Masthead header

“Buzda Yürüyüş”, yolda tutulmuş notlardan oluşan bir başyapıt | Onur Uludoğan

Buzda_Yuruyus.inddI

Werner Herzog, Alman sinemasının gelmiş geçmiş en önemli yönetmenlerinden birisidir ve 1972 tarihli Aguirre ile 1982 tarihli Fitzcarraldo onun en bilinen iki filmidir. Bu filmler biçim ve içerik olarak çok çok iyi olmalarının yanında çekimleri sırasında yaşananların da birer şehir efsanesi olarak anlatıldığı yapımlardır.

Herzog’un Aguirre’yi okuldan çaldığı kamerayla çekmesi, filmde oynamaktan vazgeçen Klaus Kinski’yi ölümle tehdit etmesi, çekim sırasında yaşanan zorluklar nedeniyle Klaus Kinski’nin delirme noktasına gelmesi ve eline geçirdiği bir tüfekle rastgele ateş ederken bir figüranı yaralaması; Fitzcarraldo’nun çekimlerinin üç yıl sürmesi, filmde oynayan yerlilerin herkesle kavga eden Kinski’den korkmaları ve Herzog’a giderek, isterseniz bu adamı öldürebiliriz demeleri, ilk anda aklıma gelen efsaneler.

II

Yukarıda bir kısmına değindiğim anekdotların iki başkahramanından birisi olan Werner Herzog, 1974 yılında günümüz popüler kültüründe “totem yapmak” olarak adlandırılan bir eyleme girişir:

“1974 yılının kasım sonunda Paris’ten bir arkadaşım beni arayıp Lotte Eisner’in çok hasta olduğunu ve muhtemelen öleceğini söyledi. Olamaz, dedim, şimdi ölemez, Alman sineması şu an onsuz yapamaz, bu önemli kadının ölmesine izin veremeyiz. Bir ceket, bir pusula ve gerekli malzemelerle dolu bir kamp çantası aldım. Çizmelerim o kadar sağlam ve yeniydi ki yüzümü kara çıkarmayacaklarına emindim. Yaya olarak oraya ulaşırsam onun hayatta kalacağına dair sağlam bir inançla Paris’e giden en kestirme yola koyuldum. Zaten kendimle baş başa kalma ihtiyacı da duyuyordum.” (Buzda Yürüyüş, s.7 )

Buzda Yürüyüş, 23 Kasım1974’te Münih’te başlayıp 14 Aralık 1974’te Paris’te sonlanan bu uzun yürüyüş sırasında tutulan notların kitaplaştırılmasıyla oluşmuş bir yapıt.

Üzerinde fazla düşünülmeden alınmış bu kararın, Kuzey Avrupa’da kış mevsiminde, yalnızca bir pusula yardımıyla gerçekleştirildiğini düşünürsek işin fiziksel zorluğunu zihnimizde daha kolay canlandırabiliriz.

Buzda Yürüyüş’ün, yolda tutulmuş notların bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir kitap olduğunu söylemiştim. Notların birkaç boyutu var. Kitabın çoğunluğunu zorlu hava koşullarıyla yapılan mücadelelerin anlatımı oluşturuyor. Dehşetli fırtınalar, kar ve yağmur yağarken sığınacak yer aramalar vs.

Buzda Yürüyüş’ün önemli bir kısmını da Alman ve Fransız taşrasına dair yapılmış gözlemler oluşturuyor. Dağ köylerinde yaşayan insanlar, çiftçiler, Herzog’a yardım edenler, ondan korkanlar ve doğayla ilgili gözlemler günü gününe not edilmiş.

Herzog, yola çıkma kararını alırken, “Zaten kendimle baş başa kalma ihtiyacı da duyuyordum.” demişti. Kitabın bir kısmını da Wener Herzog’un kendini dinlediği kısımlar oluşturuyor.

III

Sonuç olarak Werner Herzog 14 Aralık’ta Paris’e ulaşır ve Lotte Eisner ölmez. Herzog’un büyüsü o denli etkili olur ki Lotte Eisner ilerleyen yıllarda ciddi sağlık sorunları yaşamasına rağmen yaşamaya devam eder.

Herzog, yaptığı büyüyü 12 Mart 1982’de Lotte Eisner’in Helmut Kautner Ödülü alması üzerine yaptığı konuşmada şu sözlerle bozar:

“Lotte Eisner, sizi yüz yaşınızdayken aramızda görmek istiyoruz ama bu an itibariyle sizi tutan bu korkunç tılsımı çözüyorum. Ölebilirsiniz.” (Buzda Yürüyüş, s. 100)

Büyünün bozulmasından sonraki yıl 25 Kasım 1983’te Lotte Eisner hayata gözlerini yumar.

NOT: Yazının girişinde bahsettiğim şehir efsanelerini ve daha fazlasını öğrenmek isterseniz 1982 tarihli, Les Blank’in yönetmenliğini yaptığı Burden Of Dreams’i; yaşananların Herzog tarafından yapılan anlatımına ulaşmak için de 1999 tarihli Mein Liebster Feind’i (My Best Friend) izleyebilirsiniz.

Onur Uludoğan – edebiyathaber.net (11 Nisan 2016)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r