Masthead header

Eser Kemal: “Elimi Bırakma, ‘bin’lerin büyük stratejilerinin gölgesinde ‘bir’ olabilme hikâyesidir.”

Söyleşi: Deniz Gök

Elimi Bırakma isimli ilk romanı Bilgi Yayınevi etiketiyle yayımlanan Eser Kemal ile bir söyleşi yaptık.

Kimdir Eser Kemal? Sizi tanıyalım önce.

Kadıköy doğumluyum. 2010 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalarda Bütçe Planlama ve Finansal Analist olarak çalıştım. Bu süre zarfında birkaç firmanın da finansal danışmanlığını yürüttüm. Yine bunlara paralel olarak; çeşitli edebiyat dergilerinde belli aralıklarla yazılar kaleme almakla birlikte, 2016 yılında kuruluşunda yer aldığım Dürbün Yazarlar Topluluğu’nun 2019 yılına kadar Genel Yayın Yönetmenliği’ni üstlendim ve edebiyat alanında yazılar yazdım.

“Karış karış işlenmiş umut haritası” demişsiniz kapağın ön yüzünde. Elimi Bırakma neye dikkat çekiyor?

Aslında Elimi Bırakma “bin”lerin büyük stratejilerinin gölgesinde “bir” olabilme hikâyesidir. Şöyle ifade etmek gerekirse, 2011 yılından bu yana Suriye coğrafyası üzerine sayısız yorum yapıldı, politikalar inşa edildi. Ancak orada bir ev, içinde oturan bir aile ve bireyleri var. Onların sonsuz umutları, hayalleri ve hayata vermek istedikleri var. Dokundukları başka insanlar, tebessüm ederek selamladıkları dostları var. Tüm bunlar, devletleri yönetenlerin iki dudaklarının arasından çıkanlar ile uçup gidebiliyor. İşte Refika da bu iklimin içinde; Halep’te, mimar olma hayallerini yeşertmeye, sevmeye/sevilmeye duyduğu ihtiyacı, arkadaşlığı kendi penceresinden anlatıyor. Birçoğunun, “Ortadoğu’dan sıradan haberler” diyerek atladığı detayın “insan” olduğunu vicdanlara hatırlatıyor. En çok da, yaşanan olaylar neticesinde ayaklarının altından kaydığını düşündükleri toprağın bir gün üzerinde yürüyeceklerini fark etmeden, tüm saflığıyla yaşamın halatlarına sıkı sıkıya tutunuyor.

“Sevmeye, sevilmeye…” Refika kadar Ali karakteri de bu hikâyenin önemli bir parçası değil mi?

Evet, Aslında Elimi Bırakma’da geçen karakterlerin her birinin kendine has yaşam çizgisi var. Bazılarının yazgısı Suriye’nin diğer şehirleriyle de örtüşüyor.  O yüzden “birbirine dokunan hayatlar” kalıbını sık kullanıyorum ifade ederken. Ancak Ali’nin yerini gerçekten ayırmak gerek. Ali, şimdiki zamana geçmişi taşıyor. Attığı her adımın 30 yıllık karşılığı var. 1982 yılındaki Hama katliamında kodlanıyor sanki kader çizgisi. İdlib’in merkezindeki tatlıcı dükkanı, görmediği İştebrak, ailesinin tüm bireyleri, Medine Çarşısı, Ali’nin karakterinin önemli bir parçası ve nerede olursa olsun dudaklarını her araladığında ne söylediğinden bağımsız bunu hissettiğini anlayabiliyorsunuz. Evet belki de doğru ifade kader çizgisi. Avucunun içindeki kader çizgisi… Bu döngü Refika’nın elini tuttuğunda bir bakıma kırılıyor ancak bir yere kadar diyelim.

Bir bakıma içinde yaşadığımız mülteci sorununa da atıf yapıyor hikâye…

Kesinlikle. Hiç kimse kendi memleketinden başka yerde yaşamak istemez. Bakın Almanya’daki Türk vatandaşlarına. 30 yıl emeklerini Alman ekonomisine veriyorlar, ardından memleketlerine dönüp alın terlerinden ev yapıyorlar, araba alıyorlar. Ekonomik, sosyal, siyasal zorluk yaşamayan kimse mülteci olmak istemez. Bir başka ülkenin kıyılarına Alan bebek gibi cesedinin vurmasını kimse göze almak istemez. Refika da istemedi, Ali de istemedi. Elimi Bırakma da; yaşadığı yeri değiştirmek isteyenlerin değil yaşadığı yeri yaşamak isteyenlerin hikâyesi.

Son olarak; kitabın sonundaki şiir…

Emir çocukluğundan bu yana şiir yazar. Elimi Bırakma’ya noktayı koyduğum günden birkaç gün sonrasında da bana bir şiir yazdığını söyledi. Okuduktan sonra kitaba almak için izin istedim, kabul etti. Gerçekten hikâyenin tümüne ruhunu veren bir şiir.

edebiyathaber.net (29 Nisan 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r