Bir anlatıya 1 milyon euro! | Adnan Özer

Şubat 28, 2026

Bir anlatıya 1 milyon euro! | Adnan Özer

Dün (27 Şubat Cuma) bir haberin başlığı gözlerimi yuvalarından oynattı: Edebiyata 1 milyon Euro ödül! Nerde, nasıl, ne zaman, kim?!. diye sorulmaz mı…

Umutlanıp sonra da hüsrana kapılmayın, ödülün Türkiye ve Türk Edebiyatı ile ilgisi yok. Aena adlı kuruluş düzenliyor. Açık adı, Türkçe söylersek, İspanyol Havalimanları ve Hava Navigasyonu oluyor. 1991 yılında İspanya Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı bir kamu limited şirketi olarak kurulmuş. (KOBİ diyelim.)

Aena’nın Yönetim Kurulu Başkanı Maurici Lucena, yanına yazar Rosa Montero’yu da alarak geçtiğimiz Perşembe günü Madrid’deki Escuelas Pías Kütüphanesi’nde ödülün duyurusunu yaptı. Bu duyuru, ertesi gün İspanya ve Latin Amerika gazetelerinin kültür sayfalarında baş haberlerden biriydi. Duyuruya göre, ödül, İspanyolca veya İspanya’nın ortak resmi dillerinde yazılmış orijinal anlatı eserleri için söz konusu. Duyuruyla birlikte şanslı 5 yazar için sürecin başlamış olduğunu öğreniyoruz; 4 finalist de eli boş dönmeyecek, her biri 30.000 euro ile taltif edilecek. Ana ödül ile kıyaslandığında finalistlerinki teselli kabilinden oluyor ya neyse…

Jüri (Montero ile birlikte, Pilar Adón, Luis Alberto de Cuenca, Jorge Fernández Díaz, José Carlos Llop, Elmer Mendoza, Leila Guerriero) bir an önce ödül vermek istercesine 2025 yılında yayınlanmış eserleri değerlendirecek. Kazananı, 8 Nisan’da Barselona’da düzenlenecek bir galada açıklanacak. Önce 5 finalist olarak 17 Mart Salı günü açıklanacakmış, heyecan iyice artsın diye olmalı.

(Jürinin çok esaslı isimlerden oluştuğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Leila Guerriero ise benim kahramanım; değil mi ki şu büyük cümleyi sarfetti: Şiir terbiyesi edinmeyen toplumlar kalplerine birer altın buzağı yerleştirirler… Luis Alberto Cuenca’yı az da olsa tanıdım; İstanbul’a, düzenlediğimiz şiir festivali için gelmişti, Kültür Bakanlığı görevinden ayrılır ayrılmaz. Rosa Montero ise Türkçe’de romanları olan biri.)

Heyecan dedik, Aena, bu cömert girişimiyle iyice bir uçuşa geçecek gibi, hırs yapmış; Fransa’daki Goncourt, Birleşik Krallık’taki Booker gibi tanınmayı hedefliyor. Ödül miktarını, İspanya’da paraca en yüksek Planeta Ödülü ile eş değer tutması ise saygılı bir rekabet niyeti.

Yeri gelmişken İspanya’daki yükte ve pahada ağır ödülleri sıralayalım:

120.000 dolarla Fernando Lara Ödülü;

125.000 dolarla (Kültür Bakanlığı tarafından verilen Hispanik edebiyatın en prestijli ödülü) Cervantes; 175.000 dolarla Alfaguara Ödülü…

Bu yazıyı bir İspanya övgüsü olarak kaleme almadım. Bizde edebiyata verilen değeri ve de yazarlarımıza nelerin reva görüldüğünü bu örnekle bir daha göstermek istedim. Bir daha diyorum, çünkü biliniyor. Biliniyor ama kurumlar, kuruluşlar bir şey yapmıyor.

Daha “Türk Dünyası Büyük Edebiyat Ödülü”müz yok. (Türk Dünyası Nobel’i diyorum, bazı kafalar anlasın diye.)

Kamu tarafından ödüllendirilmeyen bir edebiyatın kamusu olmaz. Kamusu olmayan bir edebiyatla da toplum için güçlü bir manevi (tinsel) sfer oluşturamazsınız. Ne kaldı ki ahlak…

Ayrıca, kamusu olmayan edebiyatın çakalı çoktur.

Yorum yapın