
I.
Bazı yuvaların sıvasında insan bedeninden izler olduğuna dair hiç kitabi olmayan o iç bilgi eline geçtiğinde isli kaya yüzeyinden günışığına meyletti. Bulut şaşkını…… Çelimsiz ağacın dallarındaki gürbüz ayvalara dalıp gitti: Bunca cılız gövdeden nasıl olmuşsa al al yanak misali fışkırmış mayhoş nektar. Yuvasına tezat mahsul.
Ayvalar o sırada belli ki dikkatlerini hiç de ona yöneltmemişlerdi. Ne yapsınlar şol şaşkın beşeri. Dişleyecek halleri yok ya. Oyuncu bulutlarla elele vererek çevrelerini tarla misali sarmış peri bacalarını gözlüyor olma ihtimalleri ise hayli yüksek.
İnsan kırıntılarını nerelere serper? Sıvada hangi kimyasallar ten gözeneklerinden içe doğru sızar? Tozdan-kumdan-dumandan kıvrılarak açmış kaya çiçeğinin kıvrılışında kaç can yuva bulur? Dönerek tepelere erişen yolda kaç hayat(ın)a rastladın?
Yuva sıvasında insan sosu. Demek ki diye düşündü o sırada: Toprakla buluşmadan da bedenden taşa nakil sözkonusu olabiliyormuş.
II.
Sen bu sükûnetinle zaman katmanları arasında keyfekeder salınırken ister misin sağanağın ardından binbeşyüzyıllık bir abide yuva…… şapkası yana yatık oyunbaz….. kutsalın mayasını kabartan sunak…… eklemlerinden bükülen kuklalar misali……. toza pusa bulanarak……. içinde ona hayran dolanan canları tuzbuz ederek…… harcına katarak…….
pısssss karışıversin toprağa.
III.
Bir peri bacası yeryüzünden silinirken yeraltında yepyeni bir uygarlık filizleniyor.
Yuva meseli hep aşağıdan yukarı değil.
Yörüngelerin seyrinde esrime faktörü beklenmedik bir yüzyılın alacakaranlığında fizik fasiküllerine eklemlendiğinde yeni bir yuvanın anahtarı ellerine tutuşturulacak.
IV.
Binyıldan uzundur ayakta duruşun hammaddelerinden: Atık. Güvercinlerinkine karışmış insan dışkısı, Horasan çamuru, yumurta akı, keçi kılı.
Peri bacasında usul usul yürüyen simya.
Peri bacası yazan eller kendini resim yaparmış gibi duyumsuyor. Ne muhteşem bir yuva tamlaması. Halesini yana yatırmış avare baca. Yönü belirsiz periler birliği. Çalakalem, acemi yuva tasarımı. Taslak hamlık. Vaatsiz aldırışsızlıkta çağ sektiren heybet. Sıfat bolluğunda cümle belagatin silgisi.
Nutkun tutulduğu yerde yuva tasviri imhanın öznesi. Biriciği.
V.
Peri bacası yazan eller kendini dansedermiş gibi duyumsuyor. Öyle ki ateşi iyice harlamak için nefes koşturan periler işi gücü bir yana bırakıp uçuşarak eşlik ediyorlar onlara-sana.
Hiçbirşey tüttürmemişken nereden nasıl peyda oldu kaburgalarda tak-yapıştır bu kanatlar. Elli yıllık esrar ancak göğe yükselmeyi bekleyen taşları havalandırır. Onlara kimse yuva sözü vermemişken üstelik. İstedikleri kadar göz süzsünler vadiye.
VI.
Peri bacası diye yüksek sesle tekrar edip duruyor yazmayı bırakarak. Avaz alıp başını yayılıyor. İçinden “Burada herhangibir edebiyat kaygısı güdülmemektedir; kim laf yetiştirebilir onların bilge susuşlarına” diye not yazmak geliyor. Ne de olsa anılar savunmasız, her an yıkılmaya hazır ve sorgudan sualden azade.
O halde: Çok eskiye dayanan tanıdıklık hissi yerin yedi kat altındaki o mağaradan yürümüş olmalı. Avuçiçi çizgilerine…… oradan kanyollarına……. Bebeklik anısı onu yaşlılık eşiğinde yoklamış olmalı. Anneannesinin köyündeki kaya oyuğu şapele tırmanıp ikonaların tozundan hapşırık depremine yakalandığında kafasına taş bir şapka iliştirilmişti muhtemelen. Yana yatık.
29.10.2026
Ürgüp


















