Anne mutfağından glütensiz sofralara: Selin Hamurkesen Bosquet’den “Madam Barbunya”

Haziran 5, 2026

Anne mutfağından glütensiz sofralara: Selin Hamurkesen Bosquet’den “Madam Barbunya”

Selin Hamurkesen Bosquet’in kaleminden Madam Barbunya: Anne Mutfağından Kendi Glütensiz Mutfağıma Yolculuk Hikâyem adlı yeni eseri okurla buluştu. ALFA Yayınları’ndan çıkan bu samimi kitap, yemeğin yalnızca karın doyurduğu değil, sevgiyi ve bağı paylaşmanın dili olduğu bir evde büyümenin hikâyesini anlatıyor.

İstanbul‘da doğup büyüyen, uluslararası bir eğitim aldıktan sonra uzun yıllar tekstil ve moda sektöründe çalışıp 2024 yılında yazarlık hayalinin peşinden gitmeye karar veren Bosquet, okurları kendi hayatının ve mutfağının tam kalbine davet ediyor.

Kitap, yazarın kimliğini şekillendiren iki güçlü kadına; Madam Barbunya lakaplı zarafet ve lezzet ustası annesi Ani‘ye ve mutfağı tüm aileyi birleştiren bir yaşam alanı haline getiren anneannesi Araksi‘ye bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Okurlar; 1970’ler ve 80’lerin Bakırköy, Yeşilköy, Çınarlı Köyü ve Silivri’sinde geçen altın yıllara doğru nostaljik bir yolculuğa çıkarken, pavuryaların kaynatıldığı yaz akşamlarının, kalabalık sofraların, Noel ve Paskalya kutlamalarının sıcaklığını hissedecekler. Bosquet, soğan doğrarken gözyaşlarına karışan anılarını ve sofrayla birlikte kendisinin de yıllar içinde nasıl piştiğini satırlara döküyor.

Üç bölümden oluşan bu eserin en çarpıcı dönüm noktası ise yazarın oğlu Luca’ya çölyak hastalığı teşhisi konulmasıyla başlıyor. Çocukluğunda ve gençliğinde yumurta dahi kıramayan biri olan yazar, hayatın beklenmedik sürprizleriyle birlikte geleneksel Ermeni ve Türk mutfağı lezzetlerini oğlunun sağlığı için glütensiz tariflere dönüştüren hamarat bir anneye evriliyor. Çölyak hastalığının ve katı diyet zorunluluklarının getirdiği engelleri bardağın dolu tarafına bakarak aşan yazar, glütensiz beslenmenin kısıtlayıcı bir hastalık değil, sağlıklı, lezzetli ve paylaşıma açık bir yaşam biçimi olabileceğini kanıtlıyor.

Madam Barbunya, anılarla harmanlanmış, nesilden nesile aktarılan mutfak sırlarının paylaşıldığı benzersiz bir lezzet rehberi. Kitabın sayfaları arasında geleneksel Kayseri mantısı, topik ve zeytinyağlı midye dolması gibi klasikleşmiş tatların yanı sıra, glütensiz köy ekmeği, pizza hamuru, baget, poğaçalar ve tatlılara uzanan birbirinden özel tarifler yer alıyor. Yemek pişirmeyi sevdiklerine adanmış bir sevgi eylemi olarak gören Bosquet‘nin bu eseri, paylaştıkça çoğalan hayatın güzelliklerini ve o unutulmaz anne mutfağı kokusunu kitaplığınıza ve sofralarınıza taşıyacak.

Bu benim mutfaktan anlatılan hayat hikâyem… 

Eski İstanbul sokaklarında, küçük bir balıkçı köyünde ve Silivri’de geçen çocukluğumun, aile sofralarımızın sıcaklığının, genç kızlık yıllarımın, eş oluşumun ve anne oluşumun hikâyesi…

Mutfakta kurulan bağların ve hatıraların hayat boyu süren gücünün hikâyesi…

Büyüdükçe hayatı ve kendimi daha derinlemesine gözlemleyerek, keşke en baştan anlayabilseydim dedirtecek kadar sadeleşen yolculuğumun hikâyesi…

Oğlumun çölyak hastalığıyla birlikte hayatımıza giren glütensiz mutfak yolculuğumuz ise, alışkanlıkları yeniden düşünmeye ve dönüştürmeye uzanan ayrı bir serüvenin hikâyesi…

Başlarda eksildiğimi hissetsem de, aslında tam tersine başka bir yerden zenginleşerek ilerlediğim ve büyüdüğüm sürecin hikâyesi…

Bazı insanlar terapiye gider, ben mutfağa girdim. Sonuçları bu kitapta. Keyifle ve afiyetle okumanız dileğiyle. 

Yorum yapın