Masthead header

Edebiyatın, Yeşilçam’a ‘duygu yüklü’ armağanları | Serap Çakır

Sinemamızda ilk roman uyarlaması 1919 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ‘Mürebbiye’ adlı eserini filme çeken tiyatrocu Ahmet Fehim’e ait. Devamı hızlanarak geliyor. Beyazperdeye aktarılan filmlerin ilginç yanı, hemen hepsini bilmemize karşın bir romandan uyarlandığından pek çoğumuzun haberinin olmaması.

Yeşilçam zamanlarında gezinelim; iki gözümüz iki çeşme ağladığımız, seyretmekten bir türlü vazgeçemediğimiz, bin kere izleyip her seferinde aynı cümlenin sonunda boğazımıza o tuhaf düğümün takılmasına engel olamadığımız, romantik, abartılı, salt iyi ve kötü karakterlerin olduğu dönemlerde… Romanlardan beyaz perdeye taşınan Yeşilçam filmlerine kısaca bir göz atalım.

Beyaz perdemizde ilk roman uyarlaması 1919 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ‘Mürebbiye’ adlı eseriyle başlıyor. İstanbul Şehir Tiyatroları oyuncusu ve rejisör Ahmet Fehim ise ünlü yazarın eserini sinemaya uyarlayan kişi. O yıllarda İstanbul’un işgal altında olduğunu da belirtmekte fayda var. O tarihten 1947 yılına kadar toplam 15 edebiyat eseri sinemaya aktarılıyor ve bu eserlerin dokuzunu Muhsin Ertuğrul sinemamıza kazandırıyor. Ertuğrul’un ilk roman uyarlaması ise Maurice Level’in ‘L’Angoisse’ adlı eseri. Sinemaya ‘Samson’ adıyla aktarıyor. Muhsin Ertuğrul’un ilk dönem uyarlamalarından bazıları şöyle: Yakup Kadri Karaosmanoğlu, ‘Nur Baba’; Halide Edip Adıvar, ‘Ateşten Gömlek’; Peyami Safa, ‘Sözde Kızlar’…

Sinema da edebiyat da döneminin siyasal ve toplumsal şartlarından bolca beslendikleri için, kaleme ve beyazperdeye aktardıkları olay örgüleri de dönemsel olarak şekil değiştiriyor. Ancak Yeşilçam sinemasının burada ele alacağım dönemi, toplumsal kaygılardan daha çok aşk temasının öne çıktığı yapıtlardan oluşuyor. 50’li yıllarla başlayıp 60’lı yılların sonuna kadar uzanan bu dönemden kısa bir seçki yaparken; yüzlerce film arasından öne çıkanları aktardım. Beyazperdeye aktarılan filmlerin ilginç yanı, hemen hepsini bilmemize karşın bir romandan uyarlandığından pek çoğumuzun haberinin olmaması…

– Seven Ne Yapmaz 
70’li yılların başına kadar en çok faydalandığımız yazarlardan biri Kerime Nadir. O dönemin çok satan yazarları arasında yer alan Nadir’in hemen her eseri -ki sinema için özellikle yazdıkları hariç- beyazperdeye aktarılmış. 1940 yılında kaleme aldığı ‘Seven Ne Yapmaz’ romanı da bunlardan biri. Ne yazık ki kitabın tekrar baskıları artık yapılmıyor. Şanslıysanız belki sahaflarda bulabilirsiniz. Kerime Nadir’in bu romanında karakterler Fransız ama filme aktarılırken Türk karakterler kullanılıyor. Esas kızımız Pola (Hülya Koçyiğit, Sevda rolüyle) esas oğlanımız da romanda Hüber (Kartal Tibet, Fikret rolünde). Kötü karakterimiz Marki’yi ise uyarlamasında Osman rolüyle Metin Serezli oynuyor. Filmimizin tadı tam da klasiklerden. Zengin kız, fakir oğlana âşık olur. Arada onları karşılıksız seven iki karakter vardır; hastalıklı kuzen Türkân ve müstakbel damat Osman. İlk olarak, 2009 yılında kaybettiğimiz usta yönetmen Şadan Kâmil 1946 yılında beyazperdeye aktarıyor eseri. Daha sonra 1970 yılında Orhan Aksoy ikinci kez sinemaya uyarlıyor.

– Senede Bir Gün
Hüngür hüngür ağlamaya hazırsanız İhsan İpekçi’nin 1946 yılında kaleme aldığı, ilk olarak Ferdi Tayfur’un beyaz perdeye aktardığı ‘Senede Bir Gün’ adlı eser sizi bekliyor. İkinci kez Ertem Eğilmez tarafından 1965 yılında ve daha sonra yine Eğilmez tarafından 1971 yılında sinemaya aktarıldı… Rumeli’nin Bulgar istilasına uğradığı günlerde birbirini deli gibi seven iki gencin sevda öyküsü. Biz en çok Kartal Tibet ve Hülya Koçyiğit’in oynadığı son uyarlamayı izledik. Kartal Tibet romanın 1965 uyarlamasında da Selda Alkor’la paylaşmıştı başrolü.

– Hıçkırık
Adından da anlaşıldığı gibi Kerime Nadir’in belki de en acıklı romanlarından biri olan eser bir kavuşamama hikâyesini anlatıyor. Annesi öldükten sonra, iyi yürekli zengin bir adamın evinde kalmaya başlayan Kenan, evin kızı Nalân’a çocukluğundan beri âşıktır. Bir tarafta aşkını itiraf edemeyen Kenan, diğer tarafta verem hastalığıyla uğraşan Nalân.

Atıf Yılmaz’dan sonra Orhan Aksoy aynı romanı sinemaya uyarladı. 1966 yılı bu yapımda Hülya Koçyiğit, Ediz Hun ve Kartal Tibet başrolleri paylaştı. Atıf Yılmaz’ın çektiği ilk uyarlamadaysa, Muzaffer Tema ve Nedret Güvenç başrolü paylaştılar.

– Bübül Yuvası
‘Ömrümün Tek Gecesi’, Arşavir Alyanak’ın yönetmenliğinde Esat Mahmut Karakurt’un eserinin ilk uyarlaması. 1959 yılında beyazperdeye aktarılan bu versiyonunda Belgin Doruk ve Kenan Pars rol alıyor. Bu tarihten neredeyse on yıl sonra 1968’de roman tekrar sinemaya uyarlanıyor. Yönetmen bu kez Nuri Ergün. Oyuncular Ediz Hun ve Filiz Akın. Hülya Koçyiğit ve İzzet Günay’lı ‘Kezban’ filmini de unutmamak gerek. Muazzez Tahsin Berkand’ın 1941 yılında yazdığı ve aynı adla sinemaya uyarlanan film köylü kız şehirli erkek teması üzerinde gelişiyor. 1960 uyarlaması Arşavir Alyanak tarafından, 1968 uyarlaması ise Orhan Aksoy tarafından beyazperdeye aktarılıyor.

Bir Belgin Doruk – Göksel Arsoy filmi de ‘Bülbül Yuvası’. Bülbül Yuvası romanının ilk uyarlamasını Nejat Saydam 1961 yılında yapmış. Aynı yönetmen dokuz yıl aradan sonra farklı bir ekiple tekrar canlandırıyor Berkand’ın eserini. Bu kez talihsiz kızımızı Türkan Şoray oynuyor.

– Buruk Acı
Gelelim unutulmaz filmlerden birine daha. ‘Buruk Acı’ deyince sanırım herkesin kulağına filmin müziği çalınıyordur. Eminim gözlerinizin önüne Türkan Şoray da hemencecik gelivermiştir. Romandan uyarlanan bu filmi kimin yazdığını biliyor musunuz peki? Türkan Şoray! Aynı yıl 1969’da Nejat Saydam tarafından sinemaya uyarlanan, gözyaşı dolu bir eser ‘Buruk Acı’. Tek hayali doktor olmak olan zavallı Ülker’in başına gelmeyen kalmaz. Üvey anne elinden kaçar ve kötü kaderini yaşamaya başlar… Türkan Şoray ve Tanju Gürsu’dan başka Muzaffer Tema, Aliye Rona gibi önemli oyuncuların yer aldığı film bol gözyaşı garantili.

– Erksan uyarlamaları 
Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz değerli yönetmen Metin Erksan da pek çok romanı beyazperdeye taşımış ustalardandı. ‘Cingöz Recai’ filmi bunlardan biri. Peyami Safa’nın aynı adlı eseri ilk olarak 1954 yılında Erksan tarafından ve daha sonra 1969’da Safa Önal tarafından sinemaya aktarıldı. Metin Erksan bu filmden başka, Necati Cumalı’nın eseri ‘Susuz Yaz’, Fakir Baykurt’un ‘Yılanların Öcü’ ve Halide Edip Adıvar’ın ‘Yolpalas Cinayeti’ adlı romanlarına da sinema da hayat verdi. Her ne kadar derlediğimiz uyarlamaların dışında olsa da değerli yönetmeni anmadan bu sinema bahsini kapatmak pek doğru olmayacaktı.

Serap Çakır – Akşam (13 Ağustos 2012)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r