Masthead header

Cemal Süreya’nın eşi Zuhal Tekkanat ile yapılan son röportaj

Röportaj: Nesrin Karyaldız – Ali Kandaz  

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz, Cemal Süreya’nın “ipekböceği sesli sevgilim” dediği eşi, oğlu Memo’nun annesi Zuhal Tekkanat son röportajını vefatından kısa süre önce “kirpigibicom” sitesine vermişti.

Cemal Süreya’nın hayatıyla ilgili kardeşi Perihan Bakır tarafından “Size Nefesimi Bırakıyorum” isimli bir kitap yayımlandı. Eşi olarak size karşı pek çok olumsuz anlamda eleştirel bir tutum takınıldığı, gözlemleniyor okunduğunda. Neler söylemek istersiniz?​

Avukatım yayınevine talimat verdi. Bana ait ne varsa o kitaptan çıkarılması yönünde. Aksi takdirde mahkemeye de vereceğiz. İhtarname çekildi, avukatım yayınevi ile görüştü. Bana “merak etmeyiniz gereği yapılmadığı takdirde mahkemeye vereceğiz, tazminat yoluna kadar da gidilecek” ​​dedi.

Perihan Bakır kitabın kaleme alınma amacı ile ilgili “bugüne kadar Cemal Süreya hakkında yalan yanlış bilinenleri düzeltmek ve abisinin vasiyetini yerine getirme görevini gerçekleştirmek” olarak ifade etti. Böyle bir vasiyeti var mıydı?

Yalan, tamamen yalan bu vasiyet yerine getirme mevzusu. Duygu sömürüsü. Cemal Süreya böyle bir şey belirtmedi. Neden? Çünkü Cemal Süreya, bana on üç günün mektuplarını yazmıştır. Bunu yazan, bir de orada vasiyet eden Cemal Süreya der ki “Zuhal, ben ölürsem sen, sen ölürsen ben bu kitabı yayımlayalım. İkimiz de yoksak oğlumuz yapar bunu inşallah” demişti. Dedikodudan ibaret bir çalışma bu kitap. Okuyuculara da saygısızlık yapmakta. Yeni evlendiğimiz zamanlarda evimize ziyarete geldi Perihan Hanım, bana “evlenme cüzdanınızı görmek istiyorum” dedi. “Tabi” dedim, gittim getirdim. Kendisi bu olayı, değiştirip, “evlilik cüzdanını istedim, göstermedi” diyor. O kadar çok iftira var ki, hangi birini sayayım.

Önümüzdeki yıl şairin otuzuncu ölüm yıldönümü olması, sansasyon, polemik, gündeme bir şekilde Cemal Süreya ile gelme kaygısı taşındığını düşünüyor musunuz ?​​

Zannetmiyorum, tamamen bana karşı barındırdıkları kıskançlık, negatif duygular ile ilgili bunlar. Bakın ben bu yaşımda Cemal Süreya Kültür Derneği işleri ile uğraşıyorum. Derneğin mahkeme, kira borçları, Üvercinka Dergisi’nin kâğıt, grafiker, basımevi masraflarını ödüyorum… Özellikle dergiyi ülkenin mevcut güç ekonomik şartlarında ayakta tutmaya çalışıyoruz.​​

Söze derneğin saymanı, Zuhal Hanım’ın danışmanı, ayrıca öykü yazarı olan Aydan Ay giriyor: Ben Perihan hanımı çocukluğumdan beri bilirim. Sanırım Perihan Hanım’ın kafasında şöyle bir düşünce var. Zuhal Hanım, teliflerden gelen para ile refah zenginlik içerisinde yaşıyor. Bu gözle bakıyorlar belli Cemal Süreya’nın adına gölge düşürecek nitelikte bir çalışma yapılmış. Aydan Ay sözlerine devam ediyor. Görüyorsunuz bu evi, oldukça mütevazi şartlarda Zuhal Hanım yaşıyor. Hatta bu evi Zühal Hanım’a kızı İçsel almış. Aldığı telif ücretini derneğe, dergiye, yardıma ihtiyacı olan kişilere, sokak hayvanlarına harcıyor.

Cemal Süreya’nın kedilere karşı alerjisi olduğunu buna rağmen evde birçok kedi beslediğiniz, Cemal Süreya’nın bu konuya çok içerlediği yazmakta?​​

Aydan Ay: Zuhal Hanım ile Cemal Süreya evlendiklerinde, Zuhal Hanım’ın babası Kâzım Bey kucağında bir kedi ile geliyor armağan olarak. O kedi Cemal Süreya, Zühal Tekkanat, Ülkü Tamer ve Gülsen Tuncer’le birlikte Avşa’ya tatile gidip döndüklerinde kayboluyor. Cemal Süreya, Kadıköy’de bulundukları semtte sokağın altını üstüne getiriyor, üzülüyor kedi kayboldu diye. Kedi sevmiyor diye bir şey söz konusu değil.”​

Zuhal Tekkanat: Bir anektod daha anlatayım, biz ayrıldıktan sonra tekrar barışma durumu oldu, o esnada oldu bu olay. Memo’yla yaşadığımız evde kedimiz vardı. Cemal Süreya “Memo daha küçük, kedi tüyünden etkilenebilir ne olur ne olmaz kediyi bıraksak mı?” dedi. Ben ağlaya ağlaya hayvanat bahçesine bıraktım çok üzüldüm. Ama şanslıymış Ajda Pekkan sahiplenmiş kediyi, yavrulamış hatta, çok mutlu oldum bunu duyunca.

Mezarlık konusuna gelmek isteriz, kitapta Cemal Süreya’ya ait bir mezar olmamasından dolayı duydukları üzüntüyü ifade ediliyor, bu anlamda Ayçe’nin de (Cemal Süreya’nın ilk evliliğinden olan kızı) bu duruma kayıtsız kaldığını söylüyorlar. Eminim siz de eşi olarak bu duruma üzülüyorsunuzdur. Bir anıt mezar ya da kendine ait bir mezarı olabilecek mi ileride? Kimin nasıl bir girişimde olması gerekiyor. Sizin bir çabanız oldu mu bu konuda?​​

Zuhal Tekkanat: Evet oldu, dernek adına da, Perihan Hanımla da Ayçe ile de görüştük; Ayçe babasının bir başka mezara taşınmasına karşı çıktı. Perihan Hanım ise, “ben karışmam,” dedi. sonradan duyduk ki başka birileri ile anlaşma yapmışlar.​​

Aydan Ay: Bir gazeteci hanımla söyleşi yapmışlar, gazeteci, “Kültür Turizm bakanlığına bu durumu söyleyeyim bir anıt mezar yapılsın” demiş. Perihan Hanım da “çok iyi olur ama dernek ve Zuhal Hanım bu işin dışında kalsın” demiş. Hatta mezarlığa bile sokmayın onları denmiş.​​

Cemal Süreya’nın vefatının Memo’ya yüklendiğini görüyoruz kitapta. Babasına şiddet uyguladığından bahsediliyor?​​

Zuhal Tekkanat: Bizi mahkemeye verdiler, burada sorumlu kişiler Memo, Birsen, ben. Adli tıp ve Haydarpaşa Numune hastanesi raporu ile aklandık. Üç illetten vefat ettiği kanıtlandı. Şeker koması, akciğer ödemi, kalp yetmezliği. Hala buna rağmen lekelemek peşindeler.

On üç günün mektuplarının yazılış süreci, sizin SSK Okmeydanı Hastanesinde tedavi olduğunuz günlerde yazıldı. Kitapta kız kardeşiniz, Cemal Süreya ve ailesine sizin kanser olduğunuzu söylediğini belirtiyorlar.​​

Kesinlikle hayır. Doktora zaten birlikte gittik Cemal ile. Kanser olmadığımı zaten Cemal de biliyordu. Omurilikten ameliyatım söz konusuydu. En büyük operasyonu Ankara da geçirdim. Felç kalma ihtimalimden dolayı bu ameliyatı İstanbul’da olmadım. Hastanede olduğum süre boyunca mektuplar yazdı Cemal.

Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği çatısında da bir araya gelinme durumu hiç olmadı mı?​​

Aydan Ay: Perihan Hanım ve kızları, derneğe neden bu kadar öfke duyuyor ki? Derneğin kurucularından Zuhal Hanım üye yapmış onları. Fakat o dönemki başkan ile anlaşamamış, Perihan Hanım’ın kızı Dicle yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmış. Yönetimler değişti. Aradan seneler geçti. Seyyit Nezir başkan olduktan sonra aradık Dicle Hanım’ı, Perihan Hanım’ı geleneksel 9 Ocak Cemal Süreya anmasına davet ettik. Biz derneğin hiçbir şeyine katılmayız cevaplarını verdiler her seferinde.

Son olarak neler eklemek, söylemek istersiniz?​​

Zuhal Tekkanat: Memo, Cemal Süreya’nın naaşını yıkarlarken Sunay Akın da oradaydı. Sunay Akın anlatıyor, babacığım senin yerine ben ölseydim diye yakınmalarını anlattı. Yaka paça bir yanda kendini tarumar edercesine üzüldüğünü. Aralarında bir sorun olsa orada öyle davranır mıydı Memo. Bir konu daha var anlatmak istediğim. Cemal Süreya’nın cenazesine makyaj yapıp ruj sürerek gelmiş olmam Perihan Hanım tarafından çirkin ifadelerle eleştirilmiş. O gün kışın en soğuk günlerinden biriydi. Dudaklarım hep çatlardı. Ruj sürdüm soğukta iyi gelir derler. Ayten geldi yanıma orada “kız dedi, ruj sürmüşsün gelmişsin o…pu kadınlar gibi, yeni koca mı arıyorsun” dedi. Terbiyesizliğe bakar mısınız! En acıklı anlarımda bunlar söylenir mi? Perihan Hanım’ı ve kitabı basma noktasına bu yalan yanlış ifadelere yer verenleri Allah’a havale ediyorum. Hakkımı helal etmeyeceğim. Avukatım üzülmemem gerektiğini söylüyor, gereğinin yapılacağını ifade etti. Fuar zamanına kadar da bunun yerine getirileceğini umuyorum.

Kaynak : https://www.kirpigibi.com/cemal-sureyanin-esi-zuhal-tekkanat-o-kitaba-cevap-verdi

edebiyathaber.net (1 Kasım 2019)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r