“Bir estetik düşünürünün macera dolu otobiyografisi” | Metin Celâl

Haziran 24, 2026

“Bir estetik düşünürünün macera dolu otobiyografisi” | Metin Celâl

Victoria Rowe Holbrook, Türk, Osmanlı, Fars ve Tasavvuf edebiyatını Batı akademisine taşıyan en etkili isimlerden biri olarak tanınır. 1952’de Ohio’da doğmuş. Lisans eğitimini Harvard Üniversitesi’nde tamamlamış, ardından Princeton Üniversitesi Yakındoğu Çalışmaları bölümünde doktora yapmış. Akademik kariyeri boyunca Ohio State Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli Amerikan üniversitelerinde görev yapmış, ayrıca Türkiye’de Bilkent, Koç ve Boğaziçi üniversitelerinde dersler vermiş.

Victoria Rowe Holbrook’un en önemli eseri Aşkın Okunmaz Kıyıları (İletişim, 1994). Kitapta Şeyh Galib ve onun başyapıtı Hüsn ü Aşk’tan yola çıkarak Osmanlı şiirinin dil, yorum ve otorite anlayışını modernleşme süreciyle ilişkilendirir, diye tanıtılıyor. Aşkın Okunmaz Kıyıları, Osmanlı şiirinin modern eleştiri kuramlarıyla okunmasına yönelik ilk kapsamlı çalışmalardan biri sayılıyor.

Şeyh Galib’in Hüsn ü Aşk mesnevisinin İngilizce çevirisi de bir diğer önemli çalışması  Holbrook’un. Akademik çevrelerde yalnızca çeviri başarısıyla değil, kapsamlı giriş yazısı ve açıklamalarıyla da önemsenmiş. Holbrook bu çalışmasında İbnü’l-Arabî, Mevlânâ, tasavvuf düşüncesi ve Osmanlı alegorik anlatı geleneğini ayrıntılı biçimde açıklamış. Bugün dünyada Hüsn ü Aşk denildiğinde başvurulan temel kaynaklardan biridir, diye tanıtlıyor.

Yalnızca edebiyatla değil, tasavvuf ve kültür tarihiyle de yakından ilgilenmiş. Önemli makaleler yayınlatmış. Özellikle Osmanlı şiirinin modern dönemde yanlış okunması, Cumhuriyet sonrasında Osmanlı kültürüyle kurulan mesafeli ilişki ve Doğu-Batı karşıtlığı üzerine geliştirdiği yorumlar onu akademik çevrelerde özgün bir konuma taşımış. Onu diğer Türkologlardan ayıran özellik, Osmanlı şiirini yalnızca tarihsel bir nesne olarak değil, yaşayan bir düşünce sistemi olarak okuması. Bu yüzden çalışmalarında filoloji kadar felsefe, hermenötik, psikanaliz ve estetik kuram da yer alır, diye değerlendirilmiş.

Amcam Sokrat adıyla anılarının yayınlandığını duyduğumda akademik bir başarı hikayesi okuyacağımı düşünmüştüm. Doğrusu Victoria R. Holbrook’un kısa biyografisini okuduğumda, yaşam öyküsünün yanı sıra bu hatıratta yer alacak ABD ve Türkiye’nin akademik çevreleri, yazarlar, çevirmenler ve entelektüellerle ilişkileri, anıları, kitaplarını ve makalelerinin yazım öyküleri, başta Orhan Pamuk’un Beyaz Kalesi olmak üzere Türkçeden yaptığı çevirilerin öykülerini de okuyacağımı düşünüp heyecanlanmıştım. 

Amcam Sokrat’da bütün bunlar var ama daha ötesi de var. Victoria R. Holbrook sanatçı bir ailenin çocuğu, bir de erkek kardeşi var. Anne ve babası tiyatro sanatçısı. Babası Hal Holbrook, Amerikan tiyatro ve televizyon tarihinin önemli oyuncularından biriymiş. Özellikle yıllarca süren tek kişilik “Mark Twain Tonight!” gösterisiyle efsaneleşmiş, beş Emmy ödülü kazanmış ve kariyerinin son döneminde Oscar’a aday gösterilmiş. (Hal Holbrook – Wikipedia). Anne ve babasının dost çevresi Victoria’ya  Hollywood’u ve Richard Redford gibi ünlüleri tanımasını da sağlamış.

Holbrook, “Çocukluğum Dickensvariydi. Nedenini anlamak zor ama, bazı yetişkinler beni yok edilmesi gereken ürkütücü bir canavar olarak görüyorlardı” diye anlatmaya başlıyor. Victoria’yı “yok edilmesi gereken ürkütücü bir canavar olarak gör”enlerden birincisi babası. Babasıyla gerilimli, git gelli ilişkileri yaşamını ve ilişkilerini de belirlemiş. Annesi de beter.

Holbrook, çocukluğunu yalnızlık, ahlaki karmaşa ve aidiyet arayışı  üzerinden tanımlıyor. “Çok yalnız büyüdüm. Bu yüzden sürekli okudum”  diye anlatıyor. Okuma merakı ve müzik aynı zamanda onun kurtarıcıları olmuş.

Açık yürekli olarak anlattığı için aşklarında babasının bu çıldırtıcı kişiliğinin etkili olduğunu düşünmemek elde değil. Baba sürekli Victoria’yı ezmeye, yok etmeye çalışıyor, bunun ilk aşaması da tamamen boyun eğdirmektir. Victoria ise çocukluğundan beri dik başlı, doğru bildiğinden şaşmayan, bildiğini okuyan, hedefe odaklı biri. Erkek kardeşi gibi bu baskı ortamını kabullenmiyor ve itiraz ediyor, direniyor. Bunun sonucunda da 15 yaşında evden atılıyor. Annesi ve babası onunla ilişkisini kesiyor. Ama Victoria küsüp tamamen ilişkisini kesmek yerine her zaman bir açık kapı bırakıyor, onların telefonlarına, mektuplarına cevap veriyor ve çağırdıklarında hemen yardımlarına koşuyor.

15 yaşında evden atılan Victoria 17 yaşında Harvard’da okumaya başlayacak kadar azimli. Kendi ayakları üzerinde dik durmayı başarıyor. Çocukluk ve ilk gençlik yılları bu hayatta kalma mücadelesi ile geçiyor.

Victoria R. Holbrook çok iyi bir anlatıcı. Kitabı sohbet eder gibi bir yapıda kurmuş. Uzun bir sohbette olduğu gibi konudan konuya atlıyor. Özellikle ilk bölümlerde metnin kronolojik bir akışı yok. Bunu da kitabın arka kapağına alınan cümlesinde “Hayatım, yaşadıkça çoğalan ve bir dizi geri dönüşle birbirine bağlanan eşmerkezli çemberlere benziyor” diye açıklamış. 

Sadece ailesi ile ilişkisi değil arkadaşları, aşkları, eğitim hayatı, okurken çalışmak mecburiyeti ile girdiği işlerde yaşadıkları… Hepsi birer olay. Üstelik bütün bunlar Dünya’nın kültürel anlamda dönüşüm geçirdiği 60’lı yıllar ve sonrasında yaşanıyor.

Müziğe duyduğu ilgi onun caz şarkıcısı olmasını ve geçimini sağlıyor. Her şeyi dibine kadar öğrenme merakı var. Caz şarkıcılığı sırasında müziğe kafayı takıyor, müziği dernilemesine öğrenmek istiyor. Müzik merakı onu önce felsefeye sonra Farsçaya, ardından Osmanlıcaya ve nihayet tasavvufa yöneltmiş. Tabii tüm bunlarda tesadüflerin ve kurulan aşk ve dostluk ilişkilerinin de payı büyük.

İstanbul’a gelişi hayatında dönüm noktası olmuş. İstanbul zamanla evi haline gelmiş. ABD’de akademik dünyanın engellemeleri, çekememezlik ve dedikodularından bunalmış bir haldeyken onu bulup Türkiye’ye gitme fikrini aklına koyan ve bunu sağlayan Talat Halman olmuş. Başta Niyazi Sayın, Orhan Koçak, Nurdan Gürbilek, Müge Gürsoy, Orhan Pamuk olmak üzere entelektüel çevrelerden iyi dostluklar kurmuş, destek almış, destek vermiş.

Kapakta başlığın altında “Anılar” yazmasa bir roman okuduğunuzu düşünebilirsiniz, “Düşüncem basitti: Bir kitapta hikâye olmalı, benim hayatım ise bir dizi hadiseden ibaret” diyor. Amcam Sokrat bir yanıyla bir macera romanı. Holbrook, ABD’de 68’i, İran’da İslam Devrimi’ni, Türkiye’de 12 Eylül’ü yaşamış. Başından binbir macera geçmiş ve bunları oldukça objektif bakış açısıyla ve kendini de eleştirerek, samimiyetle anlatmayı başarıyor. Bir yanıyla bir bildungs roman, İnatla hayatta kalma ve başarma öyküsü.

* Amcam SokratVictoria R. Holbrook, Metis Yay. Mayıs 2026.

* Holbrook, Victoria. 1994.The Unreadable Shores of Love: Turkish Modernity and Mystic Romance. Austin, TX: University of Texas Press.

* Galip, Şeyh. 2005. Hüsn ü Aşk. Edited by Victoria Holbrook. Texts and Translations. New York: Modern Language Association of America.

Yorum yapın