Varlık’ın kasım sayısı yayımlandı.

Bültenden:
Dosya: “Yas” – Betül Dünder, Zeynep Sayın, Murat Küçük, V. Metin Bayrak, Burcu Şahin, Gökhan Arslan
Sanat Gündemi: “10. Çanakkale Bienali: Deniz Erbaş ile Söyleşi” –Fatma Berber
Yazı: Her Çağın Montaigne’i (Ahmet Bozkurt) – 1.5x: Sesli Mesajda Ödünç Alınan Zaman (Tuba Pırlant Yılmaz) – Tiyatro Sanatı: “Bu Hikâye Senden Uzun Osman” (Mehmet Konuk) – Bedensizlik ve Benlik (Tahir M. Ceylan) – Rüzgâr Odası: Nâzım Hikmet’ten Banksy’ye: “Anonimliğin Sermayeye Dönüşmesi” (Yavuz Özdem) – Şemsettin Sami, Ebeveyn-Yazarlar ve Yetişkin Çocukları (Faruk Turinay) – Asmalımescit’in Çılgın Işıklarından Tarlabaşı’nın Mühürlü Kapılarına Beyoğlu’nun Bohem Belleği (Metin Turan) – Şiir Üzerine Kısa Bir Not: “Yol Çağırıyorsa / Gidilecektir” (Mustafa Bayram Mısır) – “Hatıra Ormanları”nda Pazar Yürüyüşleri (Hıdır Eligüzel) – Heykel Sanatı: Sabiha Ziya Bengütaş, Taşın Hafızasında Bir Kadın (Güven Baykan) – Ziyalan Adası (Ozan Öztepe) – Eren Aysan’ın Şiiri ve Açmazları (Ersun Çıplak) – İzdüşümler (9): “Yabancı” (Ahmet Önel) – Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) – Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)
Şiir: Abdülkadir Budak, Celâl Soycan, Betül Tarıman, Onur Akyıl, Uygar Özcan, Burhan Tuz.
Öykü: Zerrin Saral, Esra Hüseyinoğlu
Desen: Melike Kılıç
Kitaplar Arasında: Asuman Kafaoğlu-Büke ile “Antikçağda Kadın Olmak” Üzerine Söyleşi (Hande Balkız) – “Kayboluş Kitabı” – İbtisam Azem (Gülçin Göktay) – Attilâ Şenkon ile “Huzursuzlar” Üzerine Söyleşi (İlke Saydamer) – “Bir Bardak Suda Boğulmamak” – Angie Cruz (Değer Tuncel) – Celal Güngördü ile “Bana Tahir’i Sormayın” Üzerine Söyleşi (Abdullah Ezik) – “Etica” – Bülent Elitok (Nuri Demirci) – Melike Pehlivan İşler ile “Üç Bacaklı Kediler” Üzerine Söyleşi (Armağan Can) Edebiyattan resme, felsefeden sanat tarihine, fotoğraftan sinemaya geniş bir alanda yazılar, söyleşiler yayımlayan Varlık bu ay da Sanat Gündemi, Heykel Sanatı, Tiyatro Sanatı, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında köşeleri ve yeni kitapların tanıtıldığı Kitaplar Arasında bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.
Editörden
Varlık’ın Kasım 2026 sayısının dosya konusu, “Yas”. Dosyamıza yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise Betül Dünder, Zeynep Sayın, Murat Küçük, V. Metin Bayrak, Burcu Şahin, Gökhan Arslan.
Betül Dünder “Tekil Olandan Kolektife Kadın Öznenin Yası ve Yazını” başlıklı yazısında yasın bireysel, mitsel ve psikolojik evrelerini (inkâr, öfke, melankoli, kabulleniş) kadın özne odağında inceliyor. Judith Butler ve Sara Ahmed’in teorilerine değinerek yasa sadece kişisel bir keder olarak değil, iktidarlara, toplumsal normlara ve baskılara karşı siyasallaşan, kamusal alanda adalet talep eden kolektif ve “direnen” bir eylem olarak yaklaşıyor. Anna Ahmatova’nın Requiem ve Gülten Akın’ın İlahiler eserlerinden yola çıkarak, kadınların kişisel yaslarını politik ve edebî bir sorumluluğa dönüştürerek kolektif hafızaya aktardıklarını vurguluyor. Kendi ebeveyn kayıpları üzerinden (alzheimer ve kanser süreçleri) “beklenen yas” ile “belirsiz kayıp” deneyimlerini aktarıyor.
Zeynep Sayın, Murat Küçük’ün sorularını yanıtladığı söyleşide “Ölüm, Yas, İmge ve Temsiler” arasındaki ilişkiyi boşluk kavramı üzerinden tartışıyor. Ölümün temsil edilemeyen bir boşluk olduğunu, imgenin ise bu boşluğu yok etmeden görünür kılabildiğini savunuyor. Bonhoeffer, Marx, Derrida, Warburg, Canetti ve Nancy’den hareketle yasın kaybedilenle ilişkiyi sürdürmenin bir biçimi olduğunu, imgenin de ölülerin hayalet olarak varlığını sürdürmesine aracılık ettiğini belirtiyor. İmge hakkının toplumsal ve sınıfsal boyutuna, “yası tutulamayanın yası”na ve bios ile zoe ayrımına değinerek insanmerkezci düşüncenin sınırlarını sorguluyor.
V. Metin Bayrak, “Gayba Karışmak: Yas, Yokluk ve Mânânın Tercümesi Üzerine” başlıklı yazısında yasın kayıp, eksilme, kabullenme ve iyileşme gibi kavramlarla sınırlandırılmasına karşı çıkıyor; ölüm ve yokluk deneyimini anlam, dil ve ilişkisellik üzerinden ele alıyor. Yasın, yokluğu anlam dünyamız içinde yeniden konumlandırma ve kaybedilenle kurulan bağın dönüşümünü yaşama süreci olduğunu savunuyor. Fantom uzuv, nesne devamlılığı, dil ve ritüel gibi kavramlardan hareketle, ölen kişinin yalnızca kendi geçmişini değil, başkalarının belleğinde taşıdığı ortak geçmişi de beraberinde götürdüğünü vurguluyor. Toplumsal ve politik boyutuyla yası yokluğu hatıraya, geçmişi bugüne tercüme eden bir birlikte yaşama biçimi olarak tanımlıyor.
Burcu Şahin, “Hakikat Taşıyıcısının Yas Günlüğü” başlıklı yazısında kadın yazını ile yas arasındaki ilişkiyi beden, kayıp, tanıklık ve dil kavramları üzerinden ele alıyor. Cixous’dan hareketle kadının kendisini metne bedeniyle kaydetmesi gerektiğini savunarak yazıyı yaralanmış bilincin yeniden inşası ve kaybın dile aktarılması olarak değerlendiriyor. Yasın yalnızca ölümle değil, yitirilenler, sahip olunamayanlar ve geride kalan olasılıklarla da ilgili olduğunu belirtiyor; modern edebiyatımızdaki karanlık ve ince sızının bu süreklilik içindeki yas halinden kaynaklandığını öne sürüyor. Latife Tekin, Sevgi Soysal, Sevim Burak, Ayfer Tunç ve Seray Şahiner’in metinlerine değinerek kadın yazarların acı ve yasla farklı anlatım biçimleri kurduğunu gösteriyor. Leylâ Erbil’in Üç Başlı Ejderha’sı üzerinden yas, tanıklık ve utanç arasındaki ilişkiyi tartışarak hakikat taşıyıcılığını edebî bir sorumluluk olarak konumlandırıyor.
Gökhan Arslan, “Tırçun” başlıklı yazısında “Bir yas başka bir yasa eklenir mi? Ya da farklı farklı durumlar için tuttuğumuz yas süreçleri birbirinin devamı veya tamamlayıcısı olabilir mi?” diye soruyor. Kişisel deneyimlerinden yola çıkarak yasın farklı biçimlerde yaşanması ve dile, sanata, özellikle de şiire dönüşmesi üzerine düşünüyor. “Edebiyat tarihi yas tarihidir aynı zamanda,” diyor.
Aralık sayımızda buluşmak üzere.


















