
Issız ve Harap adlı şiir kitapları olan, kurduğu ve uzunca bir zaman editörlüğünü yaptığı Üç Nokta adlı edebiyat dergisinin yanı sıra özgün bir bakış sunan şiir yıllıkları eşhazırlayıcılığı ve son dönem şiirdeki değişimi işaret etmek için hazırladığı ve çokça tartışma yaratan 2000’ler Şiiri Antolojisi’nin sahibi şairin yeni şiir kitabı: Bir Yaz Günü Ölmek, Edebi Şeyler etiketiyle okura sunuldu.
Köprü ve Yaz Kapısı adlı bölümlerden oluşan kitapta daha önce yayımlanmamış birer nehir şiir var. Birbiri ile diyalog halindeki bu iki şiirin arasındaki temel mesele ölüm. “yazda kalanlara sonsuzlukla bir” ithafı ile açılan kitapta şairin şiirinde yeni bir kapının aralandığını işaret eden deneysellik ve yenilikler taşıyor. Ölüm ne bir belirsizlik, karanlık nokta ne de verili öğretiler ışığında ele alınıyor. İnsanın sınırı olan o yerden sınırsızlık çizgisine gidiyor şair ve buraya giderken de sorgulayan soru soran bir zihinle ilerliyor. Modern şiirimizde Yahya Kemal’den Nâzım Hikmet’e, Ahmet Hâşim’den Ziya Osman’a, Cahit Sıtkı’dan Dıranas’a… pek çok şairin ele aldığı ölüm teması Bir Yaz Günü Ölmek’te tüm kitapta bir atmosfer oluşturup dilde ve içerikte özgün hamlelerle paylaşılıyor.
Kitap ölüme kutsal kitaplar, tasavvuf, hiçlik, varlık, yokluk, fanilik, kurgusal metinle ile felsefi yaklaşımla ve gündelik hayat ile çarpışmış. Eski metin ve şiirlerle de bir tür hesaplaşarak konuşarak onları selamlayarak ilerlemiş. Ölüme gidilip ölümden gelinen bir kitap: Bir Yaz Günü Ölmek.
gün kuzeyde bitiyordu
deniz adamı yüzdü
adam
hiç bilmediği bir hayatın içinde
eti kemiği sıyrılmış
bizden bir çeyrek mil uzakta denizin dibinde
ölmeye devam ediyordu
deniz geceye karışıyordu
denizciler suyun üstünde enlem ve boylam hesabında
bu ölümle
adam hepimize bir ses bağışladı
bu şiirde devam eden o atonal ses
şimdi kimin hafızasında
bakalım nasıl sürecek?
-gidip bakalım…



















