya da örtük biçimde yazdıklarına sızıyor. Bunu bilerek okumak, hem yazarı hem de eseri daha iyi anlamayı ve okuduklarından daha fazla zevk almayı sağlıyor.
Edebiyat Aşkına, edebiyata ilgi duyanların göz ardı edemeyeceği; edebiyata mesafeli duranları ise bu dünyanın içine çekecek nitelikte bir eser. Bu yönüyle, edebiyat derslerinde kaynak kitap olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Nuriye Akman, edebiyat dünyasını yazarlarla birlikte, yaratılan temalara göre incelemiş. Son derece akıcı bir dille anlatarak ortaya gerçek bir ustalık eseri koymuş.
“Bir kitap asla bitmez, yazar son noktayı koyarak terk eder onu. Sonra bizim zihnimizde yaşar yazdıkları; küçük ya da büyük parçalarla.” diyor Nuriye Akman. Edebiyat Aşkına’ya noktayı koydum ama şimdi kafamda bir sürü virgül var. Akman gibi ben de “Daha anlamlı bir hayat için edebiyatla aşk ilişkisini yaşayanlara selam olsun” diyorum.















