
Göç, mültecilik, emek sömürüsü ve yerinden edilme üzerine yürüttüğü çalışmalarıyla tanınan gazeteci-yazar Ercüment Akdeniz, altıncı kitabı Kardeşim Boro ile okur karşısına çıkıyor. Tekin Yayınevi tarafından yayımlanan eser, yalnızca bir anı kitabı değil; Türkiye’nin yakın tarihine, iç göç dalgalarına, sınıfsal yarılmalarına ve kaybolan hayatlarına tutulan güçlü bir ışık niteliği taşıyor.
Akdeniz’in, Silivri Cezaevi’nde kaldığı dönemde tamamladığı kitap, göğün altında, kuşların ve mahpusların arasında yazıldı. Demir parmaklıklar ardında tamamlanan Kardeşim Boro, bitmeyen özlemin, kardeşliğin ve hafızanın hikâyesi olarak öne çıkıyor.
Bu kez Türkiye’ye gelen göçmenleri değil, Anadolu’nun son 60 yılına yayılan iç göç tarihini anlatan Akdeniz; kardeşi Boro’nun yaşam öyküsünü merkeze alarak okuru Varto, Malatya, İskenderun ve İstanbul hattında uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Depremler, kırımlar, darbeler, yoksulluk ve siyasal çalkantılarla örülü bu rota; aynı zamanda Türkiye emekçilerinin, yoksullarının ve yerinden edilenlerinin de ortak hikâyesi haline geliyor.
Kitapta mültecilerin, emekçilerin, demir-çelik işçilerinin, çorap ve konfeksiyon işçilerinin görünmeyen dünyası tüm çıplaklığıyla aktarılırken, çocuk emeği sömürüsünden kent gettolarına, sürgünden siyasi mültecilik deneyimlerine kadar uzanan anlatı; bireysel hafızayı toplumsal tarihle buluşturuyor.
Arka planda ise Türkiye’nin yakın siyasi tarihi var: baskılar, işkenceler, darbeler, sürgünler ve yurtsuz bırakılan hayatlar… Böylece Bükreş ve Bremen, bir dönemin mecburi kaçış rotalarına dönüşüyor.
Edebiyat, sosyoloji ve gazeteciliği aynı potada eriten Kardeşim Boro, yalnızca bir kardeşin hikâyesi değil; göç yollarında dağılan ailelerin, parçalanan hayatların ve buna rağmen hafızasını kaybetmeyen insanların kitabı.
Kitaptan
“Ve fark ettim ki onu, kardeşim Boro’yu anlatmak kendi çocukluğuma ayna tutmakla mümkün olabilirmiş. Bu kitabı onunla, zamanın farklı bir anında ama aynı durağında, bir cezaevi ortamında yazacağımı elbette bilemezdim…”
Göç ve mültecilik alanında çalışan bir yazarın ilk büyük iç göç anlatısı.
Akdeniz, Türkiye’nin son 60 yılına emek, sınıf ve hafıza ekseninden bakarken; Kardeşlik, sürgün, kayıp ve direniş temalarını güçlü bir anlatıyla işliyor.
Kardeşim Boro, bugünün Türkiye’sini anlamak isteyen herkes için yalnızca edebi değil, tarihsel ve toplumsal bir belge niteliğinde. Göçün istatistiklerden ibaret olmadığını; her rakamın arkasında bir aile, bir kardeş, bir yara ve yarım kalmış bir hayat bulunduğunu hatırlatan sarsıcı bir eser.



















