Cees Noteboom Hakkında “Bilinmeyen” |  Adnan Özer

Şubat 17, 2026

Cees Noteboom Hakkında “Bilinmeyen” |  Adnan Özer

Cees Noteboom’un mektubu önümde. Üstündeki tarih 2. 4. 2007. Türkçede Gezginin Oteli adıyla yayınlanan gezi kitabının İspanyolca baskısının kapağını açınca karşıma çıktı.

Vefat haberini alınca gözlerim pek düzenli olmayan kütüphanemde yıllar önce bana Amsterdam’dan imzalayıp gönderdiği kitabı aradı. Mektubu unutmuştum doğrusu; sert kapak dediğimiz -mukavva üstüne sıvama- kapak onu pürüzsüz şekilde korumuş. İspanyolca yazmıştı. Ne de olsa yıllardır -yılın birkaç ayı dışında- İspanya’nın Menorca adasında yaşıyordu. (Daha önce İbiza’yı denemiş, turizm yılgınlığından burada karar kılmıştı.) Bu şekilde ince davranışını katlamış oluyordu.

Bizim basının akmasa da damlayan kültür-edebiyat haberciliği bu Balear Adaları sevdalısı Hollandalı ustanın vefat haberini verdi. Verdi vermesine de önemli bir detayı “görmedi”. Noteboom, İstanbul’a gelmişti. Oysa Ekşi Sözlük’e bir göz atsalardı orada göreceklerdi: 2010 yılında avrupa kültür başkenti misyonunu yüklenen istanbul’un, dünya entelektüellerinin buluşma noktası olmasını hedefleyen “arzın merkezinde buluşmalar” isimli konferansa katılmış ve enis batur ile güzel bir sohbet içerisinde bulunmuştur diye yazıyor (olduğu gibi alıntılıyorum, küçük harf kullanılmış). Bu içerikte “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” organizasyonu dahilinde gelmiş izlenimi var; onun gelip katıldığı konferans serisi 2007 yılında gerçekleştirildi.

Yıllar sonra açıklamak durumundayım; “Arzın Merkezinde Buluşmalar” benim projemdi: Bir bizden bir dünyadan emsal meslektaş olan iki entelektüeli İstanbul’da buluşturacaktık. Her ay bir buluşma, sürdüğü kadar. Çocuğun ismini koyan Alper Çeker oldu. O kocaman Cemal Reşit Rey salonundaki buluşmalarda ilginç eşleşmeler oldu: Claudio Magris ve Doğan Hızlan, Terry Eaglaton ve Hüsamettin Arslan, Costas Ferris ve Derviş Zaim, Cees Noteboom ve Enis Batur…

Gelelim Cees Noteboom-Enis Batur buluşmasına. Bu iki yazar ve entelektüel neler konuştu onları konu etmeyeceğim; buluşmaların kitabı yapıldı oraya bakılabilir. Gözümün önüne Enis Batur’un isteksizce kaşıkladığı işkembe çorbası geliyor. Olay nedir anlatayım:

Yağmurun çiselediği soğuk bir mart akşamı Haliç’in Fatih tarafının başındaki Küçükpazar semtindeki işkembecideyiz. Tarafları İstanbul içinde özel olarak da buluşturuyoruz. Noteboom geldiğinden beri işkembe çorbası sayıklıyordu. Malum o bir gezgin yazardı (gezi yazarı değil), gezginler de yemek konusunda meraklı ayrıca da cesurdurlar. Çorba içilerek sohbet edilecekti. Haliç kıyısı iyi fikirdi de gelen çorba için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Terbiyeli de olmayınca… İçerisi de soğuk, paltolarla oturuyoruz. Noteboom pek güleryüzlü olmasa da nazik bir adam, durumu idare etti, çorbanın yarısından çoğunu içti. Ben Esentepe’deki çorbacıyı istemiştim lakin Buluşmaların organizasyonunu üstlenen firma burası için ısrar etmişti.

Vefatının ardından yazarlığını konu edecektim ama bu işkembe çorbası sahnesi araya girdi.

11 Şubat günü Amsterdam’daki evinde vefat eden, defalarca Nobel Edebiyat Ödülü için aday gösterilmiş, ince ama sıkı romanların yazarını, gezi edebiyatının üstün kalemini saygıyla analım. Okumayanlar hemen okusunlar. Hiç olmazsa İstanbul’un hatırına!

Yorum yapın