Masthead header

Doğukan İşler, Eduardo Galeano’nun “Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri” adlı kitabı üzerine yazdı

“Latin Amerika” dendiği zaman akla kim gelir? Belki Che Guevara, belki Maradona, belki Borges, belki de Eduardo Galeano… Lakin Eduardo Galeano akla gelecek bir isim değil; Latin Amerika’nın bizzat kendisidir dersek, yanlış bir şey söylemiş olmayız.  Çünkü Galeano Latin Amerika’nın belleğidir.
“Ben, hatırlama takıntılı biriyim…” diyen yazar her cümlesiyle, her kelimesiyle Latin Amerika’nın ve bu toprakların insanlarının mücadelesini anlatmış, tarihe notlar düşmüş, bizlere de “Unutma, hatırla!” demiştir.  Ki, Eduardo Galeano’nun denemelerinin derlendiği Biz Hayır Diyoruz isimli seçkinin sunuş yazısında da Bülent Kale şöyle açıklamıştı bu aktarma coşkusunu: “Galeano için sözün onuru vardır; insan etten ve kemikten yapılmıştır ama söylediği kelimelerden de yapılmıştır.”
Galeano’nun uzun zaman sonra tekrar Türkçeye çevrilen ve Sel Yayıncılık tarafından basılan kitabı Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri raflardaki yerini aldı. Karl Marx’ın “Çürüme, doğada olduğu gibi tarihte de yaşamın laboratuarıdır.” sözüyle açılan kitap Latin Amerika’nın işkencelerle, kayıplarla, sürgünlerle, ölümlerle; ama diğer yandan da mücadele, umut ve direnişle dolu tarihinden mürekkep notlardan oluşuyor. Daha doğrusu birer günce notları bunlar. Üzerine tarih düşülmüş bir günden arta kalanlar, hafızaya kazınan bir olay, hatırlanan bir kişi… Latin Amerika’nın cesur işçileri, devrimcileri, entelektüelleri, fahişeleri ile olan anılar, anımsamalar…
Eduardo Galeano’nun çok boyutlu diyebileceğimiz bir ilişki içerisinde olduğu dil, işlevsel bir değer sahibidir. Gerçekleri, yaşanan ne ise tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermektir bu işlev.  Bu düzlemde Galeano, edebiyatın gerçekliği sadece yorumlayabileceğini; fakat asla değiştiremeyeceğini söyleyenlere bir bakıma karşı çıkıyor. Tabii Galeano’nun dil ve anlatım ile kurduğu bu işlevselliğin temellinde kuşkusuz gazeteciliğinin payı büyük. (Zaten Galeano gazeteciliğin edebiyatın bir alt kolu olmadığını, tam tersine onun etkili kullanıldığı alanlarından biri olduğunu savunur.) Ama anlatımında katı bir dil değil, bir şiirsel akıcılık bulursunuz. Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri’ndeki bu kısa metinlerde de ustalıkla oluşturulmuş bu şiirsel üslup görülüyor.
Kitapta sonunda, Eduardo Galeano’nun kitaplarının yasak olduğu ülkesi Uruguay’dan gelen bir gazeteci ile 1984 yılında yaptığı bir de söyleşi bulunuyor. Hayatı, yazarlığı, kitapları hakkında konuşan Galeano kısa metinler yazmasını şöyle açıklıyor: “Bir kilo verme tedavisi. Her seferinde, daha az sözcükle daha çok şey söylemek.”
Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri üzerine sorulan soruları da yanıtlayan Eduardo Galeno’nun, şu kısa cümlesi biz ne dersek diyelim, kitap üzerine söylenebilecek her şeyi özetler nitelikte:
“Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri: Kendi belleğimle bir tür sohbet…”
Doğukan İşler – edebiyathaber.net (10 Nisan 2012)
Ç o k   O k u n a n l a r