Dicle’nin Sandalı, aşkı, inancı, dili ve insanın anlaşılma arzusunu aynı hikâyede buluşturan görkemli bir roman

Ekim 11, 2026

Dicle’nin Sandalı, aşkı, inancı, dili ve insanın anlaşılma arzusunu aynı hikâyede buluşturan görkemli bir roman

Nazan Bekiroğlu’nun kaleme aldığı Dicle’nin Sandalı, Timaş Yayınları etiketiyle raflarda.

Tanıtım metninden

Onuncu yüzyılın Bağdat’ı. İlmin, inançların, kültürlerin iç içe geçtiği bir dünya. On sekiz yaşındaki Süryani çevirmen Yuhanna. Dicle Köprüsü’nde Yuhanna’ya hayatının yönünü değiştirecek sorular soran bir Gezgin.

İlyada’yı Arapçaya kazandırmak isteyen Abbasi Prensi Umman. Babil Kulesi’nin yıkıntıları arasında kayıp “ilk dil” tabletini arayan güzel Samira. Ve farklı medeniyetler boyunca akmaya devam eden Dicle. Kelimeler gerçekten insanlar arasında bir köprü kurabilir mi? İnsanları birbirine bağlayacak bir dil mümkün müdür?

Yuhanna’nın Beytü’l Hikme’yi ardında bırakmasıyla başlayan arayış, onu Bağdat’ın taş köprüsünden saraylarına, kütüphanelerinden çarşılarına; oradan Babil’in binlerce yıllık harabelerine kadar götürür. Samira’yla karşılaşmasıyla Yuhanna’nın aradığı şey değişmeye başlar.

Şimdi çözülmeyi bekleyen yalnızca kadim bir tablet değildir. Aşk da tıpkı dil gibi okunması gereken bir sır, insanın kendini ve karşısındakini anlayabilmesinin başka bir yoludur. Dicle’nin Sandalı, Bağdat’ın renkli, zengin ve kaotik atmosferinden Babil Kulesi’nin gölgesine, oradan Endülüs medeniyetine uzanan; aşkı, inancı, dili ve insanın anlaşılma arzusunu aynı hikâyede buluşturan görkemli bir roman.

Yorum yapın