Esra Apaydın & Can Pierre Apaydın: “Pastutmaz Ailesi’nin hem Shiny hem de Oyun Başlasın kitaplarında, tüketimin karşısına üretimi koyan bir alt metin var”

Ocak 14, 2026

Esra Apaydın & Can Pierre Apaydın: “Pastutmaz Ailesi’nin hem Shiny hem de Oyun Başlasın kitaplarında, tüketimin karşısına üretimi koyan bir alt metin var”

Söyleşi: Firdevs Aktaş Ünüvar

Esra Apaydın’ın yazdığı Can Pierre Apaydın’ın resimleyip hikâyeleştirdiği Pastutmaz Ailesi’nin Eksik Parça Çocuk tarafından yayımlanan ikinci kitabı “Oyun Başlasın” okuru daha ilk sayfadan itibaren rengârenk duygularla saran, bir duygudan diğerine incelikle taşıyan çok özel bir dünya kuruyor. Çizimler o denli güçlü ki, kendinizi bir masalın içinde hissetmemek neredeyse imkânsız. Ailenin birbirine verdiği değer, Jo Amca için birlikte pasta yapmaları, sürprizler hazırlamaları ve her detaya sevgiyle yaklaşmaları hikâyeyi sıcacık bir aile anlatısına dönüştürüyor. Bu atmosfer, insana özlediği o güvenli ve paylaşımcı dünyayı hatırlatıyor.
Kitap boyunca birlikte tamir etmek, dönüştürmek ve eskimiş olanı yeniden hayata katmak yalnızca bir eylem değil; bir yaşam biçimi olarak karşımıza çıkıyor. İyiliğin, sevginin, güzelliğin ve yardımlaşmanın gücünü yalın ama etkileyici bir dille anlatan bu ikinci macera, aynı zamanda kötülüğe ve zorbalığa karşı durmanın ne kadar önemli olduğunu da sessiz ama kararlı bir biçimde vurguluyor.
32 yaşında bir okur olarak beni bile derinden etkileyen bu anlatıyı, kızımla birlikte okumak ve onunla bu renkli dünyaya yolculuk etmek büyük bir mutluluk oldu. Bu kitap sayesinde yalnızca bir hikâye değil; üzerinde düşünülmesi, paylaşılması ve hatırlanması gereken değerlerle dolu bir evrenle karşılaştık. Hem kitabı hem de onu var eden hayal gücünü daha yakından tanıma isteğim de tam olarak buradan doğdu.

Pastutmazlar’ın Jo Amca için hazırladığı doğum günü sürprizi, yalnızca bir pasta değil; onun hurda tamirciliğiyle kurduğu dünyaya açılan duygusal bir kapı gibi. Pastayı kendi elleriyle yapmaları ve araba süsleri gibi detaylarla Jo Amca’nın hayatından izler taşımaları çok incelikli. Bu sürprizin, Jo Amca’nın kalbinde nasıl bir karşılık bulmasını hayal ettiniz?

Pastutmaz Ailesi’ni tasarlarken yaratıcılıkla dolu zihinlere ve iyilikle dolu kalplere sahip sıradan olmayan bir aile hayal ettik. Pastutmazlar, materyalist ve tüketim odaklı dünyanın bir parçası değiller. Eskimiş, yıpranmış her şeyi yenileyen, hazır olanın değil emek verilmiş olanın değerli olduğu, biraz romantik ve duyarlı bir dünyaları var. Jo Amca’nın sevdiği şeylerden yola çıkarak ona özel bir kask tasarlamaları ve pastayı kendi elleriyle yapmaları bunun doğal bir yansıması. Jo Amca’ya gelince, o da herkes gibi sürprizleri sever, sıcacık bir aileye sahip olmanın mutluluğunu yaşar…

Andy ve Ruby’nin depoda buldukları eski bir sehpayı servis arabasına dönüştürmeleri, “almak” yerine “dönüştürmenin” değerini son derece yalın bir dille anlatıyor. Bu sahne bizi o kadar etkiledi ki, kızımla birlikte biz de evde bir şeyi dönüştürmeye karar verdik. Tüketim alışkanlıklarına küçük ama anlamlı bir gönderme yaparak çocuklara dolaylı bir mesaj vermek istediniz mi?

Pastutmaz Ailesi’nin hem Shiny hem de Oyun Başlasın kitaplarında, tüketimin karşısına üretimi koyan bir alt metin var. Ancak bu mesajı çocuklara didaktik bir dille anlatmanın etkili olmadığına inanıyoruz. Çocuklarda gerçek değişim, anlatarak değil; yaparak, yaşayarak mümkün oluyor. “Kitap okumalısın” demek yerine evde belli saatlerde kendimizin de kitap okuduğu anlar yaratmak ve okumayı ortak bir deneyime çevirmek gibi.
Pastutmazlar için dönüştürmek çok sıradan bir şey; çünkü onların dünyasında yaratıcılık, satın almaktan daha eğlenceli. Eski bir sehpanın Jo Amca’nın sürpriz pastası için servis arabasına dönüşmesi de bu örneklerden biri. Çocuklara sıkıcı olmadan ulaşabilmek amacımız. Sizlerle de bu bağı kurabildiğimize sevindik.

Hugo’nun pastayı kemikli, köpekler için yapılmış aşırı lezzetli bir pasta olarak hayal etmesi yüzümüzde kocaman bir gülümseme bıraktı. Çocukların hayal gücünü özgürleştiren bu küçük anların, hikâyenin ruhunu taşıdığına inanıyorum. Karakterleri böylesi ince detaylarla şekillendirmek, çocukların dünyasına dokunmak açısından size neler hissettiriyor?

Pastutmaz Ailesi’nin her üyesini çocukların sınırsız hayal güçleriyle bağ kurabilecekleri küçük detaylarla tasarladık. Özellikle ailenin köpekleri Victor ve Hugo, çocukların en sevdiği karakterler arasında yer alıyor. Her şeye hayranlıkla bakan, biraz şaşkın ve hayalperest Hugo’nun tepkileri, her şeyden şüphelenen ve gözleri hep açık, meraklı Victor’un tahminleri… Pastutmaz Ailesi’nde herkes biraz çocuk ruhlu, bizler de öyleyiz. Yarattığımız karakterlerle çocukların dünyasında var olabilmek bizi mutlu ediyor.

Furax’ın elinden yalnızca Andy ve Ruby’nin kurtulabilmesi; ikizlerin korkuya teslim olmak yerine sakin kalıp plan yaparak çözüm araması çok etkileyiciydi. Zorbalık ve kötülük karşısında boyun eğmeyen bu tavırla, günümüzde yaygınlaşan zorbalığa karşı cesur duruşun önemini mi vurgulamak istediniz?

Hikâyenin kötüsü Furax, tam bir barbar. Acımasız ve umursamaz. Yeteneğini ve gücünü kötüye kullanan bir zorba. Makineleşmiş dünyasında, eline ne geçerse zevk için kırıyor, parçalıyor. Pastutmazlar’ın temsil ettiği her şeyin tam tersi; iyilik karşısında kötülük, yaratıcılık karşısında yok edicilik, dayanışma karşısında bencillik.
Pastutmaz Ailesi ise her macerada zorbalığı ve kötülüğü, iyilikle ve cesaretle durduruyor. Andy ve Ruby, süper güçlere sahip değiller; ama Furax’ı durdurmak için empati güçlerini kullanıyorlar. İkizlerin, zorbalık karşısında tepkileri, korkmak ve kaçmak yerine akıllı planlar yapmak ve cesurca harekete geçmek oluyor.

Furax’ın düşürdüğü telefonda, çocukluğundan beri her doğum gününde yalnız ve mutsuz olduğu fotoğrafları görmek sarsıcıydı. Kötülüğün çoğu zaman sevilmemekten ve yalnızlıktan beslendiğini düşünürüm; Furax’ta da buna dair güçlü izler var. Sizce Furax, iyiliğin ve güzelliğin farkına vararak bir dönüşüm yaşayabilir mi? Onca karanlığın altında korunmuş, masum bir yan hâlâ var mı?

Hiçbir şey tamamen iyi ya da tamamen kötü değil. Furax’ın kalbinin çok derinlerinde, uzun zamandır bastırılmış küçük bir iyilik tohumu olduğuna inanıyoruz. Ancak Furax, kontrolsüz öfkesi ve hırsıyla saf kötülükten besleniyor. Kötülük yaptıkça yalnızlaşmış, yalnız kaldıkça daha çok kötülük yapmış. Bu karanlık döngüden çıkmak için hiç çaba göstermemiş, kötü kalmayı seçmiş aslında. Bu ikinci macerada, Pastutmazların ona şefkatle dokunması, iyiliğin sıcaklığını bir anlığına hissetmesi Furax’ın kafasını karıştırıyor. Peki, bu Furax’ın dönüşüm yolculuğunun bir başlangıcı olur mu bunu ilerleyen maceralarda hep birlikte göreceğiz.

Kitap boyunca tüm karakterler son derece canlı ve dinamikti; her biri ayrı bir keyif sundu. Yazarken en çok keyif aldığınız karakter hangisiydi? Bunun özel bir nedeni var mı?
Aslında tek bir karakter seçmek zor.
Farklı düşünen, sorgulayan ve sürüden ayrılmayı başaran cesur bufalo Shiny…
Tüm canlılara karşı kalbinde şefkat tüyü taşıyan Ruby…
Daha konuşmadan oyuncaklarını tamir etmeye başlayan yaratıcı Andy…
Hurdaları tasarım arabalara dönüştüren dahi mekanisyen Jo Amca…
Kocaman bedeniyle, elinden fırçası düşmeyen garajın ressamı kuzen Manuel…
Ailenin neşe kaynağı köpekleri; meraklı Victor ve hayalperest Hugo…
Kalbi kötülükle beslenen, acımasız Barbar Furax ve yalakası Karga Colonel…
Her biri hayatımızdan izler taşıyor. Bu yüzden yazarken hepsiyle farklı bağlar kurduk ve hepsinden ayrı keyif aldık.

Yorum yapın