
Fransız düşünür Paul Virilio’nun kaleme aldığı “Sessizlik Prosedürü – Göz Alabildiğine Sanat”, dijital çağda insanın peşini bırakmayan hız illüzyonuna karşı, okurun kafasını ekrandan ve hızın fütursuzluğundan ayırarak “gerçek” dünyaya geri dönmesini sağlamayı amaçlıyor.
Paul Virilio, 1932 yılında Paris’te doğmuş. İkinci Dünya Savaşı’nın ardında kalan yıkıntıya ve Alman sığınıklarının mimarisine şahit olmuş. Bu tanıklık Virilio’yu, savaş lojistiği ve mekânın hıza nasıl kurban edilişi üzerine bir felsefe geliştirmeye itmiş. Dromoloji kavramını ileri sürerek tarihin ulaşım ve iletişim hızıyla şekillenebilmesini savundu. Teknolojinin her yeni icadında kendi kazasını da icat ettiği fikrini öne süren Virilio, mimariyi bir özgürleşme alanı, hızı ise bir tiranlık olarak gördü. Görüntü teknolojilerinin gerçekliği yok ettiğini ve algının lojistiğe dönüştüğünü savunan Paul Virilio’nun, Ketebe Yayınları’nndan Murat Erşen çevirisiyle yayımlanan “Sessizlik Prosedürü – Göz Alabildiğine Sanat” adlı kitabı, tam da Virilio’nun altını çizdiği görüşlerin sağlamasını yapan teknoloji tarafından susturulan dünyayla, bir prosedür olarak dayatılan sessizliğin tam olarak neye tekabül ettiğini derinlemesine anlatıyor.
Paul Virilio’nun dromoloji (hız bilimi) felsefesinden yola çıkarak ortaya koyduğu tezi, dijitalleşmeyle aşırı hızın insan algısını nasıl yerle yeksan ettiğini ifşa ediyor. Kitabın merkezine yerleştirdiği hız tiranlığını ve bu tiranlığın insan üzerinde bir hegemonya kurduğunu savunan Virilio, teknolojik yükselişin dünyayı birbirine sımsıkı sardığını ancak insanın bir şekilde ve paradoksal olarak derin düşünme eyleminden kopardığını iddia ediyor. Sürekli artarak çoğalan, hatta akan bilginin henüz insanın onu sindirmeden, üzerinde düşünmeden yok olduğunu ifade eden yazar, sessizliğin de artık doğal bir huzur ve dinginliği dışına çıkarak, bizzat teknoloji eliyle tüm insanlığı gürültü kirliliğiyle kapladığını ve insanın robotik bir olguya dönüştüren kurallar silsilesinin bugün geldiği nokta olarak değerlendiriyor.
Paul Virilio, “Sessizlik Prosedürü – Göz Alabildiğine Sanat”, teknoloji çağının peşine kattığı hız yanılsamasına karşı, lafını esirgemeyen entelektüel bir manifesto olarak kabul edilebilir. Okuyucuyu ekranların ve hızın önünü görmesini engelleyen ışığından ayırıp, artık esamisi bile okunmayan “bakma” ve “duyma” sistemini tekrardan kazanmak için elinden gelenin en iyisini yapıyor.


















