“Hemingway casus muydu?” | Metin Celâl

Eylül 27, 2026

“Hemingway casus muydu?” | Metin Celâl

Ernest Hemingway, eserleri kadar yaşam öyküsüyle de ilgi çeken bir yazar. Birçok biyografisi yazılmakla kalmadı, yaşamının çeşitli aşamaları da özel araştırma konusu oldu. Hatta hakkında romanlar da yazıldı. İtalya, I. Dünya savaşı günleri, İspanya, İç Savaş, Fransa, İkinci Dünya Savaşı, Pekin, Çin İç Savaşı, Key West, Soğuk Savaş, Havana, Küba Devrimi… Yaşamı çok önemli olaylarla ilgili olduğu ve bu olaylarda önemli rolleri bulunduğu için hakkında yazılanlar ilgi çekiyor. Araştırmacılar da sürekli Hemingway hakkında yeni kitaplar yazıyor. Bunlardan Türkçedeki en yenisi, “Yazar, Denizci, Asker, Casus: Ernest Hemingway’in Gizli Maceraları, 1935-1961”. Kitap, “Usta yazar Ernest Hemingway’in hayatında uzun süre gölgede kalmış bir hikâye vardı: Gizli servisler, istihbarat operasyonları, Sovyet ajanları ve tehlikeli siyasi yakınlıklar…” diye tanıtılmış. Hemingway’in savaşlarda, devrimlerde geçen hayatının karanlıkta kalmış yanını aydınlatma iddiasında. Kitap 14 Mart 2017’de yayınlanmış, New York Times bestseller listesine girmiş, yani çok okunmuş ve tartışılmış. Ama Türkçeye çevrilmesi biraz geç olmuş. Dokuz yıl sonra okuyoruz.

Kitabın yazarı Nicholas Reynolds, eski bir deniz piyade subayı, istihbarat görevlisi ve Oxford’da doktora yapmış bir tarihçi. Uzun yıllar CIA’da görev yapmış, son olarak da CIA tarihçisi olarak çalışmış. Hemingway’le ilgili araştırmasının başlangıç noktası da CIA müzesinde çalışırken karşılaştığı istihbarat belgeleri olmuş. Reynolds, Hemingway’in II. Dünya Savaşı’ndaki faaliyetlerinin daha önce düşünülenden çok daha karmaşık olabileceğini fark etmiş. Araştırmalarını derinleştirince Sovyet istihbarat arşivlerinin bir bölümünün araştırmacılara açılmasıyla ortaya çıkan belgelere de ulaşmış.

Reynolds için Hemingway’in siyasi dönüşümünün başlangıç noktalarından biri 1935’te

Florida Keys’te çok sayıda I. Dünya Savaşı gazisinin ölümüyle sonuçlanan kasırga ve federal hükümetin bu felaket karşısındaki tavrı. Bu olayın Hemingway’in Amerikan siyasal sistemine bakışını değiştirdiğini, Hemingway’i daha radikal bir anti-faşist çizgiye yaklaştırdığını savunuyor. Bu da ABD Komünist Partisi’nin dikkatinden kaçmadı diyor. Partililer, Hemingway’le bağlantı kurmuş ve kendi dergilerinde makalelerini yayınlamışlar.

Hemingway’in İspanya İç Savaşı’nı gazeteci olarak yakından izlediği biliniyor. Reynolds burada gazetecilik ile istihbarat faaliyetleri arasındaki sınırın bulanıklaştığını söylüyor. Hemingway Cumhuriyetçilerden yanaydı. Cumhuriyetçileri destekleyen Sovyetler’in istihbaratıyla bağlantılı kişilerle karşılaştı ve çalıştı, diyor. Reynolds’a göre NKVD’nin ilgisinin temel nedenleri Hemingway’in uluslararası ünü, hareket kabiliyeti, gazeteci kimliği, geniş bağlantı ağı, savaş bölgelerine rahatça girebilmesi.

Reynolds iyi bir araştırmacı ve Hemingway’in İspanya’daki faaliyetlerini de ayrıntılı incelemiş, kimlerle ilişki kurduğunu bulmuş. Hemingway İspanya İç Savaşı’nda Cumhuriyetçiler’den yana tavır almış. Sovyetler’in bu savaştaki rolünü de önemsemiş. Sovyetler Birliği’ne de bu nedenle sempati duymuş, başkalarınca eleştirilen bazı tavırları, eylemeleri hoş görmüş ya da sesini çıkarmamış. Gazeteci kimliği ile bile kolayca girilemeyecek yerlere girmiş ve Sovyet görevlileri ile sık sık görüşmüş. Sovyet istihbaratı da İspanya’daki izlenimleriyle Hemingway’in bağlantı kurulacak, kullanılabilecek biri olduğunu düşünmüş.  

Reynolds’a göre Hemingway, 1940 civarında NKVD tarafından kazanılmaya çalışılmış ve “Argo” kod adı verilmiş. NKVD, Sovyetler Birliği’nin o dönemdeki istihbarat örgütü ve daha sonra KGB’ye dönüşüyor. NKVD’nin ABD’deki üst düzey yöneticilerinden Jacob Golos da dahil olmak üzere Sovyet istihbarat temsilcilerinin Hemingway ile buluşup görüştükleri belgelenmiş. Tartışılan buradan ne sonuç aldıkları.

Diğer yandan Hemingway’in ABD’li yöneticilerle, devlet başkanına dek uzanan iyi ilişkileri var.   Reynolds, Hemingway ve Martha Gellhorn’un Çin gezisini de mercek altına alıyor. Orada kurdukları üst düzey bağlantıları sorguluyor. Hemingway, Washington’a Çin’deki milliyetçiler ve komünistler arasındaki ilişkiler hakkında bilgi aktarıyor. Reynolds bunu Hemingway’in Amerikan istihbarat faaliyetlerinin bir parçası olarak ele alıyor. Bu yorum üzerine “İstihbarat toplamak ile casusluk yapmak arasındaki sınır nedir?” sorusu ortaya atılmış ve Reynolds’un bu sınırı zaman zaman oldukça geniş yorumladığı eleştirisi yapılmış ki İspanya için de aynı şeyi düşünebiliriz. Çünkü, Reynols’u eleştiren Brewster Chamberlin’e göre gizli toplantılar yok, çalınmış veya satın alınmış devlet sırları yok, gizli belge elde edilmesi yok. Yapılan şey esas olarak gazetecilik. Reynolds bu eleştirileri reddedememiş.

Öte yandan Hemingway’in Sovyet temsilcileriyle görüştüğüne dair FBI dosyasında herhangi bir kayda rastlanmamış. Hemingway, uzun yıllar boyunca FBI tarafından izlenmiş, tüm yazışmaları okunmuş. Bu izlenmeyi bir paranoya haline getirdiği, intiharına varan bir bunalıma girdiği de biliniyor. 

Kitabın en ilginç bölümlerinden biri Hemingway’in II. Dünya Savaşı sırasında Küba’daki faaliyetleri. 1942’de Hemingway Havana’da “Sahtekârlar Fabrikası” adını verdiği bir karşı-istihbarat ağı kurmuş. Teknesiyle ABD karasularına yaklaşan Alman gemileri ve denizaltılarını tespit etmeye çalışmış, çevresindeki insanlardan Küba’daki Alman ve İspanyol faaliyetleri hakkında bilgi toplamalarını istemiş ve bunları Amerikan büyükelçiliğiyle paylaşmış. Bu paylaşımlar sırasında da ABD Havana büyükelçisi, üst düzey yöneticileri ve Küba’daki FBI yöneticisi ile dost olmuş,

Reynolds’ın kitabında Hemingway’in II. Dünya Savaşı’ndaki rolü geniş yer tutuyor. 1944’te Fransa’da Amerikan birliklerinin ilerleyişi sırasında Hemingway’in askerlerle birlikte hareket ediyor, hatta savaşıyor ve Fransız direnişçileriyle ilişkiler kuruyor. Bu savaşta bir gazeteciden çok ABD’nin bir subayı gibi davranmış. Bunu yapabilmesinin ancak üst düzey ABD’li komutanlardan izin alarak mümkün olabileceği biliniyor. Hemingway’in de komutanların bazıları ile çok sıkı dostlukları var. Daha önemlisi, Hemingway’in II. Dünya Savaşı’ndaki askeri faaliyetleri ABD Ordusu tarafından soruşturulmuş çünkü sivil statüsünü, gazetecilik konumunu aşarak fiilen çatışmalara katılması hukuki sorun yaratmış.  

Zaten onu şaşırtan ve psikolojik bunalıma sokan da bu kadar yakın ilişkilere rağmen hala FBI’ın onu izlemesidir. Reynolds, Hemingway’in savaş sonrası yıllarında FBI tarafından izleniyor olma korkusunun giderek büyüdüğünü anlatıyor. Burada Hemingway’in Sovyetlerle geçmişteki ilişkilerinin önemli olduğunu savunuyor. Çünkü savaş sonrası, McCarthy dönemindeki anti-komünist atmosfer, geçmişte Sovyetlerle temas etmiş olan Hemingway için ciddi bir sorun. Bu tespit edilirse, hayatı mahvolabilir, yazarlık yaşamı bitebilir. Çünkü sanatçıların, yazarların saçma sapan gerekçelerle, öreneğin bir sosyalist eyleme katılmış olmak ya da bir yerde destek sözü söylemiş olmak gibi gerekçelerle komünist ilan edildiğini, yargılandıklarını, işsiz bırakıldıklarını biliyor.

Hemingway’in Küba Devrimi ve Fidel Castro’ya desteğinin ise istihbarat örgütlerinin dikkatinden kaçması imkânsız. Çünkü Hemingway çok açık bir tavır almış. Tıpkı Sovyetler’i desteklediğinde olduğu gibi Küba ve Castro’yu ne olursa olsun, olumsuz ne yaparsa yapsın desteklemeye devam etmiş. Reynolds’a göre Hemingway, Küba Devrimi’ni büyük ölçüde 1930’ların İspanya’sının yeniden ortaya çıkışı olarak algılıyormuş. İspanya’da Franco’ya ve faşizme karşı Cumhuriyetçileri desteklemişti, Küba’da da Batista rejimine karşı savaşan Castro ve arkadaşlarını benzer bir mücadele içinde görüyordu diyor. Reynolds Hemingway’in Küba Devrimi’ne gizli biçimde yardım ettiğini ileri sürüyor ama Hemingway’in açık desteği dışında pek kanıt gösteremiyor ki bu desteğinin siyasi değil insani olduğunu belirtmiş Hemingway. Çünkü devrimin Kübalılar’ın yaşamını olumlu anlamda değiştirdiğini düşünüyormuş. 

Nicholas E. Reynolds, Hemingway’in siyasi faaliyetlerini, savaşlardaki rolünü ayrıntılı olarak incelemiş. Gerek ABD, gerek Sovyet istihbaratçılarıyla bağlarını bulmuş. Her iki taraf da Hemingway’den yararlanmak istemiş ve bir oranda da yararlanmış. Hemingway’de bu ilişkiler sayesinde diğer gazetecilerin giremeyeceği, İspanya İç Savaşı’nda Sovyetler’in buluşma yeri olan otel ya da II. Dünya Savaşı’nda ABD askerleri ile cephede bulunmak gibi yerlere girmiş. Ama bütün bu iyi ilişkiler onun ajan olmasını sağlamış mı? Şüpheliyim.

Çünkü Hemingway’in yaşamı hakkında sadece Reynolds’ın “Yazar, Denizci, Asker, Casus” kitabını okumuş olsanız bile ortaya bir casus çıkmıyor. Reynolds’ın kitabı Hemingway’i “casus” olarak keşfetmekten çok, Hemingway’in gazeteci, savaş muhabiri, maceracı, amatör istihbaratçı ve siyasal aktör kimliklerinin birbirine ne kadar karıştığını gösteriyor.

Reynolds’ın asıl başarısı, FBI, NKVD ve diğer Amerikan istihbarat kuruluşlarının belgelerini bir araya getirerek Hemingway’in yaşam öyküsüne önemli katkılarında bulunması. Hemingway’in siyasi dönüşümü, keskin anti-faşist tavrı, Sovyetlerle bağlantısı ve Amerikan istihbaratıyla ilişkileri gerçekten ilgi çekici. Reynolds, bu gizli faaliyetlerin Hemingway’in yazarlığını, yazma tıkanıklığını, savaş sonrası dönemini ve intihara varan paranoyasını etkilediğini ileri sürüyor. Ayrıca “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” ve “Yaşlı Adam ve Deniz” gibi eserlerin bu deneyimlerle ilişkisi olduğunu söylüyor.

Yazar, Denizci, Asker, Casus, Hemingway’in yaşam öyküsüne FBI, NKVD ve Amerikan istihbarat arşivlerinden çıkan belgelerle yeni ayrıntılar eklemesi, özellikle Hemingway’in gazetecilik, savaş muhabirliği, maceracılık ve istihbarat faaliyetlerinin birbirleriyle nasıl karıştığını göstermesi bakımından önemli bir çalışma. Ancak Reynolds’ın araştırmasının en tartışmalı yanı, esas tezi, yani belgelerin ortaya koyduğu istihbarat ilişkilerini “casusluk” olarak yorumlaması. Hemingway’in Sovyet istihbaratının ilgisini çektiği, “Argo” kod adıyla kayda geçtiği ve savaş yıllarında Amerikalılar için bilgi topladığı konusunda önemli kanıtlar bulmasına karşın, bunlardan onun etkili ya da profesyonel bir casus olduğu sonucunu çıkarmak güç.

* Yazar, Denizci, Asker, Casus: Ernest Hemingway’in Gizli Maceraları, 1935-1961, Nicholas Reynolds, çev. Özgür Atılım Turan, Kırmızı Kedi yay. Eylül 2026.

Yorum yapın