“BİSTURİ (Huzursuz Metinler)” üzerine | Tuba Çiçek

Ağustos 17, 2022

“BİSTURİ (Huzursuz Metinler)” üzerine | Tuba Çiçek

“Daha küçük bir çocukken kırlangıçların içinde yuva yaptığı kerpiçten bir evimiz vardı. Babam eve sürekli elinde bir gazeteyle gelirdi. Bendeki okuma-yazma merakı ta o zamanlardan kalma.”

Yukarıdaki cümlelerin sahibi yazar, bu denemeleri kendisiyle yüzleşme olarak değerlendiriyor. Kendisini huzursuz eden, ya da huzurlu kılan, yaşama dair anılarını ölümsüzleştirmek istiyor kelimeleriyle. 

Kendisini Huzursuz eden anılarını, okurun huzurunu bozmadan, ama iyileştireceğini ümit ettiği Neşteri (Bisturi) vurarak yapmaya çalışıyor. Coşkuyla, umutla, hevesle…

Bir kitabı ya da yazıyı okurken, yazının içinde kullanılan, anlamını bilmediğimiz bazı kelimeleri araştırmak çoğu okurun yaptığı bir şeydir. 

Bu anlamda Metin Aydın’ın yazdığı “BİSTURİ (Huzursuz Metinler)” adlı denemelerden oluşan kitabı okumaya karar verince, “Bisturi” başlığı ilk dikkatimi çeken şeydi ve hemen araştırdım. 

Meğer Bisturi NEŞTER demekmiş. Genelde tıbbi amaçla cerrahide kullanılan, bezen de çeşitli sanat ve zanaatlarda kesim yapmak için kullanılan çok keskin uçlu küçük bir bıçak imiş.

Neşter gibi inmişti kelimelerin böğrüne, yazarın huzursuz olduğunu düşündüğü, “Huzursuz bir huzurla” yazdığı cümleleri…

Belki de ironi yapmıştı yazar. 

Tedavi eden bir huzursuzlukla yazmış gibiydi. Huzur veren bir coşku yüze çarpıyordu adeta.

Yazarın kaleminde kaos yok, dramatize yok, ajitasyon yok, adaletsizliği anlatırken bile coşkulu, ironi dolu bir heyecan çarpıyor okurun yüzüne. 

Yazar eline Neşteri (BİSTURİ) almış, Doğunun kadim bilgeliğine yakışır bir dille acıtmadan, tutkuyla ifade etmeye çalışıyor meramını.

Mardin, Mezopotamya’nın kavurucu güneşinin altında yazdığı bu kelimeler günlük hayatın sadeliğini, aileyi, sevgiyi, arkadaşlığı, ruh eşini,  çocukluğu, çocuğu, kardeşliği, gençliği, işsizliği, kavgayı, anadilini (Kürtçe), doğuyu, ötekileştirilmeyi ve bölgenin makûs talihini anlatıyor. Motivasyonu yüksek sade ve edebi bir üslupla. 

Bazen keyifli, bezen de bam teline dokunarak, acıları damıtarak, suçluların kim olduğuna atıfta bulunmadan. 

Bilir ki yazar; okumayı kendine ilke edinmiş, aydınlığa kanat açmış insanlar, suçluları isimleri söylenmese de bilirler. Hem ne gereği var ki akşam haberleri izler gibi suçlu isimlerinin kaydını tutmaya. 

“BİSTURİ (Huzursuz Metinler)” deneme türü meraklılarını, edebiyat sevenleri, toplumsal konulara ilgi duyan okuyuculara, Huzursuz etmeden, neşeyle, coşkuyla, bıktırmadan, bir solukta okuma imkânı sunuyor.

Ülkemizde toplumsal bir yaraya dönüşmüş olan aile, kadın, çocuk şiddetine kulak kabartmış olanlar ise bu denemelerde sevgiyi, beraberliği, hayat arkadaşlığını, tatlı sert atışmaları göreceklerdir. Sevginin gücünün şiddeti nasıl yenebileceğine tanık olacaklardır.

Düşüncelerini kâğıda dökmeden önceki hazırlık aşamalarını, yazarkenki muştusunu da okura hissettirerek anlatmış yazar… 

Adeta bir yazı yazma aşığı olan yazar “Metin Aydın” ismi ile müsemma bir şekilde “Metinlerini” yani “Cümlelerini”, “Bisturi” diğer bir ifade ile “neşter” yardımıyla kelimelerin böğrüne indirmiş. Metinler, Ayşeler, Ahmetler adına. 

HUZURSUZ METİNLER de Yazar 

“Huzursuzluğun dört başı mamur bir ‘huzura’ galebe çaldığı, aklın ise nicedir inzivaya çekilip yurdum insanının galeyan psikozunda –durmadan- ateşinin yüksel(til)diği kritik (ölümcül!) demlerde; siz okurlara, biraz özel ve cevapsız kalacağını bildiğim ‘huzursuz metinler’ yazacağım tuttu. Umarım sizler de en az benim kadar ‘huzursuz’ olursunuz diye. Hülâsa: Bu yangın yerinde, daha âşık (huzursuz!) olamamışların vay haline! Vah ki ne vah!” diyor.

Yazar kitapta eleştiri oklarını sadece çevreye yapmıyor, bezen yazarlığına da kem gözle bakıyor, öz eleştiri yapıyor ve devam ediyor… 

“Müsveddeden bir yazarın müsveddeden evi olur! Müsveddeden bir yazarın müsveddeden evi olur! Müsvedde! Müsvedde! Müsvedde!”

BİSTURİ

Sonra yazar: Neşteri diğer adıyla “Bisturi”yi indiriyor cümlelerine ve şöyle sesleniyor okuruna:

“Hiç sonlanmayacak gibi duran bu biri diğerinin kötü bir tekrarı sığ gündemlerin kuyruğuna takılıp giden hayatlarımız… Basit bir mizansen üzere takır takır işliyor nicedir.

O her şeyi bizden daha iyi bilen, türlü çeşit münafık ‘toplum mühendisleri’ tarafından tayin edilmiş vasati rollerimiz… Kendimiz olmak dışında ne istenirse “o” olmaya amade robotlar olarak durmadan vakit (ömür) tüketiyoruz. ‘Tüketmek’ dışında da bizde bir marifet yok!”

Ve yazar Peter Furtado‘nun da söylediği gibi “Kendi geçmişini kendi sözleriyle anlatan insanlara da gerçekten ihtiyacımız var. Aksi takdirde ‘resmi tarihten’ devşirilmiş uyduruk hikâyelerle ‘ecdat masalları’ dinlemeye mecbur bırakılıyoruz.”

Furtado’nun bu cümlelerini Bisturi kitabı için uyarlarsak; kendi toplumunu, kültürünü, yerelliğini kendi üslubuyla anlatan insanlara, yazarlara ihtiyacımız var, aksi takdirde resmi söylemler ve haber kaynaklarından öğrenilen, imaj bozan, algılarda kirlilik oluşturan, zehirli haberler dinlemeye, yazılar okumaya mecbur kalacaktık.

Uzun, derin analizleri sevmeyen okurlara “Bisturi” edebiyata ve yaşama dair okumalar sunuyor.                           

Kaynak: BİSTURİ (Huzursuz Metinler), Metin Aydın, Kaos Çocuk Parkı Yayınları – 1. Baskı, 2018.

edebiyathaber.net (17 Ağustos 2022)

Yorum yapın