21. Yüzyılın sürekli ilerleyen dünyasında kültürlerarası alışveriş hiçbir dönemde olmadığı kadar hızla kaynaştı. Bu oluşumun edebiyat alanındaki çıktısı ise, anlatılarda klasik, lineer, hiyerarşik yöntemlerin yetersiz kalması oldu. Çok katmanlı hatta çok merkezli metinlerin yazılması çözümlemelere de daha kapsamlı bir bakış açısı ile yaklaşılmasını elzem hale getirdi.

Geleneksel çözümleme ve rizomatik çözümlemeyi basitçe tanımlayacak olursak, geleneksel çözümleme sırasında, harita üzerinden belirlenen başlangıcı, sonu ve durak noktaları belli bir yolculuk yapılırken, rizomatik okumada farklı yaratıcı süreçlerin tetiklenebileceği labirent yolculuğundan söz edilebilir.
Dünyadaki gelişmelere paralel olarak, özellikle son yıllarda Türk edebiyatı eleştirisinde de klasik çözümleme yöntemlerinin sınırları tartışılmaya başlanmış ve rizomatik eleştiriye dönük ilgide görünür bir artış yaşanmıştır. Rizomatik çözümleme/eleştiri yöntemi Türk Edebiyat camiasında günden güne gelişen güncel bir alan olma özelliğini koruyor.
Rizomatik Eleştiri
Dünya üzerinde rizomatik eleştiri kavramından ilk kez Fransız filozof Gilles Deleuze ve psikanalist Félix Guattari’nin ortak yazdıkları Türkçeye “Bin Yayla” olarak çevrilen “ A Thousand Plateaus” kitabında bahsedildi. Felsefe ve edebiyat alanında rizomatik eleştiri denildiğinde, yazılı metinlerin tek bir merkezi yapısı olmadan, tek bir köke bağlanmadan çoklu bakış açısı ile incelenmesi kastedilir.
Deleuze ve Guattari metinlerin tek bir merkez üzerinden tek yönlü bir yorumla okunup çözümlenmesi yerine sürekli çeşitli yönlere ilerleyen fikirler ve disiplinler arası yorumlarla çelişkili fikir ve ilişkiler ağ örüntüsünde incelenebileceğini savundular.
Geleneksel Ağaç Modeli ile Çağdaş Rizom Modeli
MS 3 Yüzyıldan itibaren Batı düşünce sisteminin temelinde “ağaç modeli” örnek alındı. Bu dönemde “Porphyrios Ağacı “metaforu, varlıkları ve kavramları hiyerarşik biçimde sınıflandırmak için kullanıldı
17 yüzyılda Descartes, felsefi bilgiyi tanımlamak için açıkça “ağaç modeli”ni kullanıma aldı. Descartes kendi öğretisinde kökleri metafizik, gövdeyi fizik, dalları diğer bilimler olarak tanımlamıştır.
1980’lerde söz konusu kalıplar yetersiz gelmeye başladı. Bu dönemde Deleuze ve Guattari birlikte yaptıkları çalışmalarla Batıda yüzyıllar boyu kabul gören ağaç metaforunu sorguladılar ve bu düşüncenin tam olarak gereksinimleri karşılamadığını düşünerek ağaç modelinin karşısına “rizom modeli”ni koydular.
Tıpkı ağaç gibi rizom da doğa kaynaklı bir metafordur. Rizom terimi toprak altında yatay yönde çoklu kökler vererek, gelişen gövdeyi tanımlamak için kullanılır.
Bir ağaç sadece dikey kök üzerinden gelişirken, rizom köklü bitki çoklu kökler üzerinde yükselir. “Rizom kök” yapısının en önemli özelliği üzerinde yer alan boğumlar sayesinde sürekli olarak yeni filizler üretebilmesi ve yatay yönde bir ağ yapı halinde ilerleyebilmesidir.
Deleuze ve Guattari’nin rizom benzetmesini doğadan almalarının nedeni, düşünceyi doğaya benzetmekten çok, düşüncenin ağaç gibi köklenmek zorunda olmadığını göstermekti.
Burada önemle belirtilmesi gereken bir husus Deleuze ve Guattari’nin “Ağaç Modeli”ne karşı olmadıklarıdır. Bu model de çeşitli çalışmalar için uygundur ama Deleuze ve Guattarinin temel itirazı bütün düşünce modellerini ağaç biçiminde tanımlamanın yetersiz olması üzerinedir. Deleuze ve Guattari’nin rizom modelini ortaya atmaktaki, asıl amaçları disiplinler arasındaki sınırları aşabilmektir.
Rizomatik Eleştiri
Günümüzde edebiyat alanında rizomatik çözümlemeler yapılırken dikkate alınan başlıca noktalara kısaca değinelim.
Geleneksel ağaç modelinde çözümlemeler tek bir merkezi esas alırken, rizomatik eleştiri çoklu merkezi temel alır. Böylecemetnin tek bir “gerçek anlamı” olduğu varsayılmaz. Bir başka önemli nokta geleneksel eleştiri/çözümleme sırasında en önemli bakış açısının yazara ait olduğu düşünülür. Bu tür çalışmalarda yazarın metni yazarkenki amacından çok okurun ve metnin gerek diğer metinlerle gerekse diğer disiplinlerle kurduğu ilişkiler üzerine yoğunlaşılır. En önemlisi ise geleneksel eleştiride ise metnin temelini oluşturduğu varsayılan ana amaca yönelinir. Oysaki rizomatik eleştiride metin tarafından oluşturulan anlam okurun bakış açısı ve derinliği üzerinden şekillendirilir. Sürekli değişen bir oluş hali mevcuttur.
Rizomatik eleştiri esas alındığında ortaya konulan çözümlemelerin hiç birisi metnin “esas yorumu/ anlamı” değildir. Deleuze ve Guattari’nin rizomatik (kök sap) eleştiri kavramı farklı köklerden çıkan yeni sürgünleri değerlendirdiği için sürekli güncellenmeye açıktır.


















