Masthead header

Barber’ın ağıtsal yapılı “Adagio”su | Uğur Ersöz

barberÖyle parçalar vardır ki bir yere uzanıp dinlemek gerekir. Ne kadar hüzünlü bir ezgiye sahip olsa da insanı sıcak bir duş almışçasına rahatlatabilir, günün yorgunluğunu stresini alıverir. İşte öyle bir parçadır 20. yüzyılın en önemli bestecilerinden olan Amerikalı Samuel Barber’ın (1910-1981) yaylı çalgılar için yazdığı Adagio (müziğin yavaş çalınacağını gösteren bir işaret), Op.11 parçası.

Samuel Barber ciddi müzikte Avrupa’nın çok gerisinde olduğunu fark eden Amerika’nın en önemli klasik müzik yatırımlarından biridir. Zamanının harika çocuğu olarak 7 yaşında ilk bestelerini yazmıştır. Müzik eğitimi için gittiği Avusturya ve İtalya’dan henüz 25’inde evi Pennsylvania’ya Pulitzer Ödülü alarak dönmüştür.

Barber’ın en çok tanınan eseri ağıtsal yapıtı Adagio Op.11, ilk kez New York’ta 5 Kasım 1938’de dönemin en ünlü İtalyan Şefi Arturo Toscanini yönetimindeki NBC Senfoni Orkestrası tarafından radyo konserinde çalınmıştır.

İlk başta insana inanılmaz hüzünlü gelen melodisi ilk kes seslendirildiği kasım ayına uygun olarak kurumuş bir yaprağın dalından koparak hüzünlü bir şekilde çürüyeceği toprağa doğru salınımını getirir akla. Önce yavaş yavaş düşmeye başlar yaprak, sonrasında çıkan bir rüzgârla hızlanır, daireler çizerek devinimini arttırır sanki vazgeçmiştir toprağa düşmeye, reddeder çürümeyi, havalandıkça havalanır, heveslenir iyice ama doğanın değişmez kanunu olan her canlının bir gün toprak olacağı gibi sararmış yaprak da karşı koyamaz buna ve son kalan enerjisiyle bahar aylarında yemyeşil renkleriyle göz kamaştırdığı diğer yaprakların arasında kaybolur gider zamanla.

Aynı şekilde Adagio Op.11’in de teknik olarak böyle bir hikâyesi vardır. Tek temalı, sade ve lirik bir yapıya sahip olan bu parçada uzun melodi cümlesi değişik çalgılarda işlenir: Önce kemanlarda duyulur yavaşça, sonra viyolaların da katılımıyla genişler. Sonra tema viyolonsellere geçer ve derece derece tiz yaylı çalgılara ulaşır. Bir aranın ardından keman ve viyolalarla birlikte armoni olarak zenginleştirilerek büyük bir gerilim elde edilir; melodi daha sonra ilk başladığı orijinal tonalitesinde erir ve yavaşça son bulur.

İşte böyledir, ağıtsal da olsa insanı dinlendirebilen Adagio Op.11’in hikâyesi. Başladıktan sonra gerilimiyle insanı endişeye düşürse de sonundaki yavaşlama insanı rahatlatır aslında. Bu işitsel mükemmelliğin görsel olarak en güzel kullanımlarından ikisi: David Lynch’in The Elephant Man ve Oliver Stone’un Platoon filmine jeneriklik etmesidir. Tekrardan hatırlamak için bu iki kült filmi yeniden izlemeden önce biraz önceki sararmış yaprağı hayal ederek 2001’de Leonard Slatkin yönetimindeki BBC orkestrasından dinleyelim, iyi seyirler.

Uğur Ersöz – edebiyathaber.net (6 Kasım 2013)

  • Orhan Şener - 18/09/2020 - 14:25

    Çok zayıf olan klasik müzik literatürümüze yaptığı çok önemli katkıları nedeniyle Uğur beyi tebrik ediyorum.cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r