
Roger – Pol Droit’in Filozoflar Nasıl Yürür? adlı kitabı Everest Yayınları tarafından yayımlandı.
Tanıtım bülteninden:
Everest Yayınları, düşünce tarihi ile gündelik hayatın en yalın eylemini benzersiz bir bakış açısıyla harmanlayan olağanüstü bir eseri okurlarla buluşturmanın heyecanını yaşıyor. Saygın Fransız filozof, yazar ve araştırmacı Roger-Pol Droit’nın kaleme aldığı, Yavuz Baran’ın titiz çevirisiyle Türkçeye kazandırılan Filozoflar Nasıl Yürür? Everest Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Otuzdan fazla dile çevrilen eserleriyle felsefeyi geniş kitleler için erişilebilir kılmayı felsefi bir misyon edinen Droit, bu yeni çalışmasında okuru adımlarla kelimelerin, bedenle zihnin kesiştiği şaşırtıcı ve canlandırıcı bir patikaya davet ediyor.
Kitabın merkezinde yer alan “Bana nasıl yürüdüğünüzü söyleyin, size nasıl düşündüğünüzü söyleyeyim” ilkesi, yürümeyi yalnızca fiziksel bir yer değiştirme değil, varoluşsal bir düşünme ve konuşma pratiği olarak tanımlıyor. Droit‘ya göre, iki ayağımız üzerinde dikilerek gerçekleştirdiğimiz her yürüyüş, aslında sürekli tetiklenen ve engellenen bir düşme hareketidir; yani dengesizlikten doğan dinamik bir dengedir. Bu “düşme, toparlanma ve yeniden dengesini bulma” döngüsü, sadece adımlarımızı değil, konuşma biçimimizi ve düşünme yöntemimizi de şekillendiren ortak, derin bir yapıyı barındırır. Dolayısıyla insan yürümeye başladığında aslında konuşmaya ve düşünmeye de başlar; zira cümlelerimiz ve fikirlerimiz de tıpkı adımlarımız gibi sendeleyerek, eleştirilerle dengesini kaybedip yeni rasyonel dayanaklar bularak ilerler.
Okuru coğrafyalar ve çağlar ötesi bir entelektüel seyahate çıkaran eser, felsefe tarihini dört büyük “gezinti” üzerine kurguluyor. İlk durakta Antikçağ‘ın ünlü “Gezgin”i Aristoteles, mağara mahkûmlarını yürüten Platon ve değneğinden vazgeçmeyen Diogenes gibi antik yürüyüşçüler bizlere eşlik ederken; ikinci gezintide Buda, Lao Zi ve Konfüçyüs gibi Doğulu bilgelerle yürüyüşün sakin ve paradoksal doğası keşfediliyor. Üçüncü gezintide Descartes, Rousseau, Diderot ve Kant gibi metodik ya da özgür seyyahların düşünce dünyasındaki adımları inceleniyor. Son olarak dördüncü gezintide ise Nietzsche‘den Wittgenstein‘a, Kierkegaard‘dan Macar tibetolog Csoma de Kõrös‘e kadar felsefeyi kendi sınırlarının dışına taşımak isteyen “modern energümenler” sahneye çıkıyor.
Everest Yayınları olarak yayımladığımız bu eşsiz deneme, felsefeyi kütüphanelerin tozlu raflarından ve masa başının hareketsizliğinden kurtarıp açık havaya, yollara ve hayatın bizzat kendisine taşıyor. Kimsenin bizim yerimize felsefe yapamayacağı gibi yürüyemeyeceğini de hatırlatan Droit, okurları kendi kişisel ve öznel tecrübesini adımlamaya çağırıyor. İnsanlığın düşünme ve ilerleme kapasitesinin, iki ayak üzerinde yürüyen bireyin tahammül gücü ve dayanıklılığında barındığını savunan bu kitap, adımlarının ve doğanın farkına varmak isteyen her okur için vazgeçilmez bir kılavuz niteliğinde.
“Bana nasıl yürüdüğünüzü söyleyin, size nasıl düşündüğünüzü söyleyeyim.”
Yürümek, en basit haliyle adımlardan ibaret görünür. Oysa felsefe tarihi için yürümek; düşüncenin ritmini bulması, zihnin coğrafyada yolunu çizmesi ve insanın dikey duruşunu her adımda yeniden aramasıdır.
Ayağa kalktığımız her an, aslında kontrollü bir düşüşe izin verir ve hemen ardından dengemizi yeniden kurarız. Tıpkı bir fikrin peşine düşmek gibi…
Roger-Pol Droit, Filozoflar Nasıl Yürür? eserinde okuru alışılagelmiş felsefe tarihinin dışına çıkarıyor. Antikçağ’ın tozlu yollarından Doğu bilgeliğinin dingin adımlarına, Kant’ın bir saat gibi dakik yürüyüşlerinden Nietzsche’nin dağ patikalarında çaktığı fikir kıvılcımlarına uzanan bu yolculukta, beden ile zihin arasındaki o muazzam uyuma tanıklık ediyoruz.
“Ruhunuz, seçtiğiniz manzaradır.”
Verlaine


















