Masthead header

Gonca Mine Çelik’e 4 soru | Mehmet Özçataloğlu

1. Neden çocuklar için yazıyorsunuz? 

Çocuklar için yazmak benim için aşama aşama gerçekleşen, zamanla evrilen bir süreç oldu. Öncelikle çocuklar için çizmeye başladım ki çizim yapmak çocukluğumdan bu yana hiç bırakmadığım bir hobimdi. Lisans döneminde sayın hocam Sedat Sever’den Çocuk Edebiyatı dersi alırken ilk kez çocuk kitaplarının dünyasına ‘bir yetişkin olarak’ girdim ve hiç çıkmak istemedim. O dersi alırken bir gün çocuk kitabı yazarı ve çizeri olmayı hayal ettim. Son sınıfta değişim programıyla Almanya’da okurken çizimle biraz daha ciddi şekilde ilgilenmeye başladım, hem Almanya’da hem  burada çeşitli kurslara katıldım. Bir süre sonra yanımdan eskiz defterim ve boyalarımı ayırmamaya başlamıştım artık, benim için çizim yapmak bir tutkuya dönüşmüştü. Çizim yaparken gerçek olgulardan ziyade hayal ürünü karakterler, mekanlar yaratmak daha çok hoşuma gidiyordu. Böylece zihnimde ufak hikayeler kurgulamaya başladım. Her çizer bu anlamda birer yazardır bana göre, kimileri hikayesini çizimin ardında saklı tutar, kimileri ise yazıya döker. Ben yazmayı da çok seviyorum, bu nedenle iki tutkumu birleştirdim ve aklımdaki hikayeleri yazıp çizmeye başladım. Bu hikayelerin neden çocuklara hitap ettiği sorusuna gelince, sanırım hikayeleri en çok içimdeki çocuk için yazıyorum. Öncelikle içimdeki çocuk için, daha sonra elbette diğer  ‘çocuklar’ için. Tırnak içinde yazıyorum çünkü dışarıda yetişkin taklidi yapan bir dolu çocuğun olduğunu ve çocuk kitaplarından, çizgifilmlerden, oyunlardan en az çocuklar kadar keyif aldığını biliyorum! İşte çocuk edebiyatı bu yönüyle sadece çocuklara değil, çok geniş bir kitleye hitap ediyor. Ben 35 yaşındayım ve eve bir çocuk kitabı aldığım zaman önce kendime, sonra çocuğuma okuyorum. 2,5 yaşındaki oğlum ise bu tutkumu görüp dört elle sarılıyor kitaplarına, biraz da bana kaptırmamak için sanırım!

2. Okuduğunuz ilk çocuk kitabı hangisiydi? Sizde ne gibi izler bıraktı? 

Okuduğum ilk çocuk kitabı Şeker Portakalı idi, ilkokuldaydım. Kitabı o kadar sevmiştim ki çok kısa sürede bitirdiğimi hatırlıyorum. İlk defa bir roman okuduğum için çok heyecanlıydım. Can Yayınları’nın baskısıydı, kapağında Picasso’nun bir eseri vardı. Kapağı o kadar uzun süre incelemiştim ki o eser tüm renkleriyle, tüm detaylarıyla hala aklımda. Kitabın hikayesini detaylarıyla hatırlayamasam da ana karakter Zeze’yi ve kitabı okurken zaman zaman hüzünlenip zaman zaman güldüğümü hatırlıyorum. Yıllar sonra bir baskısını daha aldım ancak henüz okumaya fırsatım olmadı, belki oğlum biraz daha büyüyünce birlikte okuruz.

3. Bu kitabı keşke ben yazsaydım, dediğiniz bir kitap oldu mu? 

Oliver Jeffers’ın kitaplarının tamamını çok seviyorum ama Here We Are’ı okuduğumda keşke bu kitabı ben yazmış olsaydım diye düşündüğümü itiraf ederim. Kitabı ilk okuduğumda hamileydim ve yazarın da yeni doğmuş bebeği için yazdığı, dünyayı anlatan bu kitabını ben oğlum için yazmış olsaydım diye düşündüm. Hem fikir çok güzel olduğu ve incelikle işlendiği, hem de oğlumun ismi Dünya olduğu için. :)

4. Çocuklara yönelik kitaplardan en son hangisini okudunuz? Kitapla ilgili düşüncelerinizi kısaca belirtebilir misiniz? 

Kitabevlerine her gidişimde ayaküstü birden çok kitap okuyorum, resimli çocuk kitaplarını kısa sürede okumak mümkün olduğu için bu bizim en büyük avantajımız sanırım. Ancak kitaplığıma son aldığım kitabı sorarsanız Ingrid Chabbert ve Guridi’nin Kuşa Dönüştüğüm Gün adlı kitabı. Kitabın konusu, metni ve çizimleri muazzam! Çizimler metni birebir yansıtmıyor, metin akarken çizimler önce bizim hayal gücümüzü zorluyor, bir süre sonra ise çizerle ortak bir noktada buluşuyoruz. Minimalist tarzda yazılıp çizilen kitapları ayrıca çok seviyorum. Okura alan bırakırken hayal gücüne de göz kırpıyor. Okuru ciddiye alıyor, onun zekasına güveniyor, kısa ve öz bir anlatımla -ve fakat- çarpıcı bir sonla okuru etkilemeyi başarıyor. Guridi bu işte zaten çok iyi, resimlediği Kuşa Dönüştüğüm Gün kitabı da bizi ilk aşklarımıza götüren, bize çocukluk anılarımızı keyifle hatırlatan incelikli bir sanat eseri. Çocuk kitaplarında aslında çok da işlenmeyen bir konu ‘aşk’, bu yönüyle yazarı ayrıca tebrik etmek isterim.

edebiyathaber.net (29 Eylül 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r