Bir Tanıklık Ekseninde Reşit M. Ertüzün’ün “Benim Bildiğim Sabahattin Ali” kitabı | Metin Turan

Ocak 21, 2026

Bir Tanıklık Ekseninde Reşit M. Ertüzün’ün “Benim Bildiğim Sabahattin Ali” kitabı | Metin Turan

Sabahattin Ali hakkında bugüne dek yazılan kitapların büyük bölümü, onun edebî üretimini, siyasal konumunu ve trajik ölümünü anlamaya yönelik çok yönlü bir çabanın ürünüdür. Asım Bezirci’nin eleştirel çözümlemeleri, Kemal Sülker’in arşivci yaklaşımı, Filiz Ali’nin aile merkezli anlatıları, Kemal Bayram’ın özellikle cinayet süreci ekseninde tanıklar üzerinden sorgulayıcılığı, Tolga Aydoğan’ın Ankara üzerinden ayrıntılı izsürümü ve daha pek çok çalışma, Sabahattin Ali’nin edebiyat tarihindeki yerini ayrıntılı biçimde belirlemiştir. Bu geniş külliyat içinde Reşit M. Ertüzün’ün Benim Bildiğim Sabahattin Ali adlı kitabı, iddia veya karşı-iddia üretme amacıyla değil, özgün bir tanıklık katmanı sunması bakımından ayrı bir yerde durur.

Dolayısıyla çalışmayı özgün kılan temel unsur, Sabahattin Ali’nin “ne yazdığı”ndan çok, “nasıl yaşadığına” dair bir içeriden bakışı taşımasıdır. Ertüzün, bir araştırmacı ya da edebiyat tarihçisi değil; yazarın çocukluk ve gençlik yıllarına tanıklık etmiş bir aile ferdidir. Dolayısıyla onun anlattıkları, belgelerin diliyle değil, belleğin diliyle konuşur. Bu özellik, kitabı diğer biyografik ve eleştirel çalışmalardan ayıran temel noktadır.

Ertüzün Kimdir?

Reşit Mehmet Ertüzün, 1917 Üsküdür doğumludur.  Sabahattin Ali’nin dayısı, Ankara’nın ilk Sıhhat Yurdu  (özel hastanesi)’nun (1928) kurucusu, Yozgat Devlet Hastanesi Başhekimi (1927) Dr. Rıfat Ali Ertüzün’ün oğludur.

Siyasal Bilgiler Okulu’nu bitirmiş ve aralarında Balıkesir-Erdek ilçesi de olmak üzere yurdun çeşitli yerlerinde kaymakamlık yaptıktan sonra 1957 yılında Bozöyük Kaymakamlığından istifa ederek Bozüyük Kimya Fabrikası Müdürlüğüne; sonra Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğü, Ticaret Bakanlığı Müşavirliği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Sekreter Muavinliği ve Müsavirliği görevlerinde bulunarak 1978 başında emekliliğini isteyerek memuriyet hayatından ayrılmış,  “Kapıdağı Yarımadası ve Çevresindeki Adalar Tarih ve Arkeolojisi Üzerinde Araştırmalar” ile  “Dünyadaki Ticaret ve Sanayi Odaları Birlikleri” araştırma kitapları ile şiir ve öykü çalışmaları olan biridir.

Tanıklık Olarak Biyografi

Kitabın omurgasını, Yozgat, Ankara, Konya, Sinop ve İstanbul başlıkları altında, Sabahattin Ali’nin farklı dönemlerdeki yaşam kesitlerine dair kişisel gözlemler oluşturur. Bu bölümler, Sabahattin Ali’nin yalnızca yazar değil, bir aile üyesi, bir dost, bir sohbet arkadaşı, bir genç öğretmen olarak da var olduğunu gösterir. Ertüzün’ün çocukluk belleğinden aktardığı Yozgat sahneleri, edebî bir figür olarak değil, gündelik hayatın içinde yaşayan bir insan olarak Sabahattin Ali’yi görünür kılar.

Bu anlatım biçimi, edebiyat tarihinin çoğu zaman dışarıda bıraktığı bir alanı; yazarı çevreleyen alışkanlıklar, konuşma biçimleri, oyunlar, hatta maddi nesneleri açar. Bu yönüyle kitap, klasik biyografiden çok, kültürel bellek metni niteliği taşır.

Şiirlerin Maddi Varlığı

2025 baskısını önceki yayımlardan ayıran en önemli özellik, Sabahattin Ali’nin Ertüzün ailesine gönderdiği on dört şiirin tamamının ilk kez tıpkıçekimleriyle yayımlanmış olmasıdır. Bu şiirler yalnızca edebî metin olarak değil, maddi belgeler olarak da sunulur. Pelikan mürekkebiyle yazılmış sayfalar, farklı kâğıt türleri, kurşun kalemle düşülmüş dizeler, ithaf notları.

Bu arşiv, Sabahattin Ali’nin yazı pratiğini somutlaştırır. Şiirlerin hangi koşullarda, hangi mekânlarda, hangi araçlarla yazıldığına dair ipuçları verir. Örneğin Konya Cezaevi’nden gönderilen “Hapishane Şarkısı”nın kâğıdı ile Ankara’da yazılmış bir şiirin kâğıdı arasındaki fark, şairin yaşam koşullarındaki değişimi doğrudan yansıtır. Bu yönüyle kitap, edebiyat tarihine yalnızca metin değil, yazının maddi kültürünü de kazandırır .

Mevcut Sabahattin Ali Literatürü İçinde Kitabın Yeri

Ertüzün’ün çalışması, Sabahattin Ali üzerine yazılmış diğer eserlerin yerine geçmeyi değil, onları tamamlamayı amaçlar. Eleştirel biyografiler, edebî çözümlemeler ve tarihsel araştırmalar, Ali’nin düşünsel ve sanatsal konumunu kurarken; bu kitap, onun gündelik yaşantısına ve yakın çevresiyle ilişkilerine dair bir mikro-tarih sunar.

Bu nedenle Benim Bildiğim Sabahattin Ali, tek başına “nihai” bir Sabahattin Ali anlatısı değil; çok katmanlı bir külliyat içinde özgün bir penceredir. Değeri, başkalarının emeklerini de anlamaya katkı sunarak, o emeklerin ulaşamadığı alanı görünür kılmasındadır.

Bu bakımdan, Reşit M. Ertüzün’ün Benim Bildiğim Sabahattin Ali kitabı, edebiyat tarihine yeni bir duyarlık ekleyerek Sabahattin Ali’nin yaşantısının dokusunu kayda geçirir. Elyazması şiirlerin yayımlanmasıyla birlikte, bu tanıklık artık yalnızca anlatı değil, belgeye dayalı bir bellek alanı haline gelmiştir.

Bu yönüyle kitap, Sabahattin Ali üzerine yazılmış onlarca değerli çalışmanın yanına, yazarın hayatına içeriden bakabilmemizi sağlayan kalıcı bir katkı olarak yerleşir.  

Yorum yapın