
2006’da The Inheritance of Lossile Booker Ödülü’nü kazanan Kiran Desai, yaklaşık 20 yıllık sessizliğin ardından yeni romanı The Loneliness of Sonia and Sunny ile edebiyat dünyasına döndü. Roman, yayımlanmasının ardından 2025 Booker Ödülü’nün kısa listesine de kaldı.
Kiran Desai, Booker Ödülü’nü kazandıktan sonra uzun süre yeni bir roman yayımlamamasıyla edebiyat dünyasının en merak edilen yazarlarından biri haline geldi. Hint asıllı yazar, yaklaşık yirmi yılın ardından The Loneliness of Sonia and Sunny adlı romanıyla yeniden okur karşısına çıktı.
Desai, 2006’da The Inheritance of Loss ile Booker Ödülü’nü kazandığında henüz 35 yaşındaydı. Roman, Hindistan ile Amerika arasındaki ilişkiler, göç, aidiyet ve sömürgecilik sonrası kimlik meselelerini ele alıyordu. Desai’nin yeni romanı ise benzer biçimde Hindistan ile Amerika arasında gidip gelen, aşk ve aile ilişkilerini merkeze alan geniş bir anlatı kuruyor.
20 yıllık bekleyiş
Desai’nin üçüncü romanı The Loneliness of Sonia and Sunny, 2025’te yayımlandı. Roman, farklı coğrafyalarda yolları kesişen iki genç, Sonia ve Sunny’nin hikâyesini anlatıyor. Aşk hikâyesinin yanı sıra aile, sınıf, tarih, göç ve gelenek-modernlik çatışması romanın temel meseleleri arasında yer alıyor.
Yaklaşık 700 sayfaya yaklaşan roman, Desai’nin önceki eserlerinde olduğu gibi kişisel hikâyeleri daha geniş tarihsel ve toplumsal dönüşümlerle bir araya getiriyor. Booker Ödülü jürisi de kitabı, kuşaklar ve ülkeler arasında uzanan bir aşk ve aile anlatısı olarak değerlendirdi.
İkinci kez Booker’a aday
The Loneliness of Sonia and Sunny, 2025 Booker Ödülü’nün kısa listesine seçildi. Böylece Desai, Booker’ı kazandıktan yaklaşık yirmi yıl sonra aynı ödüle yeniden aday gösterilmiş oldu.
Roman, iki genç karakterin hayatlarını Hindistan ve Amerika arasındaki hareketlilik üzerinden anlatıyor. Sonia bir öğrenci olarak Amerika’ya giderken, Sunny de eğitimini tamamlamasının ardından Amerika’ya yerleşmeyi planlıyor. İkilinin Hindistan’da karşılaşması, yıllara ve kıtalara yayılan bir ilişkinin başlangıcına dönüşüyor.
Kiran Desai’nin yaklaşık yirmi yıllık aranın ardından yayımladığı roman, böylece yalnızca bir “geri dönüş” hikâyesine değil, yazarın önceki eserlerinde izini sürdüğü göç, aidiyet, aşk ve kimlik meselelerine yeniden dönmesine de karşılık geliyor.


















